Kimiz biz?
30.08.2018 09:00 BİRGÜN KİTAP
Marx’ın işçi anketindeki 101 sorunun tümü geleceği kuracak işçi sınıfının ‘doğru’ ve ‘gerçek’ tanımlamasına ilişkin

Onur Akyıl

Sınıfın ölümsüzlükle kayıtsızlık arasındaki varlık mücadelesi, kendini sürekli yaratan ve yenileyen tarihi boyunca dönüp dönüp incelenen ve asıl sorusu öznenin ne’liği olan bir okumayı hep zorunlu kıldı. Bu durum bazen çıkışı olmayan bir çember halini de aldı; elbette, teorinin ve eylemin kesiştiği anlar / olaylar / zaman dilimleri boyunca, sınıfa dair bazı gerçekler kendilerini birer bilgi olarak ortaya koydular.

Fakat bu doğal sonuç / sonuçlar toplamı, sınıfın ilerleme pratiğinde her zaman etkili bir yolun izlenmesini ya da daha kestirmeden söylersek ‘zafere’ giden yöntemi belli bir doğrultuya oturtmakta belirleyici olmadı. Kuşkusuz çaresizlik, çözümsüzlük değil, sınıfın mücadele pratiğinin gelişimi demekti bu. Tarihin yazımını, bu tarih yazımındaki yöntemleri anlamak, sınamak, onaylamak ve / veya reddetmek kadar, olup biteni baştan aşağı kabullenebilmek de önemli oldu. Marx’ı bizim için önemli kılan da tam da burası aslında, tarihin yazılan yerlerini değil, yazılabilecek yerlerini arayıp bulması, bunun için harcadığı çaba, geliştirdiği bakış açısı ve bütün bunları sağlayan, kabullenmeyi öteleyen, kabulleniş.

Sınıf ve katman
Onur Bütün’ün Ayrıntı Yayınları’ndan Mayıs 2018’de çıkan Marx’ın İşçi Anketi isimli çalışması, yukarıda değindiğimiz meseleleri bütünlüklü bir biçimde önümüze kopyan, son derece önemli bir çalışma. Çalışmayı merkeze almamızı gerektiren birçok nokta var; elbette en önemlisi ise, sınıfın Marx açısından hiçbir zaman, kimilerinin iddia ettiği gibi bir ‘katman’ olarak ele alınmadığının kanıtı olması. Bu kapsamlı, çok boyutlu bir tartışmayı ateşleyebilir, önemli de olur bu. Katman, yığın, çoğunluk ya da benzeri tanımların sınıf yerine kullanılmasının, kapitalizmin gerici düşünme biçiminde kap aynı şey olarak, özellikle yoksulluk üzerinden ortaklaştırmaya çalışması, bir Marksist’in uyanık bir biçimde üzerinde durması gereken bir şey. Bu ayrım / ayrımlar önemsenmediği sürece, kavramlar / tanımlar ve dahası üzerinden gerçekleştirilen aynılaşmanın, her şeyden çok tüketim kültürüne hizmet ettiği açık.

Marx’tan 101 soru
Öyleyse öznelerden oluşan bir öznenin, yani sınıfın tanınması ve kesin bir biçimde tanımlanması önemli. İşte bu kesin tanımlanmayı yapabilmenin en akıllıca yolu, tüm bileşenlerin, tüm parçaların ayrı ayrı tanınmasıdır. Ancak elbette iş bu aşamaya gelene kadar işleyen bir sürecin, belli bir birikimin, sınıfa dair bir bakış açısının belirlenmiş olması gerekir. Bunun anlamı, işçi anketinde yer alan soruların, tek birinin bile rastgele ankete yerleştirilmemiş olmasıdır. Marx’ın ankete dahil ettiği her soru, 101 sorunun tümü geleceği kuracak sınıfın doğru bir çözümlemesinin, bu çözümleme ekseninde de ‘doğru’ ve ‘gerçek’ tanımlamasının yapılmasıyla ilgilidir.

Doyurucu bir izlek
Onur Bütün’ün çalışması bu anlamda da doyurucu bir izleğe sahiptir. Marx hakkında henüz belli bir bilgi birikime sahip olmayan genç bir okuyucunun da, işçi anketinin sorularıyla karşılaşana dek Marx’a ve bu birikime ortak olması sağlanır yazar tarafından. Bu tip çalışmalarda gözetilmesi gereken önemli bir ayrıntıdır bu. İşin içine teori girdiğinde, üst perdeden konuşan yazarlar özellikle genç arkadaşlarımızı yoran metinler oluştururlar genelde. Bütün’ün çalışmasında, yazarın işçi anketine varana değin çalışma içinde gerçekleştirdiği bölümlemeler, okur üzerindeki, özellikle genç okur üzerindeki yorucu etkiyi ortadan kaldırıyor.

‘Yeni başlayanlar’ için...
Bu anlamda çalışmanın ikinci bölümü oldukça iyi düşünülmüş: “Marx İşçi Anketi’ni Yazdığı Sırada Neler Üzerine Çalışıyordu?” Bu başlık altında yazılanlar, çalışmanın boyutları düşünüldüğünde ‘ayrıntılı’ bilgiler barındırıyor. Komünist Manifesto’nun ve onu ortaya çıkaran koşulların ele alınmasından, Paris Komünü’ne değin sınıf tarihinin ayrıcalıkla başlıkları bu alandaki genç okur kadar ‘yeni’ okuru da doyuracak nitelikte. Bu anlamda sınıf çalışmalarına ‘yeni başlayanlar’ için, ilk okunacak eserler arasında yer alabilir kitap.

Kitabın son bölümü de işçi anketinin sorularından oluşuyor. Gerek çalışma içi, gerek çalışma dışı değerlendirmelerde ankette yer alan soruların ‘eksiksiz’ olduğu değerlendiriliyor. Bunda şaşılacak bir şey yok; Marx’ın sınıfı tanımak için gerçekleştirdiği çalışma aslında bir bakıma sınıfı ne kadar iyi tanıdığını da kanıtlar nitelikte.

En önemlilerinden biri
Bütün bunlarla birlikte, Onur Bütün’ün anketle tanışma, anketten haberdar olma süreci de ayrıntılı bir biçimde çalışmanın içeriğinde yer alıyor. İşin aslı, büyük ihtimalle, bu çalışma yayınlana değin birçoğumuzun Marx’ın böyle bir anket hazırladığından haberi olmayabilir… Marx üzerine yapılmış dilimizdeki çalışmaların çoğunda böyle bir bilginin yer almadığı, atlandığı görülebilir. Oysa Marx’ın çalışmaları içerinde belki de en bilinmesi gereken, en önemlilerinden biri İşçi Anketi.

Sonuç itibariyle Marx’ın İşçi Anketi çoğu zaman göz ardı ettiğimiz sınıfa dair ayrıntıları anlaşılabilir kılmanın açık ve pratik bir yönteminden haberdar olmamız anlamında karşımızda duruyor. Onur Bütün’ün bu özenli ve aydınlatıcı çalışması, dün olduğu gibi bugün ve yarın hangi sorularla ilerlememiz gerektiğinin, hangi soruları önemsememiz gerektiğinin bir yanıtı. Üstelik bu yanıt Marx tarafından oldukça önce verilmiş; şimdi güncelleniyor. Bu güncellemeye ortak olmak için, Onur Bütün’ün çalışmasının okunması gerek.