Koalisyon
14.06.2015 11:52 BİRGÜN PAZAR
Sosyal medya gevşedikçe gevşedi, capsler laf sokmalar havada uçuştu, ülkede milyonluk catharsis yaşandı.

ALEV KARADUMAN - [email protected]

Derler ki, zamanın birinde değil de bundan eni topu 15-20 yıl önce, dul bir Kürt kadın varmış. Bu kadın on yaşındaki oğlu İkram ile yöredeki tüm yaslara gider ağlar ağıt yakar, karşılığında evine ekmek oğluna kılık kıyafet alırmış. Yine böyle bir gün başka bir yasa gittiklerinde kalabalık tam en içli ağıtlarını yakıp göz yaşları sel olurken, çocukluğu annesinin profesyonel hayatından ötürü yaslarda geçmiş küçük İkram hiddetle ayağa kalkmış. Odadaki tüm kadınlara hokkalı bir küfür bastıktan sonra, ‘Yeter artık hep ağlıyorsunuz. Kalkın biraz da oynayalım, na nay yapalım!’ diyivermiş.

Kıssadan hisse; geçen pazardan beri hayatımızda değişen bir şey varsa o da, Türkiye’nin milliyetçisinden Kemalistine Kürtünden demokratına kadar, hep beraber ‘biraz da na nay yapma’ sürecine girmiş olduğu gerçeği. Bu durumun tek sebebi ise koalisyona gebe 4 partili müstakbel bir meclis ve hükümet. Bize yıllardan sonra ‘en ii si koalisyon’ dedirten bu son bir haftada yaşadıklarımıza gelirsek…
Öncelikle seçim günü için yılbaşı planı yapar gibi çok önceden insanlarla sözleşildi, seçim ve baraj heyecanını birlikte yaşamak için seçim yasakları nasıl delinebilir diye ustaca hesaplamalar yapıldı, evlere mekanlara doluşuldu.

Seçim günü oylar kullanıldı, fotoğrafları çekildi, sonrasında geçersiz sayılacakmış paniğiyle karga tulumba sosyal medyadan kaldırıldı, heyecanla sonuçlar beklenmeye başlandı.

Türkiye belki de tarihinin en kalabalık müşahit kadrosuyla oy sayımına başladı. Demokrasi ilk kez bu kadar halka indi, evinden seçim sonuçlarını izleyenler neredeyse oylarına sahip çıkmadıkları için bir vicdan muhasebesine bile girişti.

Seçim yasağı kalkana kadar olur da bir ip ucu verirler diye kah Ahmet Hakan’ın kah Mirgün Cabas’ın ağzının içine bakıldı, Türkiye Emin Çapa denen bir starla bir kere daha tanıştı.

Flash TV çizgisinden ödün vermedi, seçim günü prime time da Mahmut Tuncer Show vererek seçim heyecanına olmasa da halayları ile kutlamasına destek vermiş oldu.
Sonuçlar açıklandığında HDP’nin barajı geçmesi ile koalisyon ihtimali kesinleştikçe kimisi telefonuna kimisi birbirine sarıldı ‘Bu günü çocuklarıma anlatacağım!’ diyenler bile oldu.

Gazetecisinden öğrencisine, iş adamından işçisine herkese bir rahatlama geldi, heyecanla balkon ve salon konuşmaları beklenmeye başladı. HDP’den ilk Sırrı Süreyya konuştu, sonra Demirtaş, sonra Bahçeli, sonra CHP sözcüsü, sonra Davutoğlu derken, seçim sonuçları ile yüzleşildi.

HDP kutlama çağrısı yapmazken insanlar yerinde duramadı, halaylar zılgıtlar başladı. Yine öyle bir sokak kutlamasında hayatında ilk kez Kürt tabanlı bir partiye vermiş bir adam, Kürtçe slogan atıp türkü söyleyen kalabalığın arasına karıştı. ‘Ben de HDP’ye oy verdim, biraz da bizim anlayacağımız şeyler söyleyin’ deyince kalabalık ‘Ne verelim abimize?’ dedi. Ardından Çav Bella söylendi, İsyan Devrim Özgürlük sloganı atıldı.

O sıralarda sosyal medya gevşedikçe gevşedi, capsler laf sokmalar havada uçuştu, ülkede milyonluk catharsis yaşandı. Birkaç gün öncesine kadar cumhurbaşkanı tarafından tehdit edilen Can Dündar ‘O son bombayı patlatmayacaktın’ yazdı; halk o son beş bombanın, 7 yolsuzluğun, 12 hukuksuzluğun, 25 görev ihlalinin hesabını sormuş olmanın gönül rahatlığıyla boyuna reteweet butonuna tıkladı.
Koalisyon denince aklına Yüzüklerin Kardeşliği, Lannisterlar ve Tyreller ya da Firdevs Hanim ve Bihter Ziyagil’den ötesini bilmeyen gençlik, bir anda anayasa hukukçusu kesildi. Azınlık hükümetleri güven oyları sohbetlerde havalarda uçuştu.

İnsanlar ‘Şimdi nasıl, başbakan ayrı yardımcısı ayrı, meclis başkanı ayrı mı olacak? Herkes aynı şey olmayacak yani?’ diye diye şaşırdı, tüm bu lafların sonu ‘Demokrasi böyle bir şeymiş yani’ ile bitti, insanlar yeni her güne başka bir heyecan ve tazelik, başka bir umut ve sevinç ile uyandı…

Uzun zaman sonra Aziz Nesin’in anılmadığı ilk seçimin sandıklarından halklar çıktı, çeşitlilik ve renkler çıktı, Türkiye sonunda biraz da na nay yaptı…