Anasayfa BİRGÜN PAZAR Kürtaj hakkını savunmak yaşam hakkını savunmaktır

Kürtaj hakkını savunmak yaşam hakkını savunmaktır

Siyasi iktidarın kürtaj karşıtı söylemlerinden sonra 2017 yılında sağlık çalışanlarıyla yapılan araştırma kamu kurumlarında bu hizmetin verilmediğini, başvurucunun yönlendirme talebinin de karşılıksız bırakıldığını göstermektedir

PINAR İÇEL

Son yıllara kadın direnişleri damgasını vurmakta. Eylemlerinin en önemli taleplerinden birisi kadınların bedenleriyle ilgili tercihlerine vurgu yapan kürtaj hakkı. Bazı ülkelerde kısıtlanmaya, bazılarında tamamen yasaklanmaya çalışılan kürtaj hakkı için direnişe geçen kadınlar Arjantin’de kürtajın yasal olması için verdikleri mücadeleyle Türkiye’de kürtaj hakkına sahip çıkma mücadelesi veren bizlere ilham oluyorlar.

Nüfus politikaları ve üreme hakkı

İsteyerek düşük, insan neslinin devamı ile üreme hakları bağlamında tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hayatın ne zaman başladığı sorusu ile kadınların kendi bedenlerini kontrol hakkı karşı karşıya getiriliyor. Kürtaj karşıtları dinci gericiliğe sırtlarını dayayarak dünya genelinde ivmelenmekteyken diğer taraftansa hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların nüfusla ilgili politikalarını genel olarak ekonomik nedenler, pazar ve işgücüyle ilgili gelişmeler oluşturuyor.

20.yüzyılda dünya nüfusunda görülmemiş bir artış yaşanmıştır. 1900’lerde 1,7 milyar olan dünya nüfusu 1950’de 5,7 milyara günümüzdeyse 7,5 milyara ulaşmıştır. Nüfustaki bu artış kısmen tıp alanındaki ilerlemeler ve halk sağlığının iyileştirilmesi için alınan önlemler sayesinde yaşam süresinin uzamasına bağlıdır.

Gelişmiş ülkelerin çoğunda ölüm oranlarındaki düşüş doğum oranlarında yaşanan düşüşle dengelenmiştir. Az gelişmiş ülkelerde ise düşük yaşam standartları ve yüksek doğurganlık hızı bir aradadır. Bu durum da az gelişmiş ülkelerde yaşanan açlık ve yoksulluk sorununu yalnızca hızlı nüfus artışına bağlayan fikirlerin özellikle Batı’da hâkim olmasına neden olmuştur. Ancak bu ülkelerin açlık sıkıntısı çekmesinin nedeni pek çok kişinin gıda üretmeye yetecek toprağının olmaması, dünyada yaşayan az sayıda insanın kaynakların çok büyük bir çoğunluğunu elinde tutuyor oluşudur. Dolayısıyla yoksulların daha az sayıda çocuk sahibi olmasını sağlayarak yoksulluğu azaltmak mümkün değildir. Doğum kontrolü nüfus politikalarının parçası olarak değil, kadınların kendi bedenlerini kontrol etme hakkının bir parçası olarak görülmeli, üreme hakkını da savunan bir yerden sahiplenilmelidir. Nüfus politikaları doğrultusunda doğum hızı üzerindeki kontrol, uygulamada çoğu zaman kadınların doğurganlıklarının kontrol edilmesi anlamına gelmektedir. Oysa kadınlar, bedenlerinin pronatalist veya antinatalist amaçlara alet edilmesini istememektedir.

Doğum asla yalnız doğum değildir

İsteyerek düşük hakkını kontraseptif (gebelik önleyici) kullanımı bağlamında da değerlendirmek gerekir. Kontraseptiflerin gebeliği yüzde yüz önleyemediği bir gerçektir. Güvenli koşullarda isteyerek düşük hakkının yasalarla kadınlara tanınmadığı toplumlarda isteyerek düşüğün sağlıksız koşullarda gerçekleştirildiği bugün tüm dünyada bilinen bir gerçek olup, anne ölümlerinin temel nedenlerinden biridir. İsteyerek düşüğün yasaklanması ve cezalandırılması bir yandan kadınların üreme haklarını kullanmalarını engellemekte bir yandan da kadınları güvenli olmayan koşullarda yapılan düşüğün sağlık riskleri ile karşı karşıya bırakmaktadır. Düşük hiçbir koşulda bir aile planlaması yöntemi olarak teşvik edilmemelidir. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan güvenli olmayan düşüğün sağlık üzerindeki etkileriyle başa çıkmak için aile planlaması hizmetleriyle düşüğe başvurmayı azaltmak teşvik edilmelidirler.

İsteyerek düşüğü yalnızca kadının seçim hakkı çerçevesinde tartışmak, konunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin boyutlarını görmemizi engeller: Yalnızca kadınların doğurganlık özelliklerine sahip olması üreme yükünün büyük kısmını kadınlara yüklüyor. Bunun yanı sıra toplumsal cinsiyet rolleri biyolojik özelliklerden kaynaklanmayan pek çok yükü de kadınlara yüklemektedir. İş ve gelir güvencesinin olmadığı, çocuk bakımıyla ilgili kamusal hizmetlerin yok edildiği, bakım hizmetinin kadının doğal görevi sayıldığı günümüz koşullarında kadınlar iş piyasasına girmekle çocuk sahibi olmak arasında seçim yapmak zorunda kalmaktadır.

Kürtaj yasada hak, hastanede yasak

Türkiye’de isteyerek düşüklerin % 65’i özel sağlık kuruluşları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu noktada, kamu kuruluşları tarafından sunulan isteyerek düşük hizmetlerine olan talebi dikkate almak gerekir, ancak siyasi iktidarın kürtaj karşıtı söylemlerinden sonra 2017 yılında sağlık çalışanlarıyla yapılan araştırma kamu kurumlarında bu hizmetin verilmediğini, başvurucunun yönlendirme talebinin de karşılıksız bırakıldığını göstermektedir. Üstelik hekimlerden bir kısmı kürtajın yasaklandığını, bir kısmı isteyerek düşük için yasal sınırın 8 hafta olduğunu zannetmekte, yine büyük bir kısmı da kürtaj yapmamayı hak olarak görmektedir. Üstelik gebeliği önleyici yöntemler içinden koruyuculuğu en yüksek olanlardan ve en çok tercih edilenlerden olan rahim içi araç (RİA, spiral) uygulaması yapan birinci basamak sağlık kuruluşu sayısı yok denecek kadar azalmıştır. Oysaki yakın bir geçmişe kadar Türkiye’de RİA ile gebelikten korunmayı tercih eden kadınların %40’ı sağlık ocaklarından bu hizmeti temin etmekteydi.

Yine hizmet sunumunun yalnızca belli bölgelerle sınırlanması, kırsal alanda yaşayan kadınların ve yoksul kadınların isteyerek düşük hizmetlerine erişimde engellere neden olmaktadır.

Kadınlar hayatlarını planlayamadıkları gibi istemediği doğumları da yapmak zorunda kalıyor

Çocuğu olan kadınlara çocukları olmadığı günlere dönebilselerdi ve istedikleri çocuk sayısını seçme şansları olsaydı sahip olmak istedikleri çocuk sayısının kaç olduğu sorulduğunda kadınlar çoğu zaman hayatta olan çocuklarının sayısından daha düşük bir sayı söylemişlerdir. 2013’te yapılan araştırmaya göre son 5 yıldaki doğumların %11’inin daha sonra olması tercih edilecekken gerçekleştiği, %13’ünün ise istenmediği görülmüştür. Dördüncü ve daha sonraki doğumların %40’ı istenmeyen gebeliklerin sonucudur. 40 yaş üzerindeki kadınlarda istenmeyen doğum oranı %42’dir.

Gerçek doğurganlık hızı ile istenen doğurganlık hızı (bütün istenmeyen gebeliklerinin önlenebilmiş olduğu bir durumda doğurganlık düzeyi) arasındaki en büyük fark düşük refah düzeyine sahip, Doğu bölgesinde yaşayan, eğitimi olmayan ve kırsal alanlardaki kadınlarda söz konusudur. Karşılanmamış aile planlaması ihtiyacı, eğitim ve refah düzeyi en düşük hanelerde yaşayan kadınlar arasında en yüksek düzeydedir.

Kürtajı yasaklamanın kürtajı engellemediği bilinen bir gerçek olduğundan kadınların yaşam hakkını savunmak için de kürtaj hakkını savunmak gereklidir. Türkiye’deki fiili yasaklama durumunu kabullenmemek, sağlık çalışanlarının konuyla ilgili doğru bilgilendirilmesini sağlamak, sağlık çalışanlarıyla toplum arasında dayanışma ağları oluşturmak, yaşamımızı ve haklarımızı hedef alan bu gerici dalgayı her alanda göğüslemek gerekiyor.

Kaynaklar:

Sağlık Çalışanlarının Gözünden İstanbul’da Kürtaj ve Aile Planlaması Hizmetlerinin Durumu raporu

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013

Uluslararası Nüfus Ve Kalkınma Konferansı (ICPD, 1994) Eylem Programı’nın Türkiye’de Uygulanan Sağlık Politikalarına Yansımalarının Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden İncelenmesi.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,957AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

İBB Başkanı İmamoğlu: Altın sandık diyeceğimiz sandıklar vardı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Habertürk canlı yayınında açıklamalarda bulunuyor.

Bolsonaro’nun G-20 Zirvesi heyetindeki asker kokainle yakalandı

Brezilya'da ocak ayında devlet başkanlığı koltuğuna geçen aşırı sağcı Jair Bolsonaro'nun, Japonya'da yapılacak...

92 oy aldığı için İstanbul seçim sonuçlarına itiraz etti

Mehmet Ali Aydoğmuş, 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için...

CHP PM pazartesi toplanacak

CHP Parti Meclisi (PM), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini değerlendirmek üzere Genel...

Yargı, ‘kamu yararı yok’ dedi: Bakırköy’deki plan değişikliğine ret

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 20 Nisan 2017’de onaylanan İstanbul’un Bakırköy ilçesi Zuhuratbaba...

Rabia Naz soruşturmasında yeni gelişme

Giresun'da 11 yaşında şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz soruşturmasında yeni gelişme. 

Erdoğan: Mülteciler meselesini G-20 gündemine taşıyacağız

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 zirvesine katılmak üzere Japonya'ya...

Notre Dame Katedrali’ndeki yangına ilişkin yeni açıklama

Fransa'nın başkenti Paris'teki Notre Dame Katedrali'nde nisan ayında çıkan yangının, tarihi yapıdaki...

Trump: Bir şey olursa biz çok güçlü pozisyondayız

Fox'un iş-finans kanalına demeç veren ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı askeri...

Camdan düşen bebeği havada yakaladı

İstanbul Fatih'te 2 yaşındaki Suriyeli bebek ikinci kattaki dairenin penceresinden düştü. Aynı...

Sonraki haber