Kindar nesil siparişiniz hazır efendim
HAKAN DEMİR HAKAN DEMİR

“...kininin davacısı bir gençlik istiyoruz.”

Recep Tayyip Eroğan, bu sözleri 2 yıl önce Necip Fazıl Kısakürek’ten ilhamla söylemişti. Tinerci bir nesil istemiyor, dilinin, evinin, ırzının, kininin, kof ahlak vurgusuyla içi boşalmış ne kadar şey varsa hepsinin davacısı bir nesil istiyordu.
Başbakan’ın siparişi gecikmeli de olsa geldi. Bir kinin davasıyla yaşayan, hayat boyu nefret pusulasıyla yol alan, her an dövüşmek için düşmanlar arayan nesil, 2 yıl sonrasında açık açık “biz geldik büyük usta” diyerek gösterdi kendini.
İstanbul Zekeriyaköy’de kaybolan ve yaşamını yitiren Pamir bebek için yapılmış çirkin yorumlardan bahsediyorum. 3 yaşında bir bebeğin kaybolmasıyla doğal olarak seferberliğe geçti insanlar. Birileri aramaya koştu, birileri dua etti bulunması için, birileri çaresiz uzaklarda üzüldü. 3 yaşında bir bebek kaybolunca ne yapılabilirse onu yapıyordu insanlar. Bir çocuğun canı söz konusuysa başka ne öncelik kalırdı.
Yalnız bir kaç saat içinde sipariş kindar nesil olaya öyle bir dahil oldu ki, başkasının yerine geçirilen utanma krizleriyle titredi koca ülke. Bebeğin kaybolması komploymuş, zaten birkaç saate bulunurmuş, o bölgede üçüncü köprü olduğu için provokasyon düzenleniyormuş, muhtemelen ailesi Aleviymiş, zaten babası da Gezi eylemlerine destek olmuş, bulunmasa bile büyüyünce anarşist olacağı belli ya üzülmek gereksizmiş...
Maraş’a, Sivas’a, Çorum’a ve daha nice katliama ev sahipliği yapmış bir ülkenin insanları, buncacık nefrete belki şaşırmamalıydı. Ama olmuyor işte. Ne yaşamış olursan ol, ne biliyorsan bil, ne kadar farkında olursan ol, insan yine de sarsılıyor. 3 yaşında bir bebeği bile kinlerinin davasıyla düşman bellediklerinde, ne kadar hazır olursa olsun, kanı donuyor insanın.
Pamir artık yok, 3 yaşında sona erdi hayatı. Üçüncü köprünüzse duruyor orada, geçen hafta inşaatında 3 işçi öldü ihmalden ama keyfi yerinde. Kininin davacısı gençliğiniz koruyor köprünüzü üç yaşında bebelerden, gözünüz arkada kalmasın.
• • •
Kin ve nefret bahsi açılmışken... Yaşar Kemal, “Sait Faik’in hikâyelerini okuyanlar adam öldüremezler. İnsanlara kötülük edemezler, sömürücü olamazlar, sömürücülerle birlik olamazlar. İnsanlar nerede aşağılanıyorsa ona karşı koyarlar. Ama gerçekten, yürekten, insanca okuyanlar” der Sait Faik için. Ve bu zifiri karanlık günler geçtiğinde, nefret diliyle beslenip büyütülmüş kindar saykoları tedavi için okullara zorunlu Sait Faik dersi koymaktan başka çaremiz kalmayacak gibi görünüyor.

Başbakanım tweet’i gördüyseniz favlayın

Başbakan, daha önce attığım bir tweet için avukatları aracılığıyla hakkımda hakaret davası açmıştı. Seçimden sonraki gün davanın ilk duruşmasına katılmak için Bakırköy Adliyesi’ne gittim.
Anlatacağım mesele başka. Duruşma öncesi hâkim, Başbakan’ın avukatının kendisine “müvekkilim tweet’i okuyunca rencide oldu” dediğini söyledi. Ancak Başbakan daha önce üzerine basa basa “benim twitter’a girecek vaktim yok” demişti. Bu durumda ya avukatı yanlış bilgi veriyor ya da başbakan kendisi hakkında her gün atılan binlerce tweet’i tek tek bulup okuyor. Açıkçası gece gündüz TV izleyip beğenmediği en ufak bir haber için dahi kanalı arayan birinin yapmayacağı şey değil tüm tweetleri okumak.
Merak edenler için duruşmanın sonucunu da söyleyeyim; hakim 10 Temmuz’a yeni bir duruşma için gün verdi. Bakacağız.

Gerekli bir özür

Geçen hafta seçimleri değerlendirdiğim yazıda Fidel’den alıntı “biz yenilirsek kalkar yine deneriz, diktatör yenilirse sonları olur” sözünü kullanmıştım. Bu söz bir haftadır Twitter, Facebook, çeşitli köşe yazıları ve sözlük gibi platformlarda o kadar çok karşıma çıktı ki, ufak bir açıklama yapma gereği hissediyorum.
Fidel’den alıntıyı bir hata yaparak teyit etmeden, aklımda kaldığı kadarıyla yapmıştım. Yani sözün orijinalini yazmak yerine aynı anlamı taşısa da aklımda kalan farklı biçimini yazmış oldum. Ve benim vesilemle Fidel’in sözü hatalı bir şekilde yayıldı, yayılmaya devam ediyor. Maalesef sosyal medyada artık bunun önünü almak mümkün değil. Hata benim, özür dilemek ve düzeltmek istiyorum.
Fidel’in sözünün orijinali şöyle; “Biz yenilirsek yeniden başlarız ama ya Batista yenilirse. Onun için her şey biter.”