alpertasbeyoglu

Küreselleşmenin utandıran öteki yüzü



İzmir’de kaçak göçmenlerin boğulmasıyla Isonuçlanan facia, bugünkü neoliberal küreselleşme sürecini bir kez daha düşünmeyi ve sorgulamayı gerekli kılıyor. Bilindiği gibi, küreselleşme birbiriyle bağlantılı üç süreçten oluşuyor: Üretimin uluslar arasılaşması ile malların serbest dolaşımı, finansal piyasaların küreselleşmesi ve küresel bir emek piyasasının oluşmasıdır. Malların ve sermayenin serbest dolaşımı hükümetler, medya ve uluslararası kuruluşlar tarafından sürekli olarak teşvik ediliyor. Dünya Ticaret Örgütü malların, IMF ise sermayenin serbest dolaşımını sağlayacak düzenlemeleri yapıyorlar. Buna karşılık emeğin serbest dolaşımı söz konusu olunca aynı çevreler, teşvik etmek bir yana, açıkça karşı tavır alıyorlar.


Küreselleşme bu üç alanda aynı tempoda gelişmiyor. En hızlı finans piyasaları ve doğrudan yatırımlar küreselleşmekte, emeğin dolaşımı ise küreselleşmenin en kısıtlı alanını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, küreselleşmenin, en azından politika düzeyinde, emeğin dolaşımını içermediği rahatlıkla söylenebilir. Serbest piyasa ilkelerini hayatın her alanına uygulamakta herhangi bir sakınca görmeyen liberaller, emeğin serbest dolaşımı ve uluslararası göç konusunda susmayı tercih etmektedirler.


Birleşmiş Milletler verilerine göre, yabancı bir ülke doğumlu olanların sayısı 125 milyona, dünya nüfusunun yüzde 2’sine ulamış durum-dadır.Bu artış son yıllarda işgücü piyasalarında yaşanan değişimlerin bir sonucudur.Öncelikle, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere uluslararası göçün hedefi durumundaki tüm ülkeler, bir yandan, göçmen politikalarını daha kısıtlayıcı yönde değiştirmekte, diğer yandan emek piyasalarını serbestleştirme ve esnekleştirme yönünde adımlar atmaktadırlar. Bunun sonucunda kaçak yabancı işçiler, özellikle orta ve küçük ölçekli işletmelerin varlığı için zorunlu hale gelmekte, bu da kaçak göçmen hareketleri için sürekli ve karlı bir talep yaratmaktadır.


İkinci önemli gelişme, üretimdeki küreselleşmenin ve artan sermaye mobilitesinin belirli ölçülerde uluslararası bir işgücü hareketi yaratmasıdır. Sermayenin gereksinmelerine bağlı uluslararası bir işgücü mobilitesi doğmakta, başta çokuluslu şirketler olmak üzere sermaye, milyonlarca işçiyi kendi ülkesi dışında çalıştırmaktadır. Çokuluslu şirketlerin üst ve orta yönetici talebi profesyonellerin; mühendislik, reklamcılık, bankacılık vb. hizmetlerin uluslar arasılaşması ise uzmanların serbest dolaşımına yol açmaktadır. Görüldüğü gibi emeğin serbest dolaşımında farklı iki süreç aynı anda yaşanmaktadır. İllegal göç ve mülteci hareketleri ciddi bir biçimde kısıtlanırken, ekonomik olarak talep edilen göçün serbestleştirilmesi yönünde önemli adımlar atılmaktadır.


Emeğin ülkelerarası hareketliliğini kıstla-yan yaklaşımın dayandığı en önemli görüş, emek mobilitesinin ücret ve istihdam üzerindeki etkisidir. Ancak bu konuda yapılan çok sayıda araştırma, emeğin ev sahibi ülke ücret ve istihdam üzerindeki etkisinin çok sınırlı oduğunu göstermektedir.


Kısa ve orta dönemde uluslararası göçe neden olan faktörler ortadan kaldırılıp, sermaye hareketleri kısıtlanamayacağına göre, emeğin serbest dolaşımının desteklenmesi gerekir. Sermayenin, getiri oranlarını yükseltmek için, küresel ekonominin gelişmiş bölgelerinden az gelişmiş bölgelere gitmesine izin veriliyorsa, emeğinde gelişmiş bölge ve ülkelere gitmesini izin verilmelidir. Bu konunun meşruiyeti, ekonomik sonuçlarda değil, haklar ve özgürlükler düzleminde aranmalıdır.

BİZİ TAKİP EDİN

359,930BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,879TakipçiTakip Et
7,819AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL