Kobane’de bir savaş baronu: Akidi
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

IŞİD kanalıyla Kobane’yi düşürmek isteyen AKP hükümeti bu yolla yapamadığını şimdi ÖSO üzerinden hayata geçirme arayışında. Niyet Kobane’deki “de facto” durumu ezmek, kendisine tabi kılmak. Bunun için ilk adım geçen hafta atıldı. Ankara’nın dayatması, Washington’un göz kırpmasıyla Türkiye’nin “özel temsilcisi” Abdulcabbar El Akidi Kobane’ye gönderildi. Peşmerge geçişinin yarattığı kaos fırsat bilinerek yüzlerce militanla birlikte.

Suriye ve Irak’ta kronikleşmeye yüz tutan krizin ortaya çıkardığı savaş tüccarlarından sadece bir tanesi Abdulcabbar El Akidi. ÖSO’nun eski komutanlarından. Karanlık bir isim. İç savaşla palazlandı, etrafında topladığı milis gücünü ganimete tahvil etme hevesinde. Uzun zamandır Türkiye’nin himayesinde. Ankara ile olan münasebetleri bir hayli kirli. Tıpkı Reyhanlı saldırılarının arkasındaki isimlerden Heysem Topalca gibi.

* * *

Akidi, şimdi kuşatma altındaki Kobane’de YPG ve Peşmerge komutanlarıyla birlikte pozlar veriyor. En son “Özgür Suriye Ordusu’ndan 200 savaşçı Türkiye üzerinden Kobane’ye giriş yaptı” açıklamasında bulunmuştu. Uluslararası toplum ve “koalisyon güçleri”nden, “IŞİD ve Esad rejimine karşı savaşan” ÖSO’ya destek vermesini istiyor. ÖSO tarafından, bin kişilik grubu IŞİD’e karşı savaşmak üzere Kobane’ye götürmekle görevlendirildiğini açıkladı. Ancak ÖSO kendisini anında yalanlandı.

Akidi’nin kimin adına konuştuğu belirsiz. Zamanında ÖSO içinde PYD ve YPG’ye karşı en şahin tavrı sergilemiş bir isim kendisi. Ağustos 2013’te Halep’te bir toplantıda ‘PKK’ diye andığı YPG’yi “Acıma olmayacak. Eğer imkânımız olursa köklerini kurutacağız” diye tehdit etmişliği dahi var. O dönemler ÖSO’nun Halep Askeri Meclisi başkanı. Sonra Nusra Cephesi ve IŞİD ile ilişkiye geçer. Kürtlere karşı “cihat” kardeşliğinde buluşur. Bunu çeşitli mecralarda dile getirir.

* * *

ÖSO ile köprüler atılınca sınırın bu yakasına, Türkiye’ye geçer. Bir yılı aşkın süredir Türkiye’deydi, Suriye’de değil. Hatay-Antep hattında mekik dokuyordu. Sonra ne olduysa Afrin’e gitti ve YPG Genel Komutanı Sipan Hemo ile görüşüp anlaşmaya vardı. Şahsi olarak görüşmeye gittiğini açıkladı. Çünkü ÖSO’da herhangi bir “resmi” görevi yoktu. Anlaşılan o ki Ankara ile dirsek temasındaydı. Bu cüreti de ancak bir güce yaslanarak sergileyebilirdi. Öyle de oldu.

Akidi’nin Kobane’ye geçmesini, oralarda “kahramanlık” pozlarını vermesini Erdoğan ve Davutoğlu’nun dillendirdiği “PYD’nin tek taraflı özerklik ilan etmesi kabul edilemez” çıkışıyla birlikte ele almalı. Ortadoğu bataklığına saplanan neo-Osmanlıcıların arzusu paramiliter gruplar üzerinden Kobane’yi kontrol altında tutmak, olabildiğince buradaki gelişmelere müdahil olmak. Akidi’nin varlığı bu nedenle IŞİD ile savaştan daha öte anlamlar taşıyor.

* * *

Erdoğan’ın ÖSO derken kastettiğinin esasında yanında palazlandırdığı, örgütlediği ve emir eri olarak kullandığı Akidi gibi grup ve isimlerden başka bir şey olmadığı açık. Mezhepçi, neo-Osmanlıcı dış politikanın, “PYD’nin desteklenmesine karşıyız. Desteklenecekse bu güç ÖSO olmalı” zihniyetinin sahada vuku bulmuş halidir Akidi.

Türkiye, hemen yanı başındaki Rojava’da oluşan mevcut durumdan olabildiğince rahatsız. Bu oluşumun boğulması için tüm imkânlarını seferber etmekten, sonuna kadar gitmekten kaçınmayacaktır. Bu nedenledir ki Hatay-Kilis kamplarında eğitilen milis güçler şimdi Kobane’de. AKP hükümeti Suriye’ye ve Rojava’ya yönelik müdahilliğini, artık ayyuka çıkan, kendisini uluslararası arenada köşeye sıkıştıran IŞİD bağlantısı aracılığıyla değil de ÖSO unsurları üzerinden yürütecek. Akidi’nin Kobane pozlarını bu çerçevede değerlendirmekte fayda var.