Kriz kapıya dayandı
11.10.2018 08:48 GÜNCEL
Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda kaybolmasının yankıları sürerken, uzmanlara göre Türkiye bu krizden yara almadan çıkamayacak

MEHMET EMİN KURNAZ @m_emin_kurnaz

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na girdikten sonra bir daha haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı’ya dair belirsizlik sürerken, olayın uluslararası alanda etkileri ve Riyad-Ankara hattındaki yansımaları merak ediliyor.

Emekli Yunanistan Büyükelçisi Nazmi Akman, Kaşıkçı vakasının Suudilerle olan ticari ve siyasi ilişkileri olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Hüsnü Mahalli ise, Türkiye’nin Katar’a verdiği destek dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı üzerinden intikam isteyebileceğini savunuyor.

İlişkiler etkilenir
Nazmi Akman, yaşanan vakanın bir şekilde Türkiye ve Suudi Arabistan ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor. Akman, “Cemal Kaşıkçı vakası Suudilerle olan ticari ve siyasi ilişkilerimizi olumsuz etkileyebilir. Ben Suudilerin Türkiye’yi sıkıştırmak için yaptığına inanmıyorum. Bunları dedikodu olarak görüyorum” diyor.

Olayların netliğe kavuşmasıyla Türkiye’nin tutumunun belli olacağını söyleyen Akman, “Bir şey söylemek için erken bana göre. Şu an olayların nasıl cereyan ettiği bile muamma. Gerçekten kaçırıldı mı, yoksa parçalanıp paketlere mi kondu, bunların hepsi ortaya çıktıktan sonra Türkiye’nin de tavrını göreceğiz” ifadelerini kullanıyor.

Sicili karanlık
Hüsnü Mahalli ise olayın, Suudi Arabistan’ın Türkiye’yi köşeye sıkıştırma hamlesi olduğunu savunuyor.
Cemal Kaşıkçı’nın Müslüman Kardeşler ve emperyalizm destekçisi olduğunu ifade eden Mahalli sözlerini şöyle sürdürüyor; “Olayı uluslararası krize götürenler, Türkiye’de kaybolan onca gazeteci varken seslerini çıkarmayan insanlardı. Burada bir çifte standart var. Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki emperyalizmin Arap Baharı ve öncesinde en büyük destekçilerinden biridir. Arabistan’da başka bir prensi desteklediği için son iki yıldır ihtilafa düştü, o içeriye atılınca Kaşıkçı da ülkeden kaçtı. Çizgisi hâlâ aynıdır, Müslüman Kardeşler’den. Kaybolmadan üç gün önce İstanbul’da Müslüman Kardeşler’e yakın bir kanala demeç verdi. Bu demeçte Suriye katliamlarını destekleyen açıklamalarda bulundu.”

kriz-kapiya-dayandi-519302-1.

Türkiye suçlu
Kaşıkçı’nın kaybolduğu 2 Ekim’den beri yandaş medyanın oldukça detaylı bilgiler verdiğine dikkat çeken Mahalli, “Ama her nedense iktidar hiçbir şey söylemiyor. Resmi olarak ne bir Bakan ne Cumhurbaşkanı tavır koyuyor. Bu çok enteresan bir durum” diye konuşuyor.

Mahalli, “Bir bakmışsınız bu adam bir yerden çıkar ve ‘ben şimdiki prense biat ettim’ der. Ya da kaybolduğu şekilde dosya kapatılır gider. Her iki durumda da Türkiye bu konuda suçlu durumda oluyor. Öncelikle bilgi vermemekle suçlu, her şey yayımlandı ama resmi bilgi yok” diyor.

Riyad intikam alıyor
“Olayın arka planında Riyad’ın Türkiye’den intikam almak istemesi yatıyor” görüşünü savunan Hüsnü Mahalli, şu ifadeleri kullanıyor; “Türkiye Katar’ı desteklediği için; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn dörtlüsü Türkiye’ye düşman konumda. Türkiye, bu dörtlü ülkelerde muhalif olan Müslüman Kardeşleri İstanbul’da barındırıyor. Bunların basın yayın organları da İstanbul’da, yaklaşık 3 bin civarı ‘gazeteci’ İstanbul’da. Bunlar, Suudilere göre terörist ve ‘Türkiye terör mensuplarını barındırıyor’ imajı vermeye çalışıyor. Verilmek istenen bir mesaj da kendi ülkelerinin muhaliflerine ‘Türkiye’ye gitmeyin, sizi her şekilde yakalarız’ mesajı.”

Türkiye’nin Suudi Arabistan ile bir gerginliğe girmeyeceğini belirten Mahalli, “Türkiye’nin bir yaptırımı olacağını da düşünmüyorum. Türkiye şu an İslam İşbirliği Örgütü’nün dönem başkanı. Bu örgütün merkezi Suudi Arabistan’da. Bu örgütün içinde Riyad çok etkin. İstanbul’daki zirveye sadece 15 ülke katıldı. Suudi Arabistan ‘gitmeyin’ deyince gitmiyorlar. ABD Başkanı Trump işin içine girip Arabistan’ı suçlarsa Türkiye ancak o zaman rahatlar” diyor.

***

FBI bile devreye girebilir

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Cemal Kaşıkçı ile ilgili soruşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını açıkladı. Pence, “Suudilerin yardım talep etmesi halinde, ABD, Türkiye’ye FBI ekibi göndermeye açık” dedi.

‘İstihbarat biliyordu’
Öte yandan Kaşıkçı’nın yazılarıyla katkıda bulunduğu Washington Post gazetesi ise ciddi bir iddiada bulundu. Gazeteye göre, Kaşıkçı’nın kaybolmasından önce ABD istihbaratı Suudi yetkililerinin Kaşıkçı’yı ele geçirmeye yönelik bir planı görüştüklerini saptadı. Haber kaynağının gazeteye aktardığına göre Suudiler Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan’a çekmeyi ve burada derdest etmeyi amaçlıyordu. ABD’nin Kaşıkçı’yı uyarıp uyarmadığı bilinmiyor.

***

‘Çölün oğlu’ liberal prensin uzun kolları

kriz-kapiya-dayandi-519301-1.

Haber Merkezi

Almanların ünlü dergisi Der Spiegel hafta başında Cemal Kaşıkçı vakasını analiz ettiği derlemesinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman (MbS) ile ilgili ‘çölün oğlu’ yakıştırması yaparken, bir bir vukuatlarını sıralıyordu.
Bütün dünya olayın arka planında MbS’nin olduğu görüşünde. Okların çevrildiği 31 yaşındaki genç veliaht her yönüyle tartışmalı bir figür.

ABD desteğiyle gerçekleştirilen saray içi darbesiyle tahtını sağlamlaştıran ‘çölün oğlu’, Vahabi zihniyetin tahakkümü altındaki Suudi Monarşisini liberalleştirecek ‘kahraman’ olarak cilalansa da, bir yıl içinde gerek ülke içindeki icraatları gerekse de uluslararası arenadaki söylemleriyle ‘gerçek yüzünü’ göstermeye başladı.

MbS, başlangıçta kendisine biçilen misyona uygun şekilde kadınlara araba kullanma izni gibi dünya kamuoyunun gözünü boyayacak işlere imza attı. Bu açılımların arasındaki, ‘ılımlı İslam’a dönüş ve ‘Vizyon 2030’ projesi ile Suudi petrol şirketi Aramco’yu borsaya açma hamlesi krizdeki Batılı kapitalist ülkelerin iştahını kabartırken, bütün bunların karşılığında prens cilalandı. Ancak ‘liberal prens’in tüm bu açılımları kısa mesafeli oldu.

İlk önce bir saray içi darbe ile kendisine muhalif olabilecek, önünü kesebilecek kraliyet fertlerini tutukladı. Kasım 2017’de aralarında Suudi milyarder Prens El Velid bin Tallal’ın da olduğu onlarca prens ve iş insanının tutuklanarak aylar boyunca başkent Riyad’daki Ritz Carlton Oteli’nde tutulması içeride izleyeceği sert politikaların ilk işareti oldu.

Suudi muhalefetine yönelik baskılar gün geçtikçe artarken, yurtdışındaki muhalif görüşlü öğrencilerin bursları kesilmeye başlandı. Bunların ülkeye dönmeleri istenirken, öğrencilerin Suudi Arabistan’daki akrabalarına da baskılar uygulanmaya başlandı.

Muhalefete mesaj
Kaşıkçı vakası, muhaliflere yönelik baskıların yeni bir boyutu oldu. Suudi Arabistan’ın gelecekteki kralı, Kaşıkçı üzerinden muhalefete, “Nerede olursanız olun, ellerim size uzanır” mesajı vermiş oldu. Ancak bu mesaj liberal prensin gerçek yüzünü ortaya çıkarırken, parlatılan imajına da büyük bir darbe vurdu!

***

Şüphelilerin dikkat çeken bağlantıları

Cemal Kaşıkçı’yla ilgili soruşturmanın şüphelisi 15 Suudi Arabistan vatandaşı arasındaki bazı isimler dikkat çekti. Dr. Salah Muhammed Al Tubaigy’nin adli tıp kurumunun başında bulunduğu, Muhammed Saad Al Zahrani ve Thaar Ghaleb T. Alharbi’ninse kraliyet koruma görevlisi olduğu ortaya çıktı. Al Tubaigy’nin delilleri karartmak üzere ekipte yer aldığı ihtimali üzerinde durulduğu ifade edildi. Diğer iki ismin de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın yanında koruma olarak yer aldığı öne sürüldü.