Kendi musiki kubbemiz
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Kendi derken, müzikten kendi payıma düşen bir bütünü kastediyorum. Yoksa Yahya Kemal’in ‘Kendi Gök Kubbemiz’e laf atmaya niyetim yok. Ama bir şiirine bir selam gönderebilirim. Beyatlı, zevk almadığı Slav kederine karşılık çok sevdiği bir müziği hatırlar:

“Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanrburi Cemil Bey çalıyor eski plakta.
Birdenbire mes’udum işitmek hevesiyle,
Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.”


Doğrudur. Derler ki genç Yahya Kemal, doyamadığı Paris’e yeniden gitmek üzereyken onu durduran, dostlarının götürdüğü bir mecliste dinlediği, bir kemençesini, bir tanburunu çalan Tanburi Cemil Bey olmuş.
Oysa ben o sırada, akşam ödül gecesiyle başlayacak 24. İstanbul Caz Festivali’ni düşünüyordum. Ödüller bu yıl, Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi’nde verilecek. Hem pop, hem caz şarkıcısı olarak (ama ille de cazcı olarak) tanıyıp sevdiğimiz Fatih Erkoç ile, TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nın şefi Kamil Özler bu akşam ödüllerini alacaklar. Erkoç, bir konser de verecek. Onu DELADAP konseri izleyecek. Caza aşkla bağlanmış dostlarımızı göreceğiz. Festivale ilk adımımızı atmış olacağız.

Sonra da Paco de Lucia anısına ‘Beyond the Memory’ konseri, birer Genç Aslan oldukları zamanlardan beri (bu ünvan hiç hoşlarına gitmemişti) tanıdığımız, yetkin iki cazcı, Christian McBride ile Joshua Redman ile birlikte genç ve seçkin cazcı Kandace Springs ile Festival’in iki ödüllü sanatçısından Kamil Özler yönetimindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası da Zorlu’da seyirci karşısına çıkacak. Beykoz Kundura Fabrikası’nda ise iki ayrı konserin ilk akşamında Junun belgeselini daha önce izledikleri için bu sayede Rajasthan müziğini bir kere daha dinleme fırsatını kaçırmayacak hayranlarına bayram ettirecek. Snarky Puppy’nin klavyecisi Bill Laurance ile grubun kurucusu ve bas gitaristi Michael League’in yepyeni projesi Bokanté de çaldıkları gibi aşkla dinlenecek.

Daha neler var, neler var daha! Borusan Müzik Evi’nin hepimizi ‘prepared piano’ manyağı yaptığı yılda ilk kez ‘live’ olarak dinlediğimiz Nik Bärtsch’s Ronin ile Mehmet Ali Sanlıkol & What’s Next? Featuring Tiger Okoshi de, eminim ki çok sadık hayranların karşısında çalacaklar.

Peki, Tanburi Cemil Bey nereden çıktı diyecek olursanız, dün gittiğimiz Remzi Kitabevi’nin kafesinde, bir LP’sini gördüm. Gidip CD’si var mı diye sordum. Kasadaki arkadaş, önce “Yok,” dedi, sonra biraz müsaade istedi. Ben CD aramaya gitti sandım. Meğer plağın kapağını okuyormuş. Sonuçta içinde on tane CD ve bir kitap olduğu anlaşıldı. Bende de pikap olmadığı için hemen LP’yi alacak ve memnun olacak birini düşünmeye başladım. Az önce de işyerimizde Klasik Türk Müziği seven bir arkadaş bulduk. Fevkalade sevindirici. Böyle güzel şeylerin ziyan olmasına üzülüyorum.


Böylece benim de bir ‘bütün’üm oldu; türlü müzikten oluşan bir musiki kubbesi. Başı Tanburi Cemil Bey çekiyor ama, yarın akşam açılışını yapıp 21 Temmuz’a kadar sürecek olan 24. İstanbul Caz Festivali’nde de geniş bir müzik yelpazesi var. Program açıklandığında en çok hangisine sevindin derseniz, ne yalan söyleyeyim, programda olduğunu duyunca en sevindiğim grup Ronin oldu. Yıllardan beri onları bir kez daha dinlemeyi bekliyordum. Yarın ise, sabah uslu uslu gidip Tanburi Cemil Bey’imi alırım, akşama da Elif ile festival açılışına giderim. Musiki kubbemiz de ağır ağır döner durur.