Kurumsal futbol
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Bu terimi iki sene önce kullanmaya başladım. Daha önceleri herhangi birinin kullandığını da görmedim. Bunu belirtiyorum çünkü bir gözlemin sonucu oluşmuş bir kavramdır.

Bunun bir kulüp açısından bütünlük arz eden iki önemli parametresi vardır.

Birincisi; yönetim prensipleri açısından yukardan aşağıya doğru kurgulanmış bilgiye dayalı bir hiyerarşik yapının söz konusu olması…

İkincisi; bu yapının ikinci aşaması olan ve bu sefer en alt yaş grubundan A-Takıma doğru yetenek ve bilginin belirleyici olduğu bir hiyerarşik gelişim sürecini kapsar. Tüm kategoriler de aynı sistematik kurgu içinde takımların oynaması ile bir mevkide yetişen bir oyuncunun en alt yaş kategorisinden A-Takıma kadar aynı özellikler üzerine gelişmesi ve bir oyun kültürüne sahip olmasıdır.

Her iki kurgunun bir bütünün parçaları olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak gerekir. Çünkü ortaya çıkacak bir kültürün sahip olduğu davranış kodları, aynı zamanda uyulması gereken mesleki kriterler ile davranış kriterlerini kapsamaktadır.

Bu kapsamdaki önemli ayrıntı ise dışarıdan yapılacak oyuncu transferlerinin bu kurguya adapte olacak özelliklere sahip olması ana kriter olarak belirginleşir. Ortaya çıkacak bir uyumsuzluktaki en belirgin olan şey her zaman kurguya ve var olan kültüre adaptasyonun sorunu olmasıdır.

Benim esas üstünde durmak istediğim saha içindeki oynanan oyunun bir kurumsal kimlik taşımasıdır.

Her ülkenin kendine ait sosyokültürel yapısı vardır. Ülkenin karşılaştıkları durumlara karşı bir tavır alma şekli vardır. Bunlar ülkelerin farklılıklarını belirginleştiren ana öğelerdir ve yaşam kültürünün dışa vurumudur. Bu değerler silsilesini, içinde her alandaki etkileri kendi davranış ve yaşam üzerine oluşturdukları tüm algıların yansıması olarak görürüz.

Spor alanındaki bu algıyı ‘ekol’ olarak tanımlıyoruz.

Kurumsal futboldan bahsedebilmemiz için bu ‘ekol’ tanımlanmasının kendini saha içinde belirgin kılacak özelliklere sahip olarak göstermesi gerekir. Diğer husus, bu ‘ekol’ üzerine kurgulanacak olan kulübün sistematik yapı özelliklerinin oturtulmasıdır.

Yapısal özelliklerden kastım; tamamen yukarıda anlatmaya çalıştığım bütünleşmiş olan her iki kurumsal sürecin tamamlanmış halidir.

Süreci irdelediğimizde önemli farklılıkları ayrıntıda yakalamak gerekir. Aksi taktirde şeytana teslim oluruz.

Buradaki önemli kıstas, kulübün sahip olduğu tüm değerlerin insan faktörünün üstünde tutulmasıdır. Değerler bütününün tamamen kulüp belirlemektedir.

Değerler bütününün tüm inisiyatifinin kulübün elinde olması, kurumsal yapıya egemen olmasıdır ki ancak bu süreç içerisinde bu yapının en temel değerlerinden bahsedebiliriz.

Temel değerlerden en önemlisi, ‘ekol’ üzerine kurgulanmış olan sahadaki oyunun sistematik kurgusunun tüm özellikleri kulüp tarafından belirlenmiş olmasıdır. Süreç kulübün yapısal tahammüllerini kapsamaktadır.

Sistemin içindeki tüm yönetsel içeriklerin sonucu, sahada oynanacak oyunun başarısı ve sonucun istenilen düzeyde olacak şekilde sürdürebilir kılınmasıdır. Çünkü sonuçlardaki başarı ancak oyunun sistemsel bütünlüğünün başarıdaki disiplinle etkisinin sahadaki kurgu üzerinde belirginleşmesi ile oluşur.

En alt yaş grubundan A-Takıma kadar gelen tüm oyuncular bu felsefe içerisinde ve bunun kültür kodları ile yetiştirilir. Yazılı olmayan bu kodların tamamı davranış özellikleri ile belirginleşir. Misyon olarak, tüm takımın buna sahip olması ve yetişen ve gelen yeni oyunculara bu kodların benimsemelerine yardımcı olmaları da görevlerinin içindedir.

Tabii ki burada en önemli süreç hem yetiştirdikleri futbolcular hem transfer ettikleri futbolcular, transfer ettikleri teknik adamların bu kurgunun uygunluğu çerçevesinde değerlendirerek anlaşmaya varmalarıdır. Yani belirleyici otorite kulübün kendisidir. Saha içindeki kurguyu ve saha dışındaki anlaşmaları değerlendiren kurumsal kulüp yapısıdır.

Kulüp hiçbir şekilde bir antrenörün tek başına ve bir başkanın, tek başına inisiyatif kullanacağı yapı içerisini girmemektedir. Antrenörlerin değişimi ile başkanların değişimi süreci hiçbir şekilde etkilememekte. Sadece var olan ve geçerli olan kurumsal yapıya ve saha içindeki kurumsal oyuna nüans katarlar ki bu mevcut felsefinin dışında bir ayrıcalık olamaz. Guardiola’nın Barcelona’da, Zidane’ın Real’de, Allegri’nin Juventus’daki nüans ayrıcalıkları gibi.

Bu kurumsallık istikrarın ana öğesini oluşturur.

Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih, Juventus bu süreci başarıyla sürdüren en önemli üst takımlar olarak sıralayabiliriz.

Bir alt asiste grubu da; Porto, Sevilla, Benfica ve Dortmund olarak belirleyebiliriz.

Bu yüzdendir ki Chelsea, Paris Saint Germain ve Manchester City bu süreci para ile koplayamamaktadır. Sürecin içeriği tamamen kültürel bir yaklaşımdır. Tabii ki bir finansal döngü vardır. Bu döngüyü de sağlayacak olan kriterler bu sistematik kurgunun getirdiği başarıdır. Logonun gücü, finansal anlamda marka değeri olarak büyük getiriler sağlamaktadır.

Türkiye’deki takımları bu yapı içerisinde değerlendirecek olursak herhangi bir sonuç elde etmemiz mümkün olmaz. Çünkü ne kulüp yapıları ne de başkan (!) yapıları buna müsait değildir. Tamamen tüm yapı alt seviyedeki kültür kodları ile donatılmıştır.

Hele hele ‘ekol’ ile ilgili bir şeyin varlığından söz etmemiz mümkün değildir. Ancak, Lucescu’nun, Güneş’in, Kocaman’ın elde ettikleri hasbelkader anlayışlar ile yetinmek zorundayız.