Kral Çıplak diyebilmek...
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

16yıl sonra bugün tekrar TBMM’ye dönüyorum.

Daha önce 4 dönem milletvekilliği yaptığım Meclis’te yeniden Türkiye’ye, halkıma, beni seçenlere ve Mersinlilere hizmet etme onurunu yaşayacağım.

Şimdiden müthiş heyecanlı ve bir o kadar da kendimi sorumlu hissediyorum.

Verdiğimiz sözlerin, inandığımız doğruların peşinden koşmaya dünden daha çok hazırım.

Geriye bakınca düşünüyorum da; milletvekilliği boş zamanların doldurulduğu ve makamdan güç alındığı yer değildir.

Buraya geliş serüveniniz ne olursa olsun şayet, yurttaşın asıl kendinizin de onun vekili olduğunu unutursanız, uzun süre orada kalamazsınız.

Düşünce ve eylemlerinizde önceliğiniz halk ve yurttaş olmalı.

Bireyin değil toplumun talep ve sorunları sizin birincil görevinizdir.

Farklılıkların zenginlik, gençlerin gelecek olduğuna ve kadının erkekle eşitliğine inanmalısınız.

Toplumun itici gücünün bilgi ve deneyimin ise hazine olduğunu görmelisiniz!

Düşüncelerinizde samimi olduğunuzu anlarlarsa teşvik edenleriniz çoğalır.

Kişilikli durdukça, olayları gerçekleriyle süzdükçe, eşitlik, özgürlük, insan haklarına saygı ve emeğin en yüce değer olduğuna inancınız arttıkça size olan halkın desteği çoğalır.

Olayların karşısında mümkün olduğunca objektif durabilmek, iktidar ve muhalefet söylemlerinizi bilgi ve kaliteye dayandırabilmek özgüveninizi güçlendirir. Aksi halde ‘lider sultası ya da parti oligarşisi’ sizi kısa zamanda kıskıvrak esir alır...

Milletvekilliği hakkıyla yapılırsa çok zor iştir!

Sürekli bilgi edinen, dünyada ve ülkedeki değişimleri yakından takip etme zorunluluğu olan, çok çalışmak isteyen, insan sevgisi ve gelecek rüyası olması gereken bir hizmet yeridir.

Dürüst, cesaretli ve kararlı durmak gerekir.

İdeolojiniz, ilkeleriniz ve vicdanınızla baş başasınız!..

Yalan söylemeyen, inandığı gerçeklerden taviz vermeyen, sakin ama bir o kadar da vakur, dinleyen ve bir o kadar da dinlenilmesini beceren biri olmalısınız!..

Milletvekili olmak için;

Demokrasiyle özdeşleşmek gerekir!..

Laiklik olmadan demokrasinin kurallarının işleyemeyeceğini bilmek gerekir.

Parlamenter sisteme inanmak gerekir.

Evrensel hukuk olmadan adaletin ve dolayısıyla devletin varlığının oluşamayacağını görmek gerekir!

Vesayetin her türlüsüne karşı durmak gerekir!

Yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrı olduğuna kabul etmek gerekir!

Hırsızlığın, yolsuzluğun, haksızlığın, usulsüzlüğün düşmanı olmak gerekir!

Çalan, devleti soyan, yurttaşı sömüren ve ülkeyi parsel parsel satanlara şiddetle karşı çıkmak gerekir!

Kısaca, milletvekili gördüğü anda ‘lideri de olsa’ korkmadan “Kral Çıplak” diyebilmelidir!..

Kolay bir iş değildir vesselam!.

Hele daha ilk günden ihtişamlı Meclis’in içinde, hayranlık duyduğu yeni yaşama başlamadan, kendisini oraya taşıyan yöneticilerinin “görüşlerine katılmıyorum” diyebilmek zor iştir...

Biliyorum; “Seçim bölgemde insanlar böyle istiyor” diye dayatabilmek hayli cesaret ister!

Bugün yemin edilecek!..

Sonrasında Meclis’e giren 4 parti kendi iç düzenlemelerini yapacak.

Grup ve her partinin Meclis Başkanvekilleri ile komisyon üyeleri belirlenecek..

Ama asıl olan Meclis Başkanı seçimi!

Seçilen Meclis Başkanı kurulacak koalisyonun yapısını bize gösterecek!

Ve Meclis işlemeye başlayacak!..

Bir sonraki adım hükümet kurma çalışmalarıdır.

Yani, hükümet programı ve güven oylaması!

Kurulan hükümete göre sırasıyla komisyonlar ve başkanlarının partiler arasında paylaşımı olacak...

7 Haziran seçimleri RTE’yi kaçak sarayına mahkûm etti.

AKP’ye de ‘muhalefetsin!” dedi.

Halkın yüzde 60’ı, tek adamdan kurtulmak için, muhalefet olan partilere ‘birlikte hükümet etme’ görevini verdi.

Koalisyon, demokrasiyle özdeşleşmiş insanların uyguladığı önemli bir yönetim biçimidir.

Yaşanan o ki; bizim gibi demokrasi kültürü gelişmemiş ülkelerde ‘tek parti iktidarları’ sonunda, ‘denetlenemez diktatörler’ yaratıyor!

Bugün Meclis’te bulunan milletvekillerinin en az yüzde 60’ı Ankara’ya gelirken seçmenlerinden bu talimatı alarak geldi. Hatta onlara, “verdiğimiz oylara sahip çıkın çalarlar” dediler.

Adaletsizliklerin, haksızlıkların, hırsızlıkların, baskının, korkutmanın, öldürülen gençlerin hesabını AKP’den sorun dediler!...

Hesap sormak AKP’nin dışında bir hükümetle olur!

AKP ile oynayan yanar!...

Liderlerin sözleri bir yana, halkın istemediği AKP’li çözüm, bilinsin ki vekilin alnına basılan kara bir damga olur!...

Bugün gerçek milletvekili olma zamanıdır!...

Yemin etmekle değil, halkına verdiği sözleri yerine getirerek milletvekili olunur!
Daha ilk günden “Kral Çıplak” diyebilmek milletvekillerini değil, demokrasiyi kurtarır.