Kitabe
REFİK DURBAŞ REFİK DURBAŞ

Sayısız hamd ve minnet bir avuç toprağı can ışığıyla süsleyen halka yaraşır. Çeliğin bedenindeki ateşi üfleyen, suyun pamuğunu dokuyan, kömürü karanlıkta avlayan odur. Zulmü kahrıyla boğup şafağın kandilini yalnız o yakar.

Acı ve hüzünle yazılmıştır tarihi

Hıyanetin okları ulaşmaz alınyazısına.
Dağlardan zemheriyi, denizlerden rızk ve eceli, uzun
gurbetlerden bereketi çalandır o. Onun ellerinde
yumuşar sonsuz göklerin ve kudretli çağlayanların
ölümsüz mermeri.

Kıyım ve hicranla yazılmıştır tarihi

Alınterinden başka azığı yoktur, sadaka
kabul etmez. Ama hükümranıdır zamanın boyun eğse
de sabaha, kölesi olsa da akşamın. Tevekkül ve acıyı
kendine, kendini kadere bağışlar diye bilinir taş baskısı
hüzünlerde.

Zulüm ve isyanla yazılmıştır tarihi

Bir gün düşkünlük tandırında kordur yüreği,
bir gün atlas sofralarda katığı çürümüş somun.
Can süzülmüş diye bilinir hasretinden, gurbet sılasına
karışsa da, söz çalınmıştır ağzından. Sessizliğiyle sarsar
cihanın bedenini.

Sevda ve kaderle yazılmıştır tarihi

Toprağın harcındadır,
suyun rahminde
ateşin soluğunda.
Yıldızla da konuşur,
bulutla, rüzgârla da.
Bin ölür yüz bin dirilir
Rahmeti tükenmez

Umut ve sevgiyle yazılmıştır tarihi

Emeğin, onurun, inancın hazinesi onun
mülkündedir; yalnız odur aşkın, acının
ve sevginin sultanı