Kirpiklerdeki çığlık

Sude Hemhal

Nazım birimi, ölçü, kafiye, uyak ve daha böylece uzayıp giden bir liste… Bir şiiri değerlendirirken incelenmesi gerekenler listesi. Bir şiiri ‘doğru’ yapan şeyler… Öyle mi? Tüm kuralları yerli yerince uyguladığımızda şiir mi oluyor yani? İnsan bir duyguyu, bir sözü koca bir roman boyunca anlatabilir. Gökyüzünün güzelliğini uzayıp giden satırlar boyunca kitaplaştırabilir. Ama şiir… Peki ya yerli, yabancı birçok roman yayımlanırken, neden bu kadar az şiir kitabı yazılır?

Yaşadığı kadarı

Çünkü şiirin her mısrası bir başka sokağa, şehre, dünyaya açılır. Öyle ki, iki satırına kocaman bir roman yazılır. İşte bu yüzden incelik ister, yaşanmışlık ister. Resim gibi, herkes başka bir şey görür. Dizelere emanet edilen duygulardan birini, birkaçını seçer. Yaşadığı kadarını alır.

Tam da büyük bir kaygıyla, “Neden artık yeni şair, yeni şiir yok” derken ‘Kırmızı Mürekkep’ çıktı. İnsanın doğayla, insanın insanla, insanın hayatla bağını sıkı sıkıya kuran bir kitap üstelik… Tanıdık bir şey var bu kitapta. Dizelerinde değil, anlattığı şeyde değil, şairin isminde değil. Şiirlerin tadından kaynaklı sanırım. Şiirin, şairle çok ilgisi var, bilirsiniz. Şairlerin de yaşadıkları dönemle. Dünya, geçtiği en zor günlerde doğurmuştur hep şairlerini. İşte tanıdık gelen bu… Şairin kafasını yoran duyarlılıklar, bize özdeşleşebileceğimiz anlar yaratırken, edebiyatın tadını damağımızda bırakıyor. Bir okur olarak ben, bir kadının, bir ağacın, bir çocuğun, bir işçinin, bir kavganın sofrasından yeni kalkmış gibi bir doygunluğa eriştim. Anlattığı zeytin ağacı masalını dinleyip gölgesinde dinlendim. Bir kadının kirpiklerindeki çığlığı duydum. Çıktım sokağa, elinde ekmekle eve koşan çocuğun kaşlarının bitiştiği yerden öptüm. Ayrı düştüm ve kavuştum aşkın en aşkın haliyle.

İhtiyaca cevap hali

Birdenbire, duygu yoğunluğu yüksek şarkıların yeniden dinlenir olduğu, duvar yazılarının arttığı, eski dörtlüklerin ‘şiir sokakta’ sloganıyla duvarlara kazındığı günlere geldik. İlla ki bu bir sonuçtur. Çağımızın ihtiyacının ses bulmuş hali yani. Bu dönem bu kitabın çıkması da tesadüfi değil, tam da ihtiyaç halidir. İhtiyaca cevap halidir. Süleyman İleri, şiirlerinden birinde şöyle diyor;

İyisi mi sen konuğu ol şiirin
Bir yer bulunur ilişeceğin
Aç susuz koymaz

Kısa konuklukta ben birçok yer buldum sığınacak. Hem de kelimeleri eğip bükmeden en şiirli hallerini duyarak. Her bir şiirle yeni bir mekân, yeni bir zaman yaratarak, şiirlerin de zamansız hale gelmesini sağlamış. Dünün, bugünün mutluluğunu, kaygısını yarının da duygusuna bırakarak…

BİZİ TAKİP EDİN

358,958BeğenilerBeğen
54,839TakipçiTakip Et
1,080,088TakipçiTakip Et
7,388AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL