Konya'daki ve çay ocağındaki mucizeler
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Kültür literatürü alt başlıklar ile belirlenen toplumlarda sistematik yapı üzerine kurgulanan mekanizma olamaz.


Sebep-sonuç ilişkisini dayanak olarak oluşturamayan yapıların süreçlerindeki beklentileri kestirmek mümkün olamaz.


Bu ülkede her şeyde olduğu gibi futbolu da bunun başına koyabiliriz.


Ortada tanımlayacağımız bir “ekol” veya “sistem” yok.


Sadece “kaos” var.


Ve kaostan beslenenler var.


Oluşacak kaosa nasıl müdahale edileceği kestirildiği ve kestirilemediği için anlık refleksler ve tepkiler ile sürecin içinde kalınmaya çalışılır.


Terim’in en çok sevdiği ortamlar da bunlardır, çünkü analitik oyun kurgusu Terim için ağır bir yükümlülük gerektirir, bu donanımın olmamasını bertaraf etmek ancak sürecin şeklini değiştirmekle mümkündür.


Terim’in son üç maç içerisindeki durumu buydu.


Ve geriye sadece mucize (!) denen kavram kalıyor.


Organize olmuş gibi görünen kaos oyun kurgusu vasatın üstünde bir futbolun oynanmasını sağlayamaz.


Ama mucize (!) olarak adlandırdığımız sonuç; zaten her şeyin üstünü örtmesine yetip de artıyor bile.


Acaba?..


Olur mu ya?.. İle süreç devam ettirilir.


Tabi ki ortaya çıkacak sonuçtaki skala; en son noktada olur, en üst noktada olur. İşte bu noktalardaki duygu tepkimesi de; insanın boyutunu aşarak kontrol dışı bir hal alabilir. Konya’da yaşanan buydu. Sürecin kendisine müdahale etmek bazen imkansız olabilir, fakat süreç içine etki edecek birtakım dış faktörler devreye sokularak sonuçlara etkide bulunabilinir, bu ülkelerin, kurumların ve kişilerin donanım, cesaret ve bağlantılarına bağlıdır!


Bu faktörleri kullanmak risk içerdiği için birtakım kanunlar ve koruma mekanizmaları devrede olması gerekir ki; bu cahil cesareti işleyebilsin diye?


Bu cesaret aynı zamanda kargaşa ve derin işleyişleri de sever.


Saha dışında…


Ve saha içinde de…


Ve kaotik ortamları sever.


Bazen de kendi yaratır bu ortamları; tıpkı Hollanda Ulusal Takımı’nın Teknik Direktörü Blind’in çok basit olan e-mailinin üzerinden algı değişkenliği yaratarak masumiyet kisvesine bürünmek gibi.


Ama Çek Cumhuriyeti’nin, Türkiye ve Hollanda maçlarındaki ciddi kadro farklılıkları ile alınan iki farklı sonuçları tartışmıyoruz. Çünkü bu kararlar grubun şekillenmesinde çok önemli faktörler içermekteydi, belki Çekler için bir şey ifade etmiyor gibi gözükebilir. Hollandalılar hiçbir şekilde bu konuları tartışmadılar bile veya bunun üzerinden ülkelerinde algı değişkenliğine çalışmadılar bile.


Derinlikten anlamıyorlar sanırım!


Evet;


Tüm ülke sevince boğuldu bu mucize (!) karşısında.


Ankara’nın göbeğinde yaşanan katliama rağmen…


Çay ocağından gelip eylem yapan ve devlet tarafından bilenen canlıların eylemi sonucunda yaşamlarını kaybeden 97 canımızı anmak için yapılan saygı duruşundaki yaratık tepkileri, nerede olduğumuzun da ispatıydı.


Zamanın şahitliğini yapmak bu dönem için insanın canını acıtıyor.


Ne mucizeye ihtiyacımız var, ne de ayrışmaya.


97 canın karşılığına bir şey koymaları mümkün değil.


Bir çay ocağı, devletin tüm mekanizmasının üzerinde ülkeye hükmetmektedir.


Yaşadığım ülkenin birtakım gerçekleri vardır: Sistem için yapılan gayri kanuni her şeyin bilinmesine rağmen, hiçbir şeyin yapılmadığı gerçeği…
Benim için geçerli olan mucize 97 canın ölmemesiydi. Bunun önlenmesini sağlayacak mucizeydi.


Derin sisteme rağmen…


Tezgahlanan mucizelerin benim için hiçbir önemi yoktur.