Kupanın yerinden ettiği hayatlar
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL
Daha adaylık ve organizatörlerin açıklanması süresi boyunca bir dolu spekülasyona yol açan 2018 ve 2022 Dünya Kupaları Rusya ve Katar’da önemli değişikliklere yol açacak. Katar bu kupayı düzenlemeye maddi açıdan hazır görünüyor. Onlar konaklama ve tesisleşme açısından önemli atılımlar yapmak zorundalar. Ancak Ruslar ülkedeki yeraltı mafyası, doğu-batı arasındaki uçurum ve kupa sırasında artacak fiyatlar söz konusu olduğunda olimpiyatlardan sonra ülkede yapılacak en büyük organizasyonda birçok sınavı geçmek zorundalar. Ama 2 yıl içinde önce Dünya Kupası sonra da olimpiyatları düzenleyecek olan Brezilya onlardan daha önce sınav vermek zorunda kalacak.

Brezilya 1950 yılında düzenlediği kupada ülkenin batısı ve kuzeyinden hiçbir şehre maç vermemişti. Bu tabii ki doğu ve güney kesimlerin Atlas Okyanusu kıyısında olması ve bu coğrafyanın iç kesimlerle sosyal yaşam arasında önemli refah farkı olmasından kaynaklanıyordu. 2014’te başkent Brasilia’nın yanı sıra Cuiaba ve Manaus kentleri, bugüne kadar pek yüzüne bakılmayan bölgeler olarak kupaya ev sahipliği yapacaklar. Bu yetmediği gibi bazı takımlar grup maçlarını 3 farklı stadyumda oynayacaklar ve bu, dünyanın yüzölçüm bakımından beşinci büyük ülkesinde sorunlar yaratacak. Ev sahibinin ilk 3 grup maçı sırasında katedeceği toplam mesafe 5 bin kilometre olacak ve ancak finale çıkması halinde efsanevi Maracana Stadyumu’nda oynayabilecek. Bir başka örnek D Grubu’ndan. D1 kontenjanını dolduracak takım önce kuzey kıyısındaki Fortaleza’da oynayıp 3 bin kilometre güneye inip Sao Paulo’da maça çıkacak ve ardından tekrar 3 bın kilometre kuzeye çıkıp Natal’da maçlarını tamamlayacak. Bu, elbette takımları aşırı derecede yoracak ama Brezilya Futbol Federasyonu Başkanı Ricardo Teixeira amaçlarının ülkenin tüm yörelerine futbolu götürmek ve bunu yaparken tüm takımlara eşit davranmak olduğunu söyledi. Ancak başardığını söyleyemeyiz.

İlk olarak fikstürden kaynaklanan bir adaletsizlik var. Yukarıdaki 2 örneğin yanında maçlarını sadece 880 kilometre yol kat ederek 3 şehirde oynayacak olan H Grubu takımı, belki de G grubunda kendisinden çok daha fazla yol kat edecek takımlardan birisiyle oynayacak ve bu da açık bir adaletsizlik yaratacak. Hele takım kafileleri kadar geniş imkanlara sahip olmayan taraftarlar için yolculuklar daha da meşakkatli olacak.

Ya peki ülkenin tüm yörelerine futbolu götürme projesi? Futbol gittiği yörelerde şimdiden hayatı  yıkmaya başladı. Açılış maçı 12 Haziran 2014'te, São Paulo'da, henüz yapım aşamasındaki Arena Itaquera'da. Bugünlerde iş makinelerinin çalıştığı alanda "2014 Dünya Kupası Burada Başlayacak" yazıyor. Corinthians kulübü başkanı Andrés Sanchez, "bu stadyum birçok kişiyi mutlu edecek ama bazılarının da hayatını karartacak" diyor. Stadyum inşaatı sebebiyle bölgede yaşayan 3 bin aile evlerinden çıkartıldılar ve nereye gideceklerini bilmiyorlar. Üstelik bu sadece São Paulo'da değil, kupaya ev sahipliği yapacak 12 şehirn tümünde geçerli. Projede görevli olan bir mühendis, organizatörlerin, stadyum yapılacak alanların GoogleMaps'ten seçildiğini iddia edecek kadar ileri gidebiliyor. Birleşmiş Milletler'in, kentleşmeden sorumlu üyelerinden Raquel Rolnik, "bu iş tam bir Brezilya stiliyle yapılıyor: Zenginler ve orta sınıf için bir kanun, alt sınıflar için ayrı bir kanun" diyor. Üstelik kendisi FIFA üyelerini defalarca uyarmasına rağmen kendisine kulak asan olmamış. Geçtiğimiz yılki Dünya Kupası öncesi, Güney Afrika'da da benzer iddia ve görüntüler mevcuttu.
 
Süper Lig’de Kulübede Gençleşme

Süper Lig’de görev yapan 14 yerli hocanın yaş ortalaması 45,5 bu rakama diğer 4 yabancı hocayı da kattığımızda rakam 45,8 oluyor. Bu son yıllarda yakalanmış en düşük ortalama. En önemlisi de yıllarca o takımdan bu takıma dolaşan, ezberlenen isimler ortada yok. Evet Rıza Çalımbay, Hakan Kutlu, Nurullah Sağlam gibi isimler kariyer sürelerine göre fazla sayıda takımla çalıştılar (Sağlam 8 yıllık teknik adamlık süresinde 6 kez takım değiştirdi ve bu sayı İngiltere, Almanya, Hollanda gibi ülkeler için oldukça yüksek) ama yine de gelişmeyi görmezden gelemeyiz. Genç hocaların göreve gelmesi ile isim yapmış Bundesliga’da şu anda görev yapan hocaların yaş ortalaması 48,2 yani bizden yüksek. Serie A’da 50’nin üzerinde. En azından Balkan ve Güney Amerika ülkeleri ile birlikte yürüttüğümüz teknik direktör öğütme sistemini gözden geçirmemiz gerekiyor. Bu alanda bir adım atıldığını görmek güzel. Abdullah Avcı ulusal takımın başına geçtiğinde 1990’lar sonrası görevinde en uzun süre kalan teknik adam unvanını yanında götürdü. Bu örneklerin artmasını diliyoruz.