Kriz ve umut!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in kesin seçim sonuçlarını açıklamasının ardından Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 12.Cumhurbaşkanı oldu!..

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in kesin seçim sonuçlarını açıklamasının ardından Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 12.Cumhurbaşkanı oldu!..
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiğine dair mazbatası, Sadi Güven tarafından 15 Ağustos günü TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e verildi...
Altın varakla çerçevenmiş mazbatanın  alışını törenle oldu...
Basın çağırıldı...
Nutuklar atıldı...
“Hayırlara vesile olur!” dileğinde bulunuldu!..
Meclis Başkanı Çiçek’in vücut dilinden hayatının en mutlu anını yaşadığı belliydi...
Mazbata alınıp saygı dolu bir reveransla öpüldü ve başa konuldu!..
•  •  •
Aradan 4 gün geçti.
Mazbata hâlâ Meclis Başkanlık odasının en mümtaz köşesinde duruyor...
Sahibini bekliyor!..
Gelen giden yok!..
Ses seda da yok!
İlginçtir! Bu güne kadar uğraşan, kıran döken, bağıran Recep Tayyip Erdoğan, mazbatasını almış değil!..
•  •  •
Mazbatasını almamakta direnen seçilmiş birini ilk kez gördük!..
Mazbatanın sahibi adeta ortadan kayboldu!..
•  •  •
Kimine göre; tebligat yapılmasın diye rapor aldığı söyleniyor...
Hani tayin olan, sürülen, yada görevden alınan memurlar rapor alarak, bu tebligatın yapılmasını önlerler ve bu arada torpil bulup atamayı durdurmaya çalışırlar ya, sanki öyle bir durum yaşanıyor!..
Bu arada RTE torpil aramıyor!.. Ülkenin hukuk düzenini torpilliyor(!)...
•  •  •
Kimine göre; “Zaman bulamadı da onun için mazbatasını almadı(!)” diyorlar!..
Doğru RTE bu günlerde müthiş bir yoğunluk içinde.
Durmadan çalışıyor...
Emirler yağdırıyor...Yeni talan projeleri hazırlıyor...Ülkeyi parselleyen yasalar çıkarıyor!..
•  •  •
Önce, Başbakan olarak Meclise talimat verdi.
Meclisi 1 Ekim’e kadar kapattı!..
Sonra, partisine talimat verdi.
AKP 27 Ağustos’ta kongre yapacak!..
Ardından, MYK’ sına talimat verdi.
AKP’nin genel Başkanını ve Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını perşembe günü belirleyecek!..
•  •  •
Tüm bu işleri, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunun bilinmesi sonrasında yaptı...
15 Ağustos itibariyle, “tüm görevlerinin bittiğine” aldırmadan keyfi düzenlemelerine devam etti...
Türkiye’deki hukukçuların hep bir ağızdan “suç işliyorsun” demesine rağmen, RTE, Başbakan ve AKP Genel Başkanı unvanlarını bırakmadı!..
•  •  •
Attığı her adımla,verdiği her kararla Anayasa suçu işlemeye devam etti!..
Suç işledi nedeni açık!..
Çünkü;
“...YSK’nın kesin seçim sonuçlarını belirten tutanağı sonrası  mazbatanın 15 Ağustosta TBMM Başkanlığına ulaştırılmasıyla birlikte,  Anayasanın 101/son maddesi uyarınca ve ayrıca bir başka başvuruya gerek kalmaksızın, doğrudan R.Tayyip Erdoğan’ın Milletvekilliği sıfatı sona ermiştir!...”
TBMM Başkanlığı hemen, milletvekilliğinin düştüğünü kayıtlarına geçirmesi gerekmekteydi!...
•  •  •
Anayasanın ve diğer ilgili yasaların açık  düzenlemesine göre, “milletvekilliği biten” bir kişinin Başbakan olması da mümkün değildir!..
Bu nedenle RTE’nin  “Başbakanlığı da sona ermiştir!..”
Bugünkü Hükümet kadük durumdadır!..
•  •  •
15 Ağustostan itibaren Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Erdoğan’ın “AKP genel başkanlığından da düşmüştür...”
Bilinmeli ki; Bu dönemde, hem AKP Genel Başkanı ve hem de Başbakan sıfatıyla verilen talimatlar,alınan tüm kararlar,harcanan her kuruş “yok hükmündedir!”
•  •  •
Şimdiye kadar yapılması gereken iş, 62. Hükümet kuruluncaya kadar mevcut hükümetin görevini sürdürebilmesi için “Bir Başbakan Yardımcısının vekâleten Başbakan olarak” görevlendirilmesiydi!..
Tıpkı Özal’ın ölümü sonrasındaki İnönü/Demirel’in Hükümetinin uyguladığı gibi...
Erdal İnönü, DYP Genel Başkanını seçene ve dolayısıyla başbakanın belirlenmesine kadar Başbakanlığa, Başbakan Yardımcısı olarak vekalet etmişti.
O sürede Demirel Cumhurbaşkanı olarak partisinden ve hükümetten ayrılmıştı...
•  •  •
Cumhurbaşkanlığı Mazbatasını tebellüğ etmemek Anayasa suçu işlemeyi engellemez!..
RT Erdoğan uyguladığı bu politikayla Türkiye’ye  hukuk krizi yaşatmaktadır!...
Bu kriz, giderek rejim bunalımına dönüşecektir...
Karşımızda; Hukukun üstünlüğüne inanmayan,kuvvetler birliğini arzulayan, demokrasiden yana olmayan ve bilinenin dışında adeta padişahlığa dönüşecek tek adamlığı isteyen biri var!..
•  •  •
Hukuk dışı yaşamın sürüklediği “toplumsal patlama” kapımıza dayandı!..
Yaşam güvencesi giderek kayboluyor!..
Ayrıştırıcı,yabancılaştırıcı, nefret dolu söylemler huzurlu bir yaşamdan bizi hızla uzaklaştırıyor...
Baskının arttığı,yaşama dair her türlü müdahalenin yapıldığı bir toplumda barış da oluşamaz!..
Üstelik adil paylaşımın olmadığı bir toplumu, tüketici olmaya yönlendirirseniz ortaya müthiş sürtüşmeler çıkar!..
Vahşi bir siyasi kavgayı benimserseniz “Toplumun ruh sağlığını” bozulur!...
Nitekim dün Sağlık Bakanlığı, antidepresan ilaçları kullanan yurttaş sayısının, 3 milyondan 9 milyona çıktığını açıkladı!..
Son yıllarda; Kadınların katledilmesi olaylarının 100 de 1400 arttığı, uyuşturucu kullanma yaşının 10 yaş altına düştüğü biliniyor!..
Böyle durum Türkiye’nin büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor!..
Kurtuluşun sol önermelerde olduğu açıktır!..
Sol, sosyal demokrat siyaset, şimdiden önkoşulsuz geleceği hazırlamanın ortak aklını oluşturmalıdır!..Vakit hızla geçiyor!..