Kürtlerden sandık kaçırma!
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 26 Mayıs 2018 Cumartesi günü akşam saatlerinde yaptığı bir toplantı ile 19 İl valiliğinin sandık taşıma talebini kabul etti. HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, 270 bin seçmeni kapsadığını söylediği karar için YSK Başkanı Sadi Güven ile görüştü. Karara itiraz etti.

YSK Başkanı Güven, “güvence” verdi. Sadece 144 bin seçmenin biraz yürüdükten sonra oy kullanabileceğini ifade etti:
-En uzak 5 km yürüyüş mesafesinde olacak sandıklar. Bunların yarısı da 2.5 km mesafede bulunacak.

Söz konusu 19 ilin nerede olduğunu tahmin etmek elbette zor olmadı. Kürt seçmenlerin ağırlıkta olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan malum “BÖLGE” içinde yer alan yerleşimleri kapsıyor bu uygulama… Tabii bir de şu var: Güvenlik nedeniyle seçmenlerden biraz(!) (5 Km) uzağa taşınacak sandıkların tamamında HDP birinci parti olarak çıkmıştı.

Görüldüğü gibi sandık taşıma uygulamasının HDP’ye oy verecek seçmenler dışında kimseye bir zararı dokunması mümkün görünmüyor.

Haliyle demokrasi açısından “sıkıntılı” bir durum söz konusu değil.

O kadar değil ki, HDP dışında hiçbir parti “sandık taşıma” kararını mesele yapmadı:

-Zaten Kürtler bize oy vermezler! rahatlığı içinde seçim çalışmalarını sürdürüyorlar.

Güzel bir uygulama. Kanun çıkartıyorsun. Sonra kanunu uyguluyorsun. Oluyor. Her şey kanunlar dahiliyesinde gerçekleşiyor.

Seçimler söz konusu olduğu dönemlerde Ankara’da bir kaygı/korku dalgası yükseliyor:

Kürt oyları nereye gidecek?

Sorunun yanıtı biliniyor. Zaten bu yüzden de kaygı/korku refleksi oluşuyor.

Yine eski bir seçimde benzer bir kaygı/korku işaretlerini Fikret Bila yazmıştı:

“Askerlerde sandık kaygısı!”

1999 Genel Seçimleri’ydi. 28 Şubat Post Modern Darbesi, İslamcıları hedefe koyarak Kürtlere okkalı bir yumruk indirmişti. Bu yüzden askerler, Kürtlerin sandık kararları konusunda kaygı duyuyorlardı. İsmini açıklamayan üst düzey bir komutan Bila’ya anlatmıştı bu kaygılarını.

Ben de o zaman kaygının boşuna olmadığını belirterek bazı önerilerde bulunmuştum:

*Düzen partilerinin bir oyu 2 sayılsın.

*Kürt partisine verilen oylarda yüzde 50 ilkesi uygulansın. İki Kürt’ün oyu 1 sayılsın.

*Ama en garanti yöntem ise askerlerin kaygılarını gidermek için Kürtler bu seferlik seçimlere katılmasın!

Artık Ankara’da “kaygılı askerler” yok. Seçim, sandık, oylama şampiyonu olmakla övünen demokrasi sevicisi siyasi dinci yapı var. Onların da kaygısı farklı değil!

Kürtler sandığa gidince nasıl oy verecekler?

Biliyorlar.

O yüzden de sandıkları seçmenlerin birazcık(!) uzağına götürüyorlar. Ama bu sadece Kürtler için.

Kürtlerin demokrasi inadını bilenler, yine de rahat değiller:

-Abi 5 kilometre az oldu, biraz daha mı uzaklaştırsaydık?

24 Haziran günü duruma bakılıp YSK’ye verilecek bir dilekçeyle taşınma kararı alınan illerdeki sandıkların altına birer tekerlek takılarak zırhlı araçların arkasına bağlanmış halde bölgede sürüklenebilirler. Bölge halkı alışıktır böylesi zalimliklere. İnsanları zırhlı araçların tamponuna bağlayıp, sürüklemiş güçlü yapı, seçim güvenliği için sandıkları mı sürükleyemeyecek?

Sadece küçük bir sorun var:Taşıma sandıkla demokrasi çarkı dönmez!..

Şimdiye kadar “kaçırma” fiili ile ilgili olarak Mozart’ın 1782 tarihli Saraydan Kız Kaçırma Operası’nı
biliyorduk “seyirlik” olarak… Bizden de “ibretlik” bir geldi katkı geldi:

-Kürtlerden sandık kaçırma komedyası!