Kırmızının peşinde...
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT

Rusya’daki Dünya Kupası tam gaz devam ediyor. VAR sisteminin gölgesinde favoriler tutuk başlarken, sürprizler dikkat çekiyor. İşte onlardan birinde Japonya, Kolombiya’yı yenerek tarih yazdı. Neden mi? Zira ilk defa bir Asya temsilcisi turnuva tarihinde bir Güney Amerika ekibinin bileğini bükmeyi başardı. 17 maçlık seri böylece bozulurken; karşılaşmada yaşanan bir olay hemen kitapların açılmasına neden oluyordu...

Carlos Sanchez henüz 3. dakikada kaleye girmekte olan topu eliyle çıkarınca, Sloven hakem Damir Skomina onu saha dışına davet etti. Bu, tarihin en hızlı ikinci kırmızı kartıydı. Peki ilki...

1986 Dünya Kupası’nda oynanan İskoçya-Uruguay mücadelesinin hemen başlarıydı. Avrupa ekibinin başındaki hoca henüz Sir olmamış, sadece Alex Ferguson olarak biliniyordu. Jose Batista, Ada’nın gözde yıldızlarından Gordon Strachan’a oldukça sert girdiğinde daha birinci dakika bile dolmamıştı. 39. saniyedeki faulden sonra mücadeleyi yöneten Joel Quiniou bir süre bekledikten sonra cebine davranıyordu. Elindeki kartın rengi kırmızıydı. Maçı anlatan spikerler dahil herkes şaşkındı. Güney Amerikalı oyuncu 52. saniyede atılmıştı. Fransız hakem kararını daha erken verse, şüphesiz bu rekor daha da kırılamaz olacaktı.

Müsaadenizle biraz eskiye dönmeli, sarı ve kırmızı kartı doğuran meydan savaşından buralara gelmeli...

Aslında her şey iki gazetecinin haberiyle başlamıştı. Şampiyona öncesiydi. Şili, 1960’da gerçekleşen ve beş bin kişinin canını alan 9.5 şiddetindeki depremin yaralarını sarmaya çalışıyordu. Kimileri turnuva başka bir yere alınsın dese de organizasyon umuttu. Ülkenin başkenti Santiago’da haber yapan iki İtalyan gazeteci Antonio Ghiredelli ve Corrado Pizzinelli, fakirliğin kol gezmesinden dem vurup bazı kadınların icra ettiği dünyanın en eski mesleğine gönderme yapınca, taraflar arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmişti.

İşte bu ahvalde iki ülke Nacional Stadyumu’nda 2 Haziran 1962’de buluşuyordu. İlk düdükle birlikte çimlerde savaş kopmuştu. Karşılaşmayı yöneten Ken Aston’ın adeta eli kolu bağlıydı. Biraz taraflı davranıyor, maçın 8. dakikasında Giorgio Ferrini’yi oyundan atıyordu. Orta saha oyuncusu İngiliz hakemle tartışıyor, sahadan adeta zorla çıkarılıyordu.

Ortam sakinleşmemişti. Tekmeler, yumruklar, dirsekler dur durak bilmiyor; kan gövdeyi götürüyordu. Şili’nin sol beki Leonel Sanchez ile İtalyan savunmacı Mario David önce tepişiyor, ardından yumruklaşıyordu. Ev sahibi kontenjanından Sanchez sahada kalırken, David atılıyordu. 9 İtalyanın 11 Şililiye karşı mücadelesi sürerken yine sahne alan Sanchez bu sefer dirseğini kullanarak Spagetticilerin Arjantin’den devşirdiği Humberto Maschio’nun burnunu kırmıştı.

Polisin üç kere sahaya girdiği maçı Şili, son 15 dakikada attığı iki golle maçı kazanmasını bilmişti. Bazıları tarafından futbol tarihinin en büyük skandalı olarak nitelendirilen bu maçın belgesel görüntüleri bile insanın midesini kaldırıyor; insana ister istemez basın etiğini de sorgulatıyor.

O gün etliye sütlüye dokunmayan Aston, yaşadıklarından da yola çıkarak yeni kuralların peşine düşüyor, trafik lambalarından hareketle sarı ve kırmızı kart uygulamasının başlamasına önayak oluyordu. 1970 Dünya Kupası bu bağlamda milattı...

Ev sahibi Meksika ile Sovyetler Birliği arasındaki galada düdük çalan Kurt Tschenscher, 40. dakikada Yevgeni Lovçev tarihin ilk sarı kartını göstermişti. Aynı Alman hakem iki yıl önce oynanan Avrupa Şampiyonası yarı finalini yönetmiş; İtalya- Sovyetler Birliği mücadelesi golsüz bitince, kazananı yazı-tura atışı belirlemişti. Tschenscher yıllar sonra verdiği bir röportajda o gün kullandığı “bozukluğun”bir Türk meslektaşının kendisine armağan ettiği, özel üretim bir madeni para olduğunu söylemişti.

Sarılar havada uçuşsa da Meksika’da hiçbir futbolcuya kırmızı çıkmaması dikkat çekiciydi.

1974’ün açılış maçında ev sahibi Federal Almanya ile Şili buluşmuştu. Dakikalar 67’yi gösterirken, Berti Vogts’a çok sert bir faul yapan Carlos Caszely tarihe geçmişti. O ilk kırmızı görendi, peki ya gösteren? İşte onu bizim bir hakemimiz çıkarmıştı; geçen ay kaybettiğimiz Doğan Babacan!

Carlos Sanchez’in erken atılması akıllara rahmetliyi düşürdü. Her kırmızı kart dosyasında adını görmek en azından bendenizin gülümsemesine neden oluyor; adı artık kitaplarda yaşıyor.

Hayat tesadüfleri sevedursun, bu satırların yazarının aklında başka bir soru çınlıyor... Peki yaşam bize nasıl davranıyor? Kulağa komik gelse de sanki hakemler daha adil; sizce de öyle değil mi...