“Küçük Köylülüğe Sermaye Kapanı”
KORKUT BORATAV KORKUT BORATAV
Küçük Köylülüğe Sermaye Kapanı, Marksist sosyal bilimin Türkiye’deki seçkin temsilcilerinden Metin Özuğurlu’nun son kitabının
Küçük Köylülüğe Sermaye Kapanı, Marksist sosyal bilimin Türkiye’deki seçkin temsilcilerinden Metin Özuğurlu’nun son kitabının (Nota Bene Yayını) başlığıdır.

Özuğurlu, “köylü sorunu” diye bilinen eski, hâlâ da süregelen bir tartışmadan hareket ediyor; o gündeme giriyor ve Türkiye tarımı ile kapitalizm arasındaki bağlantıların yol açmakta olduğu dönüşümleri tartışıyor. “Türkiye’de köylülüğün geleceği” sorusuna da böylece ışık tutmuş oluyor.

Esas olarak aile emeği ile ve kendi toprağı üzerinde tarımsal üretim yapan dolaysız üreticilere köylü diyoruz. Piyasa için üretim yapan köylülük, Marksist yazına göre, küçük meta üretimi olarak tanımlanan bir ilişki içine geçmiş olur. Bu geçişle birlikte üretici kapiralizm tarafından kuşatılır; ileri ve geri piyasa bağlantılarında “sermaye”nin alt öğeleri tarafından sıkıştırılır; giderek toprak tamamen metalaşır. Köylülük bu koşullarda varlığını sürdürebilecek midir? Özuğurlu’nu hareket noktası bu sorudur.

Köylülük, kendine özgü direnme yöntemlerine sahip olduğu için mi (”sermaye kapanı”na rağmen) varlığını sürdürebilecektir? Yoksa, kapitalist üretim ilişkileri tarafından yutularak sermayeye doğrudan doğruya (yani ücretli emek haline dönüşerek) teslim mi olacaktır? Böyle ise, ana dönüşüm zenginleşen köylülerin kapitalistleşmesi ile mi; tarım dışından gelen sermayenin tarımı “fethetmesi” sonunda mı gerçekleşecektir?

Sermayenin seçenekleri de tartışılabilir: Tarım üzerinde doğrudan (köylüleri işçileştirerek) hegemonya kurması mı? Veya daha yüksek sömürü oranlarına ulaşabilecek biçimde köylülüğü dönüştürerek dolaylı hegemonyayı sürdürmesi mi?

Bir de devlet kuramını ilgilendiren alan var: Otoriter veya parlamenter rejimler altında kalabalık bir emekçiler deposu oluşturan köylülükle egemen sınıf arasındaki gerilimler, uzlaşılar?

Bu sorular, Marksist düşünürlerin, sosyal bilimcilerin kuramsal, ampirik ve tarihsel düzlemlerde inceledikleri köylü sorunu gündeminin içinde yer alıyor. Metin Özuğurlu da, son kitabı ile bu alana önemli katkılar getiriyor.

***

Küçük Köylülüğe Sermaye Kapanı, olgusal malzemesini 2007-2009 yıllarında Anadolu ve Trakya’da 24 köyde, 381 hanede gerçekleştirilen bir alan araştırmasından üretiyor. Özuğurlu, alan çalışmasının sonuçlarını nicel bulgular biçiminde sunmuyor. Araştırmanın öznelerini kuramsal çerçevesinin rehberliğine göre tanımlıyor; sınıflıyor; betimliyor; (varsa) dönüşüm eğilimlerini belirleyip açıklıyor; kısmî, ihtiyatlı genellemelere gidiyor.

Oluşturduğu sınıflama tipolojisi önemlidir (s.91). Gruplardan biri, “fazlalık nüfus”tur. Bu grup, “köyde ikamet ediyor olmanın dışında köylülükle bir bağı kalmayan…, yaşamını (emekli aylığı veya 65 yaşını doldurup aylık 500 TL’den fazla geliri olmayanlara yönelik fon aktarımı gibi) köy dışı gelirlerle sürdüren;… köydeki evleri onlar için kelimenin tam anlamıyla bir huzur evi olan” insanlardır.

İkinci grup, köy ayaklı proleter nüfustur. Bunlar, köylerde yaşayan topraksız emekçilerdir. Bazı yerlerde “köyün gençlerinin yarısı” bu gruptadır. Tarım dışında ücretli işlerde çalışanlar, “kapitalist işletmelerde amele olsalar da, köyde statüleri yüksektir; toprağı olmasa da sanayide çalışıyorsa, onlara kız verilir”. Topraksız (ve tarım dışında iş bulamamış) köylü ise, “köyün ırgatıdır; inek beslerler; köy içinde yevmiyeye giderler; yeşil kartları vardır; kaymakamlıktan yardım gelir; her sene 25 torba kömür verilir; onlara kız vermezler.”

Özuğurlu, daha sonra sınıflama şablonuna küçük köylülüğü (küçük meta üreticisini) koyuyor ve bu kategoriyi işletme büyüklüğü ile emek kullanım biçimlerine bakarak üç alt öğeye ayırıyor. Küçük köylülük, hâlâ Türkiye tarımının en kalabalık toplumsal grubunu oluşturmaktadır. “Sermayenin kapanı” içine girmişlerdir; aile içindeki emek rezervinin bir bölümünü tarım dışı istihdama taşıyabildikleri ölçüde kapandan kaçabilmeleri mümkün olabilir. Ancak, ana eğilim varlıklarını sonu görünmeyen bir mücadeleyle sürdürmeleridir: Ürün yelpazesini değiştirerek, aile emeğini işletme dışına kaydırma imkânları kollayarak, arada bir işçi tutarak ayakta durmaya çalışmaktadırlar.

Aile emeğini üretimde kullanmayan; sadece ücretli işçi kullanan kapitalist çiftçilik Özuğurlu’nun son grubunu oluturuyor.

***

Piyasa için üretim yapan küçük köylülük bir sosyal sınıf mıdır? Özuğurlu, bu konuda kararsız görünüyor: “Küçük köylülüğün dönüşümü ancak toplumsal sınıf analizi ile kavranabilir.” Ancak, “temel sınıflarla köylülük arasındaki mesafe” de önemlidir. “Temel sınıflar”, kapitalist bir sistemde elbette işçi ve kapitalist sınıflardır. Peki, ikincil üretim ilişkileri içinde yer alan sınıflar? Sınıflar “örgütlenme ve micadeleye tutuşma deneyimleriyle oluştukları için köylülük (yani “kendisi için sınıf” olamadığı için) henüz buna uzaktır.” (s.93)

Ne var ki, köylülük dolaysız üreticiler kategorisine girer; geçimlik, doğal ekonomi aşamaları tarihe karışmışsa, kaçınılmaz olarak sömürülen bir toplumsal gruptur. Karşıtı olan (sömüren) sınıf ile birlikte belli bir üretim ilişkisi içinde yer alır. Kapitalist sistemde, karşıt öğe, ticarî/malî sermayedir… Ve bu karşıtlığı oluşturan üretim ilişkisi, küçük meta üretimidir. Özuğurlu köy nüfusunu “ayrıştırma çerçevesi”ni büyük ölçüde ailenin emek kullanım biçimlerine göre tanımladığı için, küçük köylünün sınıfsal karşıtını göz ardı etmiş oluyor.

Özuğurlu bir köylüden aktarıyor: “Benim oğlum hesap yapmış; bu tarlalar bana tamı tamına beş milyar borçlu; bu tarlalardan alacağım var diyor”… Baba, oğluna hak vermektedir: “65 yıldır uğraşıyorum; mesaimiz 16 saat. Geride ne var? Sıfır. Yatırımımız ne? Sıfır.” Oğlu “ödenmemiş, artı emeğin”, kısacası sömürünün hesabını yapmış 5 milyar liraya ulaşmıştır. “Artı emeği”ne el koyanlar kimlerdir? Hesaplamayı yapan genç, ücretli işçi olmadığına göre yerli-yabancı tüccardır, şirkettir, bankadır…

Bu el-yordamı sömürü hesaplaması, köylüyü “kendisi için bir sınıf” yapmayabilir; ama hesabın yapılmış olması, “kendiliğinden” , sömürülen bir sınıfın da varlığını gösterir.

Bu hesaplamayı düzeltmek; “artı-emeğe” kimlerin; hangi mekanizmalarla; ne kadar el koyduğunu belirlemek de (bu öncü araştırmayı sürdürmesini beklediğimiz) Özuğurlu’ya düşecektir.
 
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız