Külliye vakası
HAKAN DEMİR HAKAN DEMİR

Şafak sökerken haykıran martıların hezeyanıyla sarılı ömrümüzde hiç mi kafamız berrak, hislerimiz net, ufkumuz açık bir gün geçiremeyeceğiz? Konuya böyle Devlet Bahçeli tivitivari bir giriş yapmak istedim, zira reisin bulmacalarından da karışık bir konu.

12 yıldır Erdoğan’ın fantastik her beyanı ya da hareketinden sonra başat iki söylem eşit oranda ortalığa yayılır. Önce “gündem değiştirmek istiyor” yorumlarıyla dolar her yer. Aslında ekonomiyle ilgili çok çok önemli bazı şeyler olmaktadır ve Erdoğan bunu gizlemek için gündeme müdahale ediyordur.

Hemen ardından da ikinci söylem, “hayır asıl gündemi bu”, sızıverir ortama. Erdoğan gündem değiştirmek falan istemiyordur, asıl gündemi bu fantastik konulardır. Hepimiz bu, muhtemelen gerici-özgürlük düşmanı, gündemin karşısında set oluşturmalıyızdır.

Kısa bir süre önceye kadar ben de genel olarak ikinci görüşe yakın dururdum. Erdoğan’ın ya da partisinden birinin ne kadar ilginç ya da komik durursa dursun açıklamalarında kendilerince ciddi olduklarını düşünürdüm. Ülkenin dev bir imam hatipler kompleksi olacağını söylerken de, kadınların ikinci sınıf vatandaş olduğunu açık açık savunurken de, sigaraya alkole giyim tarzına laf ederken de gündem değiştirmeye çalıştığını değil asıl gündemini dayattığını sezerdim. Öyle de oldu, ne dediyse sırayla yaptı, yapıyor.

Gel gör ki Erdoğan’ın son garip girişimi bu fikri biraz revize etmem gerektiğini gösterdi bana. Detayları çoğu insanın gözünden kaçan “külliye” meselesinden bahsediyorum.

ORASI OLMADIYSA BURAYA KÜLLİYE DİYELİM

Önce 7 Ocak’ta katıldığı bir üniversite ek binası açılışında ağzına aldı o kelimeyi. “Kampüs yerine ‘külliye’ desek daha güzel olur. Esenboğa Kampüsü yerine Esenboğa Külliyesi daha isabetli olur.” Bir de sanki kırk yıldır böyle deniliyormuş gibi anında “bu güzel külliyede gelecek nesillerimizin daha iyi yetişeceğini umuyorum” diyerek devam etti.

Fakat herhalde bu girişim Erdoğan’ın yönetim kariyerindeki en talihsiz günlerden birine denk gelmişti. Charlie Hebdo saldırısı da aynı gün olunca külliye çıkışı gündem olamadan söndü gitti. Bütün dünya günlerce Paris katliamını konuştu, Erdoğan külliyesiyle birlikte köşesine çekildi.

Peki yıldı mı? Asla. 16 Ocak’ta bir daha denedi; “Kısa bir süre sonra burası Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olacak. Saray kavramından rahatsız olanlar temenni ederim ki külliyeden rahatsız olmazlar.” ‘Rahatsız olanlar’ gibi ifadelerle kışkırtmasını da yaparak tekrar denedi “külliye”yi gündeme sokmayı. Olmadı. Gündem yoğunluğunda yine kaynadı gitti.

Böyle göstere göstere iki aşamayla denenen bir “külliye vakası” ortadayken artık kolay kolay “asıl gündemi bu, gündemi değiştirmeye çalışmıyor” diyemem.

Çünkü belki de gündemi değiştirmek değilse de bir şekilde sürekli gündemin kendisi olmak gibi bir derdi olduğu çok açık.

HİTLER BENZETMESİ GELİYOR, KAÇIN

Bıktık Hitler analojilerinden değil mi? Ne olay olsa “bakın Hitler de zamanında şöyle yapmıştı, işte bunlar da aynı Naziler gibi” kartı tak diye masaya vuruluyor. Bıktık bıkmasına da be hey devran, her örnek de bu kadar oturmaz ki. Tabii ki gündem oluşturma meselesinde de Hitler’den bir esinti bulup çıkarmak zor değil. Bu kez İngiliz tarihçi İan Kershaw’ın hazırladığı biyografiden Hitler’in partisi için yazdığı şu cümleler geliyor; “Bize gülseler de bizi yerseler de, bizi palyaço ya da azılı suçlu olarak gösterseler de önemli değil. Yeter ki hep bizden bahsetsinler.”

Sanırım artık Erdoğan’ın ilginç açıklama ve uygulamalarına bakarken bu perspektifi de devreye sokmak lazım. Hem gündemde olmak hem bazı gündemleri gizlemek hem de bunu asıl gündemiyle yapmak. 12 yılda çevresinde oluşturduğu fikri iklim zaten bir fantezi dünyasına ait olduğu için ekstra çaba harcamasına da gerek kalmıyor. Tabii külliye olayından çıkardığım bu sonucu belki yarın atacağı bir adım tamamen geçersiz kılacaktır. Reel politika enstrümanlarıyla dizayn edilen ilginç bir fantezi dünyası bu. Belki de bir gün sarayın merdivenlerinde astronot kıyafetleriyle top sektiren bir cumhurbaşkanı göreceğiz ve gündem değiştirmek için mi yapıyor yoksa politik hedeflerinden birini mi gerçekleştiriyor emin olamayacağız.