“Korkunun” Yeni Sürümü: La Casa De Papel
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

Bir yanım “boşver” diyor ama, söz konusu kişi neredeyse çeyrek yüzyıl bu ülkenin başkentini yönetmiş Melih Gökçek. Boşveremiyorum. Kaldı ki, tweetlerindeki görüşün iktidar cephesinde karşılığı olduğunu biliyorum.

Hangi görüş mü?

Bu yaz darbe olabilir.. Sonbaharda Geziciler ayaklanabilir.. Yılbaşına doğru iktidarın başına neler neler gelebilir..

Melih Gökçek, darbe senaryolarının son sürümünde, son günlerin çok konuşulan İspanyol dizisi La Casa De Papel’i “kanıt” gösteriyor. Dizinin Türkiye’deki seyirciler için çekilen tanıtımında (yine) subliminal mesajlar varmış. O mesajlar yine / yeni / yeniden darbeye çağrıymış.

Gökçek, sevgili Kaan Sezyum yazsa çok güleceğim gerekçeleri ciddi ciddi sıralamış. Sonunda da iyice coşmuş, dizi yapımcıları / yönetmenleri falan, artık kimi bulabilirsek, sorgulamamızı önermiş.

Ta Gabon’dan FETÖ’cü paketleyip getirttiklerine göre, bunu da yapabilirler.. De.. Merak ediyorum, dizi yapımcılarına, İtalya’da faşizme karşı direnişin sembolü olan “Ciao Bella” şarkısının “Gezicilerin marşı” olduğunu da itiraf ettirirler mi?

Olmaz olmaz demeyin. Melih Gökçek öyle zannediyor en azından. Öyle zannediyor ve dizide bu marşın söylendiği sahneye bakıp “Geziciler’in darbe sinyali” diyebiliyor.

Nerde Geziciler’de böyle bir güç, diyeceğim.. Ciddiye alırlar diye diyemiyorum.

Hakikaten nedir bu darbe senaryoları azizim? Son 15 yılda yeterince ekmeğini yemediniz mi bu korkunun? Ahaliyi korkuta korkuta.. Ergenekoncular.. Geziciler.. FETÖ’cüler diye diye.. Yalancı çobanın bile yüzünü kızarttınız. Yine de vazgeçmediniz.

• • •

Son günlerde sosyal medyada yeniden dolaşıma sokulan.. Bazılarının da “yeni” zannettiği bir yazı var.

LE Monde Türkiye muhabiri Guillaume Perrier, 2010 yılındaki referandum sonrasında bir Türkiye analizi yapmış. O sıralarda ne kadar liberal / liberal demokrat kalem varsa hepsinin inandığını.. Hatta AB’nin bile “sahi” zanne ttiğini kaleme almış.

Muhtemelen, memleketin liberal / liberal demokrat / yandaş kalemlerinin anlattıklarıyla vardığı sonucu şöyle anlatmış:

“Yaşam tarzı birbirinden kopuk, hayatları, zevkleri, inanışları birbirinden çok farklı hatta birbirine düşman iki grup, siyasi iktidar için son kez çarpışmak üzere hareketlenmiş gözüküyorlar.

Birinci grup ekonomik olarak da güçlü. Anadolu’da üretiyor, malını dış dünyaya satıyor.
Para kazanıyor. Siyasi örgütünü destekliyor.

İkinci grup ise parasal olarak da kuvvetli değil artık. Mevcut iktidarın da baskısıyla giderek ekonomik kazançlarını kaybediyor.

Dış dünyayla iş yapan, büyük burjuvazi ve entelektüel kesim ile bir grup bürokrat, birinci grubun destekçileri.

Yargı, ordu, bürokrasinin önemli bir kısmı, ikinci grubun arkasında.

Ve bu ikinci grup; siyasetle, demokrasiyle, iktidarı elinde tutmasının mümkün olmadığını kavradığından, siyaset ve demokrasi dışında bir çözümün peşinde.”

Perrier, “ikinci grubun”, yani adını tam olarak böyle koymasa da “laik cephenin” demokrasi dışı bir çözüm peşinde olduğunu yazıyor. Yani iktidar / AKP karşıtları darbe yapabilir demeye getiriyor.

İktidarın kullanıp safra gibi attığı kalemleri hatırlayın. Benzer şeyler yazıyordu. Darbe paranoyası yayıyordu. Ergenekon / OdaTV / Balyoz kumpasları patlak verince de (elbette) hiçbiri şaşırmıyordu!!

• • •

Tarih, sadece 8-10 yılda bu senaryoyu çöpe attı.

Üstelik, tuhaf bir ironiyle!

Zira, Perrier’in “Türkiye analizi” şöyle bir öngörüyle bitiyordu:

“Peki, darbe olursa ne olur?

Türkiye’de darbe olursa Dünya, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş yeni bir oluşumla karşılaşacak.

Türkiye, olası bir darbeden sonra, Rusya ve İran’la ortaklık kurmak isteyecek.

Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeden alacak. Ama Rusya-Türkiye-İran bloku dünyanın bütün dengelerini değiştirir. Ortadoğu’nun kontrolünü tümüyle ele geçirir.

Böylece, Türkiye’deki çatlama dünyada büyük bir çatlamaya yol açar. Eğer 3. Dünya Savaşı çıkacaksa, sanırım, bu çatlamadan çıkar.”

Ne diyordu Perrier ve analizinin kaynağı olan Türkiye’deki yandaş kalemler? Laik cephe AKP iktidarına darbe yapabilir ve bunun sonucunda Türkiye Batı’dan kopup Rusya - İran blokuna yanaşabilir.

Sonuçta ne oldu, biliyoruz.

İktidar önce laik / cumhuriyetçi / sol cepheyi tarumar etti. Ardından 15 Temmuz darbe girişimini bahane edip OHAL ile sivil darbe yaptı. Ve sürpriiiiiiiz! Rusya ve İran ile (bütün tarafların da dediği gibi) “tarihi bir yakınlaşma” yaşanmaya başladı.

Analizi tepetaklak olan Perrier ve fikirdaşları artık ortada yok tabii. Ama iktidarın eski / yeni destekçileri hala darbe masalları anlatıyor. Hala ahaliyi korkutarak oy devşirmeye çalışıyor.

Geçmişten farklı olarak, TSK’dan beklemiyorlar darbeyi.

Kimden mi bekliyorlar?

Erdoğan’ın, dolar 4 lira sınırını aşınca söylediği gibi şu malum dış mihraklardan..

Geziciler’den..

La Casa De Papel ekibinden..

Bir de muhtemelen BirGün kadrosu ve okurlarından!!