Kitap kitap çok kitap
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Yıl sonu listeleri başladı ya, artık sonu gelmez. İlk 10, ilk 5, en iyi, en kötü, iş yapanlar, dikkat çekmeyenler, vesaire. Liste yapmayı hiç sevmem, kıstasın belli değildir. Gene de bazı genellemeler yapmak mümkün. Örneğin son yıllarda Türkiye’de yaptığımız En İyi Kitap listelerinde yazarlarımızın romanlarının açık ara önde olması gibi. Benzer bir şey, filmler için de geçerli.

Bir başka (şahsi) genelleme de, benim yaptığım listelerin, aslında şu ya da bu vesileyle seçtiklerimin, kendi başına kalma eğiliminde olması. Başka seçimlere bakınca hayretle başımı sallıyorum. Eminim ki başkaları da benim neler seçtiğimi görünce hayretle başlarını sallıyordur. Film festivallerinden, özellikle de İstanbul Film Festivali’nden önceki tahminlerin de başıma iş açtığı olmuştur. Bu gene de daha makul. Türkiye dışındaki festivallere neredeyse hiç gitmeyen biri olarak (bu yıl İstanbul dışındakilere de gidemedim), tanıtımlara, başkalarının değerlendirmelerine, çoğunlukla da festivalci sezgisi dediğim şeye dayanıyorum çünkü. Filmlerin DVD’leri yoksa. Fernando Eimbcke’nin filme Lake Tahoo / Tahoo Gölü’nü (2008) tavsiye ettiğim için o yıl neredeyse adım başı hesap vermek zorunda kalmıştım.

Kitapların daha güvenilir olduğunu düşünüyordum. Bu yıl ondan da şüphelenmeye başladım. Az sayıda yayınevi kitap yolladığı (oysa yazıyorum da), kitabevleri de saçma sapan kitapları ön sıralara yerleştirdiği için bazıları gözden kaçıyor. İki listenin birincisi Haw’ı (Kemal Varol) böyle kaçırdım işte. Adı aklıma hemen çok sevdiğim Sezgin Kaymaz’ın Lucky’sini getirdi. Faruk Duman’ın listelere giren, hatta Dünya Telif Roman birincisi olan Köpekler İçin Gece Müziği’ni de kaçırmıştım. Can bana sıklıkla kitap yolladığı halde. Bazı yayınevleri de, beni sadece polisiye roman eleştirmeni saydığı için sadece polisiyeleri yolluyor. Bu arada, Lucky deyince aklıma geldi. Michelle Williams ile Lucy adlı köpeğin oynadıkları Wendy and Lucy’yi de çok sevmiştim ama onu izleyen az olduğu için bir liste kazası yaşamamıştım.

İdefix’in 2014 listesinde bu yıl iki yabancı yazar var, biri Haruki Murakami. Buna rağmen Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları, okuyamadığım kitaplardan biri. İngilizcesini mi okusam acaba diye tereddüt ettiğim için. Neyse ki yerlisiyle yabancısıyla çok sevdiğim kitaplar oldu. Örneğin, Yves ve John Berger’in incecik kitapları Uçuşan Etekler Bir Ağıt / Flying Skirts An Elegy gibi. İnceliği sayesinde defalarca okuyabildim. Petros Markaris’in (aynı zamanda çok iyi bir polisiye yazarı ve bir İstanbul beyefendisidir) çok özlediği sevgili arkadaşı Theo Angelopoulos’un hasretini gidermek için yazdığı güncesi Sonsuzluk ve Bir Gün-lük. İki bilim-kurgu serisi: 100 Dünya üçlemesi ile Yürüyen Kentler dörtlemesi...

Bizden ise, bana çok yakın yerleri, duyguları, insanları, insan ilişkilerini ve hatta zamanları anlatan İstanbul Kırmızısı (Ferzan Özpetek), En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın (Can Gürses), Alis Çeşnici Tuşlar Diyarında (İshak Reyna) ve hele hele Peri Efsa’yı (Sevgi Saygı) bir çırpıda sayabilirim. Bir de, Maria Popova’nın Brain Pickings’inin En İyi 14 Kitap listesinden benim çıkardığım 10 kitaplık liste var. Hepsini yazacak yerim yok ama Through the Woods (Emily Carroll), Boy, Snow, Bird (Helen Oyeyemi), Letters of Note (Shaun Usher), My Favorite Things (Maira Kalman), ille de Worn Stories (Emily Spivack) en kıymetlilerim. Bu arada Brain Pickings’i de edebiyat seven ve (heyhat!) İngilizce bilen herkese tavsiye ederim.

Ne diyelim, bir yıl rahatız artık. O yılın da nispeten iyice geçmesini dilerim.