Kısa anayasa mümkün mü?
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Anayasa üzerine tartışmadan çok tek yanlı belli bir odaktan kaynaklanan propaganda fırtınası ivme kazandıkça, anayasanın nitelikten çok sadece nicelik öğesi öne çıkarılarak, ‘anayasal yalanlar’, diziler şeklinde TV ekranlarına yansıyor. Bunların başında, “anayasa kısa olsun!” nakaratı geliyor.

Anayasalar kaç maddeden oluşur?

Önce, Osmanlı-Türkiye Anayasalarına bakalım:

-Kanun-i Esasi, 119 madde,

-1924 Teşkilatı Esasiye Kanunu, 105 madde,

-1961 Anayasası, 157 madde,

-1982 Anayasası, 177 madde.

Bir de, 21. yüzyıldan birkaç anayasa:

-İsviçre (1999), 198 madde,

-Finlandiya (2000), 131 madde.

-Fas (2011), 180 madde.

-Tunus (2014), 149 madde.

Portekiz’den Lâtin Amerika devletlerine uzanan ve madde sayısı 300-400’lere varan anayasalar da var. Aslında genel olarak, 21. yy. anayasaları, madde sayısı ve metin olarak uzun.

Ya ABD Anayasası?

Hayatında hiç anayasa metnini ellememiş muhtelif zevattan, ‘anayasa prof.u’ unvanı taşıyan kişilere kadar, “Anayasa, ABD Anayasası gibi kısa olmalı” şeklindeki söylem, gerçek durumla ne ölçüde örtüşür?

17 Eylül 1987 ABD Anayasası 7 madde ve 27 değişikliği kapsamına alan hayli ayrıntılı bir metin. Her madde, kendi içinde birçok bölüm ve her bölüm çok sayıda alt madde içeriyor. Mesela, madde 1, 10 bölümden oluşur ve 9. Bölüm 8 maddeyi kapsar. Ama daha önemlisi, ABD Anayasası, bünyesinde 50 Anayasa daha barındırmakta; çünkü, ABD 50 devletli bir çatı devlet.

Anayasal içerik genişlemesi

Önce, şu saptamayı yapalım: Yapım tarihi bakımından üç yüz yıla yayılan anayasa metinleri, giderek daha uzun ve ayrıntılı normatif düzenlemeler halini almakta.

Neden? Çünkü bir kez, Anayasaların düzenlediği konular alanı ve kapsamı giderek genişlemekte; sonra, bu genişlemeye paralel olarak, anayasal denge ve denetim düzeneğine ilişkin kurum ve kurallar da artmakta.

-Konu olarak; hak ve özgürlükler yelpazesi genişledikçe, bunlara ilişkin madde sayısı da çoğalmakta. Yeni kurum kategorileri, -uzman ve özerk birimler başta- çeşitlendikçe anayasaya maddeler ekleniyor. Mesela, 1958 Fransa Anayasası’na, ‘hakların savunucusu’ kurumu, md. 71-1 şeklinde 2008’de eklendi.

-Denge ve denetim düzenekleri: Anayasalar, artık, devlet organlarını sadece ‘yasama’ ve ‘yürütme’ şeklinde düzenlememekte; aynı zamanda devlet organları arasındaki ilişkiler üzerine de ayrıntılı hükümler öngörmekte.

Bunlara, anayasa öncesi dönemin yakıcı sorunlarına çözüm arayışı da eklenmeli: Mesela Tunus Anayasası, rüşvete karşı mücadele birimi öngörmekte.

Muhalefetin anayasal statüsü de, anayasalarda giderek daha görünür hale gelmekte.

Ülkenin anayasalaşması

Bir yandan, toprak-su ve hava; öte yandan, flora-fauna ve insan, anayasal statü kazanırken, bu bağlamda özgürlük ve haklar yelpazesi de giderek çeşitlenmekte. Adem-i merkeziyetçi eğilime paralel olarak ivme kazanan bu süreçte halka yakın demokrasi, çevresel boyutla pekişmekte.

Gözlerini, Fransa Cumhurbaşkanı statü ve yetkilerine dikenlere: 1789 Bildirgesi, bir Anayasa metni aynı zamanda; 2005’te Çevre Şartı da aynı değere kavuştu.

Soru: ‘Bizdeki 150 yıllık deneyimi bir yana bırakarak, Fransa modelini (yarı-parlamenter/başkanlık) alalım’ diyenler, Fransa’nın 200 yıllık birikimini iki yılda mı özümseyecek veya sindirecek?

Kısa değil, tutarlı ve özlü

Özetle, kısa anayasa dönemi artık geçmişte kaldı. Kuşkusuz, nicelik ile nitelik birbirinden ayırt edilmeli. Anayasa’nın uzunluğu ve içerik yelpazesi ne olursa olsun, iç tutarlılığı bulunan özlü ve anlaşılır bir metin olmalı.

Anayasa yazım tekniği, dayandığı ve örülü olduğu değerler sistemi kadar, sanatsal yönü bulunan bir özelliği yansıtır. Bu özellik, Anayasanın, genel-soyut ve kapsayıcı kavram ve değerler ekseninde yazılması gereğini değil sadece, aynı zamanda dilbilgisi ve hukuk tekniği birlikteliğini de gerekli kılar.

Sonuç olarak; anayasa yalanlarına karşı ilksel anayasa bilgilerini bıkmadan yaymak, bir yurtseverlik görevi olmalı.

Bir de, kendilerine İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 67.yılında, Türkiye’de dibe vurmuş insan hakları tablosuna bakmalarını tavsiye etmeli: yaşam hakkından, düşünce ve basın özgürlüğüne kadar ihlaller zinciri o denli geniş ki!

Bu ortam ve koşullarda, insan haklarına asgari saygı için iktidarı sınırlama araçları yerine, onu pekiştirici hedefe hizmet edenlerin yalanlarını teşhirle yetinmemek; iktidar tapınıcılarına (ya da İH düşmanlarına) karşı mücadele mevzilerini de çoğaltmak ve sıklaştırmak gerekir.