“Küçük” Britanya’dan sevgilerle
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ

Her hafta bir başka karanlık ve iç karartıcı haberle açılıyor. Daha doğrusu karanlıklar bir türlü açılmıyor. Genel olarak çok karamsar olduğum söylenemez ancak bu siyaset meselesi harbi bunaltıcı.

Birkaç yıl önce bazı bakanlar Romanya ve Bulgaristan’dan göçü önlemek için bu ülkelerde İngiltere aleyhine propaganda yapmayı düşünüyordu. Buralar hep yağmur, güneş de yok falan diyerek Avrupa Birliği’nin en yoksul ve o derecede yolsuzluğa batmış iki ülkesini durduracaktık. Neyse ki bu kampanya hayata geçmedi.

Ancak ondan bu yana hayata yürütülen kampanya maalesef daha beter. Kampanyaların hepsi beter. Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık. Fransa’da faşist sağ muhafazakar sağcıların solunda kalmış, Almanya’da ırkçılar ikinci parti olma yolunda, Türkiye malumunuz. Darbeciler gitti darbe kaldı yadigar durumunda. Hani insan 12 Eylül’ü falan hatırlayınca iyi ki darbe girişimi başarısız olmuş diyor, yoksa bunlar hepimizi kalemimizden asarlardı.

Britanya Bağımsızlık Partisi (BBP, manidar kısaltma!) 20 yıl mücadele ettikten sonra emeline ulaştı ve referandumdan AB’den çıkalım kararı çıktı. Ondan bu yana da iflah olmadılar. En son iki milletvekilleri Strasbourg’da kendi grup toplantılarında bir tanesi komaya girip hastanelik oluncaya kadar dövüşmüşler. Çok tutkulu ve duygusal bir siyaset tarzları var yani.

BBPliler son üç ayda üçüncü kez partilerine başkan arıyorlar ama asıl eksik olan partinin misyonu. AB karşıtlığı bitti. Daha doğrusu bu konuyu bitirme işini Muhafazakar Parti fazlasıyla üstlendi. Yani biz dövüşüp hastanelik oluyoruz ama fikrimiz iktidarda durumu.

Muhafazakarların yeni ‘demir leydisi’ May parti kongresinde gürledi. Tamamen jargondan ibaret ama etkili bir ‘biz herkesin partisiyiz’ konuşması yaptı. Bunu yaparken bir kamyon da gaf yaptı ama artık siyasette ne kadar çirkinlik o kadar köfte durumu olduğundan önemli değil. May ve panpaları hayatlarında neredeyse hiç karşılaşmadıkları işçi sınıfının partisi olduklarını dahi iddia ettiler.

Romanya ve Bulgaristan’da yapılmayan kampanyadan çok daha etkili bir parti konferansı oldu. Geçen hafta yazdığım Cameron söyleminden en az bir kaç kat daha beter bir söylem ortaya çıktı. Cameron kabaca herkesi kaçak göçmen kategorisine yakın koyup hedef gösteriyordu. May bir tık yukarı çıktı; artık göçmenlerle fotoğraf çektirmek de tehlikeli.

Hepsinin hem fikir göründüğü ancak tartışıp karar vermek istedikleri bir tedbir şirketlere çalıştırdıkları yabancıların sayısını bildirme zorunluluğu getirmek. Referandum sonrası olduğu gibi böyle bir uygulama başladıktan sonra da işyerleri, fabrikalar vs ‘galeyana gelen’ halk tarafından taşlanır herhalde. İşçi Partili Chukka Umunna teyit etmiş başbakan olmadan önce May’in başında olduğu İç İşleri Bakanlığı’nda çalışan yabancıların sayısı bilinmiyormuş. Herhalde taşlamaya oradan başlarız.

Daha tehlikeli söylemlerden biri de üniversitelere yabancı öğrenci alma sınırlaması getirmek. Dahiyane fikirlerden birisi sadece bazı top üniversitelere yabancı öğrenci alma hakkı vermek. Son bir kaç yıldır yabancı düşmanlığı dahil pek çok nedenle zaten ülkeye gelen yabancı öğrenci sayısı ciddi oranda azalmıştı. Herhalde bu açıklamalardan sonra iyice azalır.

Açıklamalar sadece laf-ı güzaf değilmiş belli ki Cuma günü ünlü London School of Economics’den bir takım hocalara hükümetten haber gitmiş. Britanya vatandaşı olmadıkları için artık danışmanlık hizmetlerine başvurulmayacakmış.

Biz zaten yıllardır merak edenleri ‘buraya gelmeyin’ ‘vize almak zor’, ‘hayat pahalı’ yollu kandırıyorduk; bundan sonra merak eden de kalmayacak gibi. Zurnanın zırt dediği yer ise “bir hata ettik geldik buralara yerleştik” diyenlerin ne yapacağı ve onlara ne yapılacağı. Britanya dışında doğmuş olanların sayısı 2011 sayımında 7.5 milyon dolayında idi. Ondan bu yana en azından bir buçuk milyon daha eklenmiştir. Bunun yanına ikinci ve üçüncü kuşakları da eklerseniz muhtemelen 10-12 milyon gibi oldukça kalabalık ve çoğunluğu yetişkin bir nüfus ortaya çıkar. Yani göçmen partisi kursanız iktidar olmanız işten bile değil. Bu da bugünün karpuz kabuğu olsun.

İyi haftalar ve bol şanslar.