Kraliçenin konuşması
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Bizdeki yasama yılının başlangıcı  ya da bütçe açış konuşmalarının bir benzeri her yılın sonuna doğru Westminster’da yapılır: Kraliçenin

Bizdeki yasama yılının başlangıcı  ya da bütçe açış konuşmalarının bir benzeri her yılın sonuna doğru Westminster’da yapılır: Kraliçenin konuşması  daha doğrusu konuşturulması. Çünkü Kraliçenin yaptığı sadece eline verilen konuşmayı renksiz bir tonda okumaktan ibaret. Çarşamba günkü belki de en etkisiz konuşmalarından biri oldu.
Memlekete hafiften kış gelmiş, yapraklar dökülmüş parklar bahçeler sokaklar seferberlikvari bir havada belediyeler tarafından temizleniyor. Temizlenmese, en azından bir süre döküldüğü yerde kalsa yapraklar daha güzel olacak ama kaza tehlikesi ve hayati tehlike yarattığı gerekçesiyle oldukça pahalı bir operasyon dahilinde temizlenmek zorundalar.
Bu sonbahar, yapraklar dökülürken Gordon Brown ve İşçi Partisi’nin de aynı hızla ve hatta daha hızlı dökülmesi bekleniyordu. Her nedense beklenen olmadı gibi. Glasgow’da eski meclis başkanının emekli olmasından boşalan milletvekilliği için yapılan seçimi İşçi Partisi açık ara ile kazandı. Hem İskoç milliyetçilerini evinde hezimete uğrattı hem de Muhafazakarlara karşı ezici bir çoğunluk kazandı. Yetmezmiş gibi önceki seçime göre de daha başarılı oldu.
Glasgow başarısı bazılarını  mutlaka çok umutlandırdı. Belki gerçekten de yeniden kazanabilir İşçi Partisi. Çünkü kanaatimce Brown krizi fırsata çevirdi. Ne kadar çevirdiğini ilkbaharda göreceğiz.
Bu umutlu durumda Kraliçe’nin konuşması  önem kazandı. Bu yılki konuşmanın özelliği konuşmayı  hazırlayan hükümetin ömür bekentisinin çok kısa olması.
Kraliçe’nin konuşması oldukça sembolik. Sembolik derken monarşinin sembolik temsilinden falan bahsetmiyorum. Aksine monarşiye karşı yüzlerce yıllık mücadele ve nihayetinde zaferin sembolize edildiği bir tören bu konuşma.
O yüzden de ‘konuşturulma’ diyorum. Çünkü kraliçenin konuşmasını hükümet hazırlıyor ve kendisine veriyor. Kraliçenin sembolik olarak dahi konuşmayı değiştirme şansı yok.
Konuşma içerik olarak da kabaca hükümetin bir sonraki yıla dair plan ve projeleri ve vaatlerini kapsıyor.
Törenin geçmişi 500 yıl eskiye gidiyor ancak bugünkü formunda ilk kez 1852 yılında yapılmış. 50 yıllık iktidarında Kraliçe Elizabeth, hamilelikleri nedeniyle sadece iki kez törene katılamamış.
Törenin her adımı aslolarak monarşiyi ve Kraliçeyi aşağılama ve parlamentonun üstünlüğünü vurgulama teması etrafında kurgulanmış. Kraliçe tören kıyafetleri içinde parlamentoya gelir ve Avam Kamarasına doğru kraliyet koridorunda ilerler.
Kraliçenin önünde Lordlar kamarasının en yaşlı üyesi ilerler ve Avam Kamarasına geçilen kapılara yaklaştığında kapı yüzüne çarpılır. Bu en yaşlı Lord elinde siyah bir değnek taşıdığı için kendisine de siyah değnek denir. Kapı yüzüne çarpılınca o değnekle kapıya üç defa vurur ve açılmasını bekler. Bu kapı çarpılma işi de tabii ki kraliçe’ye iktidarın kimde olduğunu hatırlatmak amaçlı.
Bugün için hatırlatma belki biraz gereksiz. Kraliçe’nin durumu idrak etmeme ihtimali herhalde yoktur.
Kraliçe bu kapıdan girdikten sonra milletvekilleri, kabine ve gölge kabine eşleşerek arkasından ilerlerler. Yani Brown ve Cameron ve arkalarında İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti vekilleri bir nevi elele Kraliçeyi dinlemeye giderler.
İçeride de törenin teması monarşi ile parlamento arasındaki tarihsel gerilimi yansıtır. Milletvekilleri meclisin en uzak köşesinden ayakta dinlerler Kraliçeyi. Ayakta olmak saygıdan ziyade bir hoşnutsuzluk ifadesidir. Sonuçta kendilerine ait sıralara gidip oturmazlar.
Kraliçe de her yıl bu eline tutuşturulmuş  mecburi konuşma metnini okur. Onun konuşmasından sonra muhalefet lideri ve başbakan konuşurlar ve bu da meclis görüşmelerinin başlangıcıdır.  Yine tören gereği ilk konuşmalar Kraliçe’nin söyledikleriyle alakasız olur ki Parlamentonun yüceliği bir kez daha vurgulansın.
Bu yıl ki en önemli parlamento gündemi ve muhtemelen seçimlerde de ana temalardan biri olacak konu milletvekilliği yolsuzlukları olduğu için vekillerin öyle pek ‘yüce’  bir yanı yok. Hatta Kraliçe, bunların yanında, sütten çıkmış ak kaşık. Geleneği bozup bunlara dönüp terbiyesizler deseydi belki yüzlercesinin yüzü kızarırdı. Yüz kızarmasının milletvekili olma yeterliklerinden biri olmadığı kesin ya. Neyse Kraliçe de birşey demedi zaten.
İyi pazarlar ve bol şanslar.