Korunuyor muyuz?
ÖZLEM KÜÇÜK ÖZLEM KÜÇÜK
Dünya Kupası, transfer haberleri derken yazın ortasına geldik ve sezonun başlamasına çok da kalmadı.

Dünya Kupası, transfer haberleri derken yazın ortasına geldik ve sezonun başlamasına çok da kalmadı. Kulüpler transferleri tamamlamak, statlara yatırım yapmak için son şanslarını kullanıyor ve tabii bunca yatırımın parasının da bir yerden çıkması gerekiyor.  Bu durumda yaz ayları için biz taraftarları “yolma” zamanı desek yalan olmaz.

Sezon bitip de futboldan uzak kalınca her taraftar boşluğa düşer. Futbolcu bile gider tatilini yapar kafasını boşaltır ama biz o zaman bile transfer haberi kovalarız. Bir yandan futbolsuzluk bir yandan takıma özlem derken kulüpler bu duygusal boşluğumuzu nakte çevirmenin yollarını arar. Önce kombine kartlar çıkar. İşte o an takımınızın geçen sezon şampiyon olduğuna sevinseniz mi üzülseniz mi bilemezsiniz. “Kötü sezon geçirdik kombine çok pahalı olmaz bu sene.” muhabbetleri döner.  Herkes bütçesince ama kesinlikle o bütçede delik açan bir karta para yatırır.

Hele bu seneye gelirsek çoğu takım için bir de Passolig kabusu peyda oldu. 25 lirayı verdik vermesine ama ne olacağı belli değil. Passolig’e entegre bir kombine mi kullanacağız? Ki bir taraftar olarak ben kendi takımımın kombinesini ayrıca cebimde isterim. Yok  iki kart kullanacaksak da bize yazık. İnternet sitesine bakarsak üzerinde fotoğrafımız ve takımımızın amblemi olan bir kart gelecek. Ve elbette o kartla başka takımın maçına giremeyeceğiz.  Bu durumda taraftara zorla iş çevirtecekler.

Sanırım böylesi durumlarda erkeklerin kendi aralarında kart değişimi yapması daha kolay olacak. Kadın taraftarın durumu hepten kötü. Başka bir maça gitmek için kendime benzeyen bir kadın taraftar bulacağım da kartını alacağım… Her şeyin ötesinde Passolig’in attığı indirim mesajları da kendimi sağılacak inek gibi hissetmeme neden oluyor.

Haydi diyelim kombineyi aldınız bu sefer sezonun yeni formaları çıkar. Takımınızın yıldız oyuncularına giydirilen formalarla gözünüz boyanır. Zaten duygusal boşuktasınız, zaten hasret çekiyorsunuz. Çubuklusu, parçalısı demez paraları dökersiniz. Sonra her stada gittiğinizde bir atkı, bir şapka derken sağılmaya devam.

Yurt dışına her gittiğimde o şehrin takımının stadı ve dükkânlarını gezerim. Bizden farklı neler yapıyorlar, nasıl işletiyorlar, neler satıyorlar, fiyat dengesi nasıl… Yıllarca oradaki mağazalara özendik, bizde niye yok dedik. Dünyada bu işi en iyi yapan takımlardan biri Barcelona. Mağazalarından içeri girdiğinizde sadece kendinize değil köpeğinize, çocuğunuza bile alacak hediyelik eşya bulabilirsiniz. Sonunda bizim de taraftar mağazalarımız oldu. Hatta son yıllarda gözü açılan büyük kulüplerimiz maşallah her şeyi takım logomuzla almamız için ellerinden geleni yapıyorlar. Eskiden sadece forma, atkı aldığımız yerler şimdi perakende devleri arasında sayılıyor. Bu işe en erken kafası çalışan takım olan Fenerbahçe’nin taraftar mağazasında bir ara kanlı canlı kanarya bile satılıyordu.

Takımlarımıza bu da yetmemiş olacak ki son olarak Fenerbahçe ve Beşiktaş logolu prezervatif çıkartmaya karar vermiş.

Galatasaray ve Trabzonspor ile anlaşmaya henüz varılamasa da çok yakında tüm takımların logolu prezervatifleri eczane, market ve taraftar mağazası raflarında olacakmış. Dünyada birçok takımın yaptığı bu uygulamayı yanılmıyorsam Ronaldinho kendi adıyla yapmıştı. Takımlar prezervatif çıkarmalarının nedenini, taraftarları arasında kondom kullanımını yaygınlaştırmak olduğunu söylese de insanın aklına kötü şeyler gelmiyor değil.

Türkiye gibi tüm tezahüratların, rakip aşağılamaların cinselliğe bağlandığı bir ülkede prezervatif satmanın sosyal sorumluluk yanı ne kadar anlaşılır emin değilim. Kaldı ki erkeklerin futbolu, hayatın her alanına bulaştırma halinden memnuniyetsiz olan kadınların logolu prezervatife nasıl bakacakları da meçhul. Fakat benim  sezon öncesi her fırsatta cebinden parası alınan taraftar olarak kafam karıştı.  Bu  ürün satışı için “zamanlama manidar” olsa da kulüplerin bizlerle “korumalı ilişkiye” girmeye çalıştığını düşünelim en iyisi.