Kimler elini taşın altına koymaya hazır
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
Teknolojik bağımlılıklarla ilgili gözlerimiz yaşlı, ne yapacağını bilmez haldeyiz. Hastalık kronikleşerek çocuklarımıza yapışacak. Seferberlikle bu sorunu çözelim!

Teknolojik cihazlara, özellikle telefonlara olan bağımlılığımız üzerinde daha önce yazılarım oldu. Bu konunun ara ara tekrar hatırlanmasında fayda olduğunu düşündüğümden yine konumuz teknolojik bağımlılıklar.

Öncelikle merak etmeyin bu sadece bizim topluluğumuza özellikle de gençlerimize özgü bir sorun değil. Tüm dünyanın en büyük derdi teknolojik bağımlılık. Belirtileri uyuşturucuyla eşdeğer olan bu bağımlılık maalesef gençleri yetişkinlerden daha çok etkiliyor. İstisnalar elbette vardır ancak genel durumu değiştirecek seviyede henüz değil. Kore’de Amerika’da, Kanada’da bu konuyla ilgili ciddi araştırmalar yapılıyor. Bu işin tıbbi ve psikolojik tarafı inceleniyor. Son yapılan araştırmalar beyinde fiziksel değişimlere neden olduğunu bile gösteriyor. Hatta ‘Dünya Sağlık Örgütü’ bu konuda 151 sayfalık çok kapsamlı bir araştırma sonucu yayınladı. Önceden de söylediğim gibi fiziksel rahatsızlık vakaları beş altı yaşlarına kadar inmiş durumda. Artık 6 yaşında romatizmayla boğuşan, eklem ağrılarından şikâyet eden çocuklarımız var. Gerçekten çıkarcı ve endişe verici bir süreç geçiriyoruz.

Çözümler!
Maalesef en üzücü konu bu kısım. Teknoloji bağımlılığı hastalığının evimize girdiğini kabul edebilmek için bunun farkında olmamız gerekiyor. Genel olarak sıkıntının oluştuğu nokta tam burası işte. Bu bağımlılığın sarmalına düştüğümüzü çoğu zaman ya fark etmiyoruz ya da kabul etmiyoruz. Üstelik yetişkinler nasıl davranırsa evin küçükleri de onları taklit ederek büyüdükleri için bu tuzağa hızla düşüyor. Yetişkinler bu bağımlılıkları konusunda gelişmiş sağ duyuları ile bir miktar daha kontrollü olsa da çocuklarımız kontrollerini tamamen kaybediyor ve bu dünyada tamamen kayboluyor. Üstelik anne baba olarak onlara “bırak şu telefonu elinden” dediğimizde sürtüşmeler başlıyor ki bu en büyük aile içi yıpranma sebebi oluyor. Sonrası daha da zor bir süreç. Halbuki çocuk izleyerek öğrenen ve taklit eden bir yapıda. O çocuk bağımlı olduysa bunun sebebi bizleriz. Bunu engellemek için bebeklikten itibaren anne ve babanın doğru örnek olabilecek davranışlar içerisinde olması çok önemli. Hadi bebeklikten itibaren olan bu durumu çözdük. Ergenlik seviyesinde zaten hormonları ile kavga eden gençlerin durumu gerçekten çok vahim. İnternet dünyasında yaşadıkları için normal hayata adapte olma konusunda problem yaşıyorlar. Haberleri kaynağına inerek değil ilk nerede nasıl gördülerse öyle olduğuna kendilerini inandırıyorlar. Acıdır ki bu yanlış bilgilerini ne kadar anlatsanız da düzeltemiyorsunuz. Sosyalleşmenin en temassız haliyle gençliklerini geçiriyorlar. Karşılıklı sohbet ederek iletişim kurmuyor, buluştuklarında bile birbirleriyle whatsapp gibi uygulamalar üzerinden konuşuyorlar. Dışarıdan bakarsanız bir çay bahçesinde dört sandalye, bir masa, dört kişiler ama aslında orada değiller gibi garip bir durum.

Uzmanların, bebekleri, küçük çocukları ağır teknolojiden bir nebze de olsa nasıl koruruz konusunda yönlendirmeleri var. Ergenler ile bu sorunu nasıl çözebiliriz konusunda doğru yönlendirme yapabilen, hem aileyi hem ergeni rahatlatacak çözümü üretebilen maalesef birini daha duymadım. Çok beylik laflar ile konuya yaklaşıp teoride kendilerince mantıklı yönlendirmeler yapıyorlar. Sonra ne mi oluyor? Evde büyük olaylar, kavgalar, isyanlar! Herkes mutsuz. Bu konuda ciddi çalışmalar yapılmak zorunda. Tamam beynimizde neler değişti, fiziksel belirtiler vs. Bunların tespit edilmesi gerekiyor ama artık bunun ötesine ihtiyacımız var. Ne olacak yani bu gençleri kayıp olarak hesaptan mı düşeceğiz? Bu mümkün değil! Olmamalı!

Her aile bu sorunlu dönemi yaşıyor, bir süre daha da yaşamaya devam edecek. Bilinçli olan herkes belki psikolojik olarak profesyonel destek aldı ya da almaya çalıştı. Çok sonuca gidemediler belki ama en azından problem olduğunun farkında olmak bile önemli bir adım. İşte bu noktada ailelerin bazıları kendilerince geliştirdiği metodlar, deneme yanılmalar, itiş kakışlar sonucunda kimi düze çıktı, kimi iyice çıkmaza girdi.

Toplumumuzda bu ciddi ciddi çok büyük bir sorun. Bunu okuyup “ben hiç sorun yaşamadım” diyenin çıkacağını düşünmüyorum. Kendi evinde olmasa bile yakın çevresinde bunun yarattığı krize eminim tanık olmuştur.
Konunun uzmanlarına sesleniyorum!

Lütfen bu konuda toplumu bilinçlendirici, yönlendirici çözümler üzerine çalışın ve yine daha önce yazdığım gibi seferberlik halinde bu sorunu çözelim. Gerçekten büyük bir kalabalık bu konuda gözü yaşlı, ne yapacağını bilemez halde. Asıl önemlisi zaman geçiyor ve belki hızla çözülecek bu hastalık kronikleşerek çocuklarımıza yapışacak. Günün sonunda kaybeden hepimiz olacağız. Birilerinin bu konuda ciddi adımlar atması gerek! Çözüm odaklı çalışması gerek. Ben gazeteci olarak, YouTuber olarak, ne derseniz, nasıl görürseniz her konuda koşulsuz şartsız destekler, yayılımı için elimizden gelen tüm çabayı sarf ederim. Hatta Tüm çevremi tanıdıklarımı da bu konuda ayaklandırır, bilmeyen kalmasın kampanyası bile başlatırım. Çok hassas olan bu konuda sizin de söyleyecekleriniz varsa lütfen sessiz kalmayın!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız