Anasayfa BİRGÜN KİTAP Kendini kaybetmek

Kendini kaybetmek

Bizim için asıl mesele bu dosyada ‘özne’; özne neden kayıp, özne neden gizli, özne neden görünmüyor edebiyatın şimdisinde. Üstelik adları, konumları, yerleri, hikâyeleri belliyken olan bir şey bu…

ONUR AKYIL

Eleştiri alanında çoklu okumalara olanak tanıyan çalışmaların yeri her zaman bir başkadır; bu anlamda sonda söyleneceği başta söyleyerek Onur Orhan’ın, Can Yayınları’ndan çıkan Yusuf’u Bulmak isimli romanının ‘yeri bir başka olan’ çalışmalar arasında olduğunu söyleyeyim.

Şimdi, muhtemelen roman denince akla ilk gelen şey olarak ‘ayrıntı’yı ele alanlar, en azından benim ‘okuma okuması’ dediğim ilk okuma esnasında, Yusuf’u Bulmak’ı sarsıcı, çarpıcı bulabilir ve dahası ile değerlendirip köşelerine çekilebilirler. Bunun önemli nedenlerinden biri, romanın her satırına yazarı dışarıda bırakırcasına işlenen dildir büyük ihtimalle. Mesela biri kalkıp ‘Memleket romanında gestus’a örnek verebilir misiniz?’ dese, sözcüklerin hareketli ve canlı kıldığı insanlarıyla Onur Orhan’ın bu çalışması örnek verilebilir. Aslında burada etkili olan yalnızca sözcükler de değil; dramatik metin oluştururken sık başvurulan bir yöntemden yola çıkarak, bir roman oluşturmanın hem güzelliği, hem ilginçliği hem de sıkı bir tartışma başlığı açabilecek olması… Yazarın tiyatro ile olan ilişkisinin dili kullanmadaki rahatlığı, serbestliği ve karakter/dil ilişkisi açısından uyumu gibi noktalarda kolaylıkla izlenebildiğini söylemek lazım. Tehlikeli bir alan; fakat değerlendirdiğimiz çalışma açısından bütünlük sağlamış mı? Sağlamış. Daha uzun ve daha ayrıntılı konuşulması gereken bu noktayı başka bir yazıya bırakıyorum.

Özne neden kayıp?

Gelelim çarpıtılmış dinsel bir yakalamaya; bir detaya. Çarpıtılmış dinsel detay derken korkunç bir şeyden bahsetmeyeceğiz, öyle anlaşılmasın; bu güne değin Yusuf ve kuyu hikâyesi, başka birçok yazar tarafından farklı içeriklerle yeniden ve yeniden yorumlandı. Burada bir sıkıntı yok. Fakat yazarın bize, hiç olmazsa bu dosyanın temel matematiği açısından sunduğu şey gerçekten üstünde durulmayı hak ediyor. Bizim için asıl mesele bu dosyada ‘özne’; özne neden kayıp, özne neden gizli, özne neden görünmüyor edebiyatın şimdisinde. Üstelik adları, konumları, yerleri, hikâyeleri belliyken olan bir şey bu… Bu noktadan baktığımızda Yusuf’u Bulmak, bulunmaz bir çalışma.

Şimdi, şöyle söylersem belki daha rahat anlaşılır: Bahsi geçen romanda kayıp olan Yusuf mu? Kuyuya itilmiş Yusuf kayıp mı olmuştu? Toplum bir kuyu mu? Yoksa toplumun dışında kalan bir yer, bir yerler zincirlemesi mi yalnız kuyu? Pavyonlar, gacı evleri vesaire… Burada aklıma ister istemez Yusuf’un elbette temiz olacağı, temiz kalacağı ve herkesin onu tanımasına rağmen, hepsinin onun hakkında yalan söylediği gibi bir duyguya kapılıyorum. Tartışılmalı bu… Ama açık olan bir şey var ki Yusuf’un artık bu insanlar için öyle ya da böyle kutsallaştığı, neden mi? Yusuf belki de bir insan değil; elbette insan ama belki değil, ne öyleyse? Yusuf bir inanç biçimi, bir bakış açısı, bir sınamama ve sınanma alanı… Kısacası Yusuf toplumsalı bağlayan bir düğüm; Hayır, aslında okuduğunuz gibi birbirine yakın bir dille konuşan insanların çoğu, romandan bahsediyorum, aynı çevrenin parçaları değiller. Uçucu olan, kalıcı olmayan Yusuf… Açıkçası Yusuf’u Bulmak derken kastedilen yalnızca ‘Nerede bu Yusuf?’ değil; her bir karakter için, anlatır gibi yaptıkları ama kendilerine sordukları bir soru: Kim bu Yusuf? Her biri bir başka Yusuf olarak elbette…

Kayıp benlik

Buradaki derin mesele işte çarpıcı olan. İnsanlar dönüp öyle ya da böyle geçmişlerine bakıyorlar; ne için? Olan şu: Hem toplumsal benliğin kayboluşu, hem de benin toplum içinde kayboluşu var; dolayısıyla bir Yusuf değil kayıp olan ya da aranan, o yalnızca bağlardan biri. Bu çalışma açısından ise yazar tarafından seçilmiş olanı; çünkü diğerlerinin kardeşleri tarafından kuyuya atılmak gibi bir ön öyküleri, çağrışımları yok. Romanın adı Cengiz’i Bulmak olamazdı mesela, işte bu yüzden. Bununla birlikte elbette romanın, çalışmanın kendi içinde bazı ekstra bağlantılar var, bu da muhtemelen alt metinden ziyade, yazarın ana metin de biçimli dursun arzusuyla gerçekleştirdiği bir şey olabilir.
Bu yazı / inceleme, değini açısından sona yaklaşırken tartışılması gereken başka bir önemli nokta daha var; Yusuf’u Bulmak’ın bir yeraltı edebiyatı örneği olup olmadığı… Memlekette zaman zaman gündeme gelip tartılan bir şeydir yeraltı edebiyatının ne olup olmadığı… Bana kalırsa Yusuf’u Bulmak ne bir yeraltı romanı ne de bir yer üstü romanı; kuşkusuz merkezde değil ama sanırım tanım da kaldırmıyor, daha doğrusu tanımlanmaya ihtiyacı yok; içerik açısından da genel geçer toplumsal değerlerle çatışan her şeyin yeraltı skalasına dahil edilmesi pek doğru değil. Kaldı ki toplum ve ona ait değerler; yani şimdinin toplumsallığı her noktasıyla son derece açık, ortada, dolayısıyla sıradanlaşmış, bir zaman tuhaf olan ama şimdi tuhaf olamayan bir yerde… Dolayısıyla bu gün bir yeraltı romanı yazılmak istendiğinde belki de anlatılması gereken karakter işine gidip gelen, akşam dokuzda da yatağında olan biri olabilir. Kavramlar gibi işleyişler de darmadağın…

Sonuç itibariyle toplumsal yapıya dair parçalanan şeyler bütünün bir yansıma olarak, kendisi ortalıklarda görünmeyen bir kahraman, bir roman kahramanı üzerinden akan Yusuf’u Bulmak’ın gerçekten de farklı okumaları ateşleyecek birçok verisi var. Bunların hepsi eleştirinin başka başka olanaklarıyla bizi başka başka sonuçlara götürebilir. Açık olansa toplumda artık öznenin kendi adına yittiği ve kaybolduğu ama mutlaka ve her koşulda bir biçimde varmış gibi ele alındığı; olmayanın üretildiği, üstelik gerçeklikle ne denli bağı olduğunu bilmediğimiz bir olaylar dizisi ile üretildiği bir dönem, bir çağ…

Kuşkusuz Onur Orhan’ın çalışması başarılı ama gerçekten olanları, olup bitenleri Yusuf biliyor. Yusuf kendisi hakkında konuşmaya başladığında, özlediğimiz her şeye yeniden kavuşacağız insanlık, toplum, ülke ve edebiyat adına…

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,956AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

“Babacan Erdoğan’a partinin halktan kopuş nedenlerini içeren dosya sundu”

AKP'den ayrılarak Abdullah Gül önderliğinde yeni parti kurması beklenen Ali Babacan'ın AKP...

KESK İzmir: KHK’ler gidecek, biz geri döneceğiz

BERKAY SAĞOLİzmir’de KHK’ler ile ihraç edilen kamu çalışanlarının yaklaşık...

İnsanlık onurunu korumak herkesin sorumluluğudur

Aycan Karadağ“İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma...

İran yönetiminden Trump’a yanıt

 İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Donald Trump'ın tehdidine karşılık...

İBB Başkanı İmamoğlu: Troll belediye çalışanı istemiyoruz

23 Haziranda yüzde 54 oy oranı ile yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı...

Bolsonaro’nun G-20 Zirvesi heyetindeki asker kokainle yakalandı

Brezilya'da ocak ayında devlet başkanlığı koltuğuna geçen aşırı sağcı Jair Bolsonaro'nun, Japonya'da yapılacak...

92 oy aldığı için İstanbul seçim sonuçlarına itiraz etti

Mehmet Ali Aydoğmuş, 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için...

CHP PM pazartesi toplanacak

CHP Parti Meclisi (PM), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini değerlendirmek üzere Genel...

Yargı, ‘kamu yararı yok’ dedi: Bakırköy’deki plan değişikliğine ret

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 20 Nisan 2017’de onaylanan İstanbul’un Bakırköy ilçesi Zuhuratbaba...

Rabia Naz soruşturmasında yeni gelişme

Giresun'da 11 yaşında şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz soruşturmasında yeni gelişme. 

Sonraki haber