Kılıçdaroğlu: İran, Suriye ve Irak'la beraber barışı getireceğiz
11.06.2018 11:14 SİYASET

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin büyüme rakamlarını değerlendirirken, hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi. Kılıçadoğlu, "İçinizde 7 küsur büyüyen esnaf, çiftçi, emekli var mı ben merak ediyorum? Kim büyüdü? Rantiye sınıfı. Türkiye'yi en geç 4 yıl içinde dolara boğacağız. Siyasette ufku dolanlar, ülkeyi sağlıklı yönetemezler" dedi.

Seçim çalışmaları kapsamında Malatya'ya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP İl Başkanı Enver Kiraz ve partililer tarafından karşıladı. Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nde esnaf ve sanatkarlarla bir araya gelen Kılıçdaroğlu, 24 Haziran seçimlerinde partisinin seçim bildirgesinde yer alan vaatleri anlatarak, cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye destek istedi.


Malatya'ya her gelişinde esnaf ve sanatkarları ziyaret edip, sorun ve önerilerini dinleyerek çözüm bulmaya çalıştığını belirten Kılıçdaroğlu, "Esnaf vergisini, primini zamanında öder. Sıkıntısı varsa komşusuna, arkadaşına anlatmaya çalışır. Esnafın bizim toplumumuzda farklı yeri vardır. Ticarette tanıştığımız ilk kişi esnaftır. Esnaf dünyanın her yerinde vardır. Anayasamızda var; 'Devlet, esnaf ve sanatkarları koruyacak tedbirleri alır.' Gittiğim bütün esnaf toplantılarında, hep bir esnaf bakanlığından söz ederler. 'Niye bizim bir bakanlığımız yok?' derler. Hiçbir parti 'Esnaf Bakanlığı' demiyor. Ama biz diyoruz ve seçim bildirgemize koyduk. Allah'ın izniyle Muharrem İnce Cumhurbaşkanı, 'Millet İttifakı' da parlamentoda gerekli çoğunluğu sağladığında ilk yapacağımız işlerden birisi 'Esnaf Bakanlığı' kurmaktır" dedi.

'İNANÇ ÜZERİNDEN SİYASET YAZIKTIR, GÜNAHTIR'

Türkiye'nin büyüme rakamlarına değinen Kılıçdaroğlu, "Zincir mağazasını CHP'mi kurdu? Kuran iktidara oy verirseniz daha çok ağlarsınız. Ben doğrucu Davut'um, doğruları söylerim, söylemeye de devam ederim. Başka parti sizi kira stopajından muaf tutacağını söyledi mi? Hayır. Biz söylüyoruz ve sizi bu beladan kurtaracağız. İçinizde 7 küsür büyüyen esnaf, çiftçi, emekli var mı ben merak ediyorum? Kim büyüdü? Kim, büyüyen kim? Rantiye sınıfı. Bu ülkede yaşayan her vatandaş huzur içerisinde yaşasın. Biz bunun kavgasını veriyoruz. İnanç üzerinden siyaset yazıktır, günahtır. Kimlik üzerinden siyaset yazıktır günahtır. Yaşam tarzı üzerinden siyaset yazıktır, günahtır. Herkesin kimliğine, inancına hepimizin saygı göstermesi lazım" diye konuştu.

'GEÇİNİRİZ' DİYORSANIZ GİDİN İKTİDARA OY VERİN'

Emekli aylığı alt limitinin, 2008 öncesinin bin 800 lira, aradan geçen 10 yıl sonra bu yıl ise 840 lira olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Haberiniz var mı bundan? Niye haberimiz yok arkadaşlar? Başka bir demokratik ülkede olsa kıyamet kopar. 'Bin 800 lira aylığı, sen nasıl 840 liraya indirirsin?' der. Bunu ne diye sattılar; 'Sosyal güvenlikte reform yapıyoruz' diye sattılar. Buyurun size reform, her ay bin lira kestiler. Demokratik bir ülkede olsak, buna isyan edilir. Ne düştü de emekli aylığı düştü. 'Geçiniriz' diyorsanız gidin iktidara oy verin, 'Geçinemiyoruz' diyorsanız. Oturup düşünmeniz lazım. Sorun benim sorunum değil. Ben Milletvekiliyim. Ayda 12-13 bin lira para alıyorum benim derdim yok ki. Herkes geçinebilsin, benim derdim bu. Sizi bu hale getirenin arkasında niye konuşuyorsunuz? Benim zamanımda açık 2 milyardı, şu anda 34 milyar. Niye sormuyorsunuz bu açık niye var?" diye konuştu.

En yüksek sosyal güvenlik primlerinin Türkiye'de olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Biz taahhüt ediyoruz. 5 yıl içerisinde bunu indirmemiz lazım. Makul düzeye indireceksiniz ki kayıt dışı olmasın. Eğer yüksek yaparsanız herkes kayıt dışı yapar." dedi.

'TÜRKİYE TEFECİLERE TESLİM EDİLDİ'

Türkiye'nin faizle tefecilere teslim edildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

İnsanların sırtına binerek politika yapılmaz. Kim kazanıyor? O rakamı da vereyim. Son 16 yılda hükümetlerin dışarıya ödediği faiz 151 milyar 134 milyon dolar. Kime ödendi? Londra'daki bir grup adama. Kim ödedi? Sizler ödediniz, hep beraber ödedik. Çocuk doğduğundan andan itibaren emzik aldık, bez aldık vergi ödedik. Musluğu açtığında 5 çeşit vergi ödüyorsun. Bir de gelir vergisi ödüyorsunuz siz ayrıca, damga vergisi, harç ödüyorsunuz. Nereye gidiyor? Tefecilere gidiyor. Sonra içeride de var tefeciler. Onlara da 687 milyar 124 milyon lira. Sizin devlet tahviliniz var, hazine bononuz var, dolarlarınız var mı? Türkiye neden tefecilere teslim edildi. 16 yılda sonuçta geldiğimiz nokta şu; Türkiye tefecilere teslim edildi. Sayın Erdoğan Londra'ya niye gitti, ne işi var? Tefecilerle görüşmeye. Sayın Mehmet Şimşek niye gitti Londra'ya? Tefecilerle görüşmeye. 'Bize borç verin, yoksa ekonomiyi götüremiyoruz.' Diyorlar ki 'Tamam verelim ama sizin ekonominiz riskli, faizi yükselt. Faizi yükseltmezsen ben sana dolar veremem.'

Şu anda Türkiye dünyanın en yüksek faiziyle borçlanan ülkelerden birisi. Sizin geliriniz niye düşüyor? Bundan. Siz neden şikayet ediyorsunuz? Bundan. Niye ülkeyi tefecilere teslim ettim. Sonra dönüp, 'Bunu dış güçler yaptı.' Yahu parayı isteyen, yalvaran yakaran, borç isteyen sensin. O da diyor ki 'Şartlarım var, faizi yükselt vereyim' diyor. Sonra kalkıp, içeride bunu farklı anlatacaksın. Olmaz. Türkiye büyük bir değişim ve dönüşümü yapmak zorundadır. Hepimizin oturup düşünmezi lazım. Benim görevim bunları size hatırlatmak. Sandığa giderken düşünün, elinizi vicdanınıza koyun ve öyle oy kullanın."

'TÜRKİYE'Yİ EN GEÇ 4 YIL İÇİNDE DOLARA BOĞACAĞIZ'

KIlıçdaroğlu, seçim bildirgesinde yer alan kuracakları Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'na (OBİT), sonradan bölgedeki Ürdün, Filistin ve Mısır'ın da katılabileceğini ifade etti. OBİT ile bölgenin huzur adasına kavuşturulacağını aktaran Kılıçdaroğlu, "Biz Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nı kurmaya kararlıyız. Allah'ın izniyle Muharrem İnce cumhurbaşkanı seçildiğinde ve parlamentoda da 'Millet İttifakı' çoğunlukta olduğunda Sayın Muharrem İnce'nin yapacağı ilk iş İran, Irak ve Suriye'yi ziyaret etmek olacak. Niye Müslüman kanı aksın. Niye Ortadoğu'yu bir barış havzasına dönüştüremiyoruz? Hiç gidip dolar için yalvarmayacağız. Türkiye'yi en geç 4 yıl içinde dolara boğacağız. Üstelik biz alın teriyle yapacağız. Gidip tefecilere yalvarıp yakarmayacağız. Kendimiz üreteceğiz, kendimiz kazanacağız bütün Ortadoğu'yu yeniden inşa edeceğiz. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'na arzu ederse daha sonra Ürdün, Filistin, Mısır katılabilir. Ortadoğu'yu tümüyle bir barış havzasına kavuşturmak mümkün. Biz bunu yapacağız. Biz Türkiye'yi bölgenin yıldızı haline getirmek istiyoruz. Ortadoğu'daki aşiret reisleri bile bize kafa tutmaya başladı. İşin özeti biz, kendi memleketimizde huzur içerisinde, kavgasız, gürültüsüz yaşamak istiyoruz" diye konuştu.

'SİYASETTE UFKU DOLANLAR, ÜLKEYİ SAĞLIKLI YÖNETEMEZLER'

Kılıçdaroğlu, AKP hükümetleri ile öncesinde hükümetlerin harcamalarını da kıyaslayarak, eleştirilerde bulundu. Seçmenlerden düşünerek oy kullanmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"1923- 2002 arasında 79 yılda gelen bütün hükümetlerin harcadığı para 713 milyar dolar. Son 14 yılda harcanan para, 2003- 2017 arasında 2 trilyon 94 milyar dolar. Elinizi vicdanınıza koyun, şöyle bir düşünün. 2 trilyon nereye gitti. Karakaya, Keban, Atatürk barajları gibi devasal bir baraj mı yaptın? Ne yaptın? 'Köprü yaptık' deseler doğru değil. Çünkü müteahhit yaptı, parasını da üzerinden geçenler ödeyecek. İnşaat sırasında hazineden çıkan bir para yok ki. Nereye gitti bu para? Eğer 2 trilyon 94 milyar dolara fabrika kurulsaydı emin olun fabrika kurulacak bir karış arazi kalmazdı. Bakın seçim meydanlarında konuşuyor Sayın Erdoğan. Güzel konuşabilir. Ama neden hiç ekonomiden söz etmiyor? Neden 'Gelince ekonomide şunu yapacağım, bunu yapacağım' demiyor. Siyasette ufku dolanlar, ülkeyi sağlıklı yönetemezler. Nokta, işin özeti budur. Ben bir siyasetçi olarak, yıllarını devlette çalışarak, eski bir bürokrat olarak, her kuruşun hesabını vermenin namuslu siyasetin gereği olduğunu düşünerek bir şey söylemek istiyorum; sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyun ve oyunuzu öyle kullanın. Türkiye bu krizi aşmak zorundadır. Türkiye, yeni bir değişim ve dönüşümü sağlamak zorundadır."