La Fontaine okumuş kargalarız!
SERAY ŞAHİNER SERAY ŞAHİNER

Bugün de film izledim anne, haber değeri var! Evet Bakur’u izlemiş şanslı azınlıktanım. Biri kurgu aşamasındayken, diğeri basın gösteriminde… Ayıptır söy-  ay pardon; ayıptır yasaklaması… Geçen haftaki yazımda;  festivalde filmleri “Çok şükür hâlâ Atlas Sineması’nda film izleyebiliyoruz” duygusuyla izliyorum, demiştim. Şükür ki Atlas Sineması yerinde, gel gör ki film yerinde yok! Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’in uzun metraj belgesel filmi Bakur; 34. İstanbul Film Festivali’nde gösterimine bir gün kala, eser işletme belgesi yok bahanesiyle yasaklandı. Festival yönetmeliğinde eser işletme belgesi şartı koşulmuyor. Festival kapsamında başka filmler, eser işletme belgesi olmadan gösterilmişti. Hal böyleyken, Bakanlık, Bakur’un gösterimine bir gün kala, üstelik cumartesi günü, kolları sıvayıp eser işletme belgesi şartı koştu... Bakur ekibi zaten vizyona girmek ve DVD bastırmak için daha sonra eser işletme belgesi için başvuracaktı. Lakin festival eser işletme şartı aramıyordu.

İKSV o akşam Bakur ekibiyle yaptığı toplantıda diyor ki; pazartesi günü, eser işletme belgesi için başvurabilirsiniz. Tamam da, film gösterimi pazar günü… Yani? Gösterilmeyecek.

Filmi Bakanlık sansürledi ama açıkçası biz festival yönetiminden filmin arkasında daha sağlam durmasını beklerdik. Özgürlük muradını kimini festivalde seyrettiği filmlerle de edinmiş seyirciler olarak… Neticede Bakur gösterilmedi. Filmin gösterilmesi gereken saatte, Atlas Sineması’nda Mavioğlu, seyircilerle sansür üzerine bir forum gerçekleştirdi. Bir saat içinde, sinema sektöründen 150-200 kişi, Cezayir Restoran’ın toplantı salonunda buluştu. Filmin yönetmenlerinden; Ertuğrul Mavioğlu, “Lenin; Çernişevski’nin ‘Nasıl Yapmalı’ kitabını okuduktan sonra; ‘Bir kitap okudum hayatım değişti’ diyordu, biz bir film çektik, hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Çünkü hayatımız boyunca sansürle karşı karşıyaydık.” Sonra… Çok şey değişti, toplantıdaki sinemacılar, sansüre boyun eğmemek için filmlerini festivalden çekme kararı aldı. 23 film, festivalden çekileceğini açıkladı, Jüri istifa etti. Belgesel film gösterimleri yapılmıyor. Festivaldeki yarışmalar iptal edildi. Festivalin kapanış töreni yapılmayacak… Antalya Film Festivali’nde Reyhan Tuvi’nin Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek filminin sansürlenmesi üzerine gösterilmeyen irade bu kez gösterildi. Sinemacılar, “işin evrak boyutu” olarak sallanan, oltanın ucundaki yemi yutmadı. Bu film gösterilmiyor ama pazartesiden itibaren başvurulsun, hızlıca eser işletme belgesini verelim, vaadine gönül indirilmedi. Özetlemek gerekirse: SATIŞ YOK! Bakur filmi, etkisini daha kimse izlemeden göstermiş oldu. Filmin konusu belirtmeye bile gerek yok aslında, neticede bir film sansürlendi. Ama haber dahilinde belirtelim: Bakur ekibi; PKK’nin başlangıçta geri çekilme sürecini anlatmak için yola çıksa da, sonra filmin odağına, PKK’nin dünyaya, barış sürecine bakışı ve PKK kamplarındaki yaşamı yerleştirmişti. PKK’nin geri çekilmesini anlatmak üzere yola çıkan film gösterilmeyince, filmlerin geri çekilmesini izledik. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Bakur’a dair; “Terör propagandasını kimsenin özgürlükçülük olarak sunmaması gerekir” dedi. Yandaş basın “terör propagandasından” “seçim öncesi sansür spekülasyonuyla filmin reklamını yapıyorlar”a varan geniş bir yelpazede sığlığını sergiledi. 14 Nisan Salı günü, sinemacılar tekrar toplandı; Mavioğlu, Çayan Demirel’in diğer filmlerinden Dersim 38’in de eser işletme belgesi bahanesiyle sansürlendiğini, 7 yıldır mahkeme sürecinin bitemediğini anlatıp ekledi: “Biz La Fontaine okumuş kargalarız.” Barış sürecinde çekilen bir belgesel filmi, terör propagandası yapmakla suçlayıp gösterimini engellemek, filmi, ekibini, destekçilerini ve izlemek isteyen seyirciyi; henüz filmi izlememiş olanlara hedef göstermektir.