Lara Di Lara: “Karanlığın içinde bile umut var”
30.04.2017 11:50 BİRGÜN PAZAR

BURAK ABATAY - @abatayburak

Ürettikleri nitelikli işlerle isimlerinden söz ettiren alternatif müziğin iyi temsilcilerinden 123’ün vokali olarak tanıdığımız Dilara Sakpınar, solo projesi olan Lara Di Lara ismiyle ‘Hazineler İçindesin’ albümünü Sony Music etiketiyle yayımladı. 16 şarkının yer aldığı albümde Melih Cevdet Anday’ın ‘Çok Güzel Şey’ şiiri haricinde tüm söz ve müzikler Lara Di Lara’ya ait. Doğadan, insandan beslenen fantastik bir yolculuğu bu albümde hissetmek büyük bir keyif. Lara Di Lara ile bir araya geldik ve bu yolculuğu konuştuk

» 123 grubu ile olan çalışmalarınız ne alemde? Siz solo çalışmalara devam ediyorsunuz. 123 bitti mi?
123 bitmedi ama biraz sakinledi diyebiliriz. Hepimiz başka başka işlerle ilgilenmeye başladık ve ayrı ayrı hayatlarımızda gelişmeler oldu. Birimiz baba oldu mesela. Benim hep vardı aklımda bir gün solo bir çalışma yapmak. 123 ile dingin bir döneme girince, Lara Di Lara’ya ağrlık vermeye başladım.

» 123’le yapılacak bizi bekleyen bir çalışma var mı?
Aklımızda fikirler var. Yeni bir albüm muhtemelen bir noktada kaydedeceğiz ama ne zaman bilmiyorum. Onun dışında arada konserler vermeye devam ediyoruz.

lara-di-lara-karanligin-icinde-bile-umut-var-280077-1.
Fotoğraflar: Neriman Arslan

» Bu albüm fikri nasıl gelişti?
Albüm bir fikir gibi değil de doğal bir şekilde, parçaların birikmesiyle ortaya çıkan bir şey gibi. Sanırım her müzisyen müzikal kariyerinde albümler kaydetmeyi ve bu vesileyle paylaşmayı arzuluyor. İlk albümüm Oraya Doğru’dan sonra, parça yazmaya devam ettim ve Hazineler Içindesin ortaya çıktı. Hedefim, isteğim, bu üretkenliği devam ettirebilmek.

» Yine söz ve müzikler size ait.
Melih Cevdet’in bestelediğim bir şiiri hariç tüm sözler bana ait, evet.

» Düzenlemeler dahil birçok şeyi kendi ellerinizden çıkması nasıl bir duygu?
Parçaları evde kendi başıma, genelde gitar ile yazıyorum. Kabasını çıkardıktan sonra parçanın, enstruman ve renk olarak ne isteyip ne istemediğime karar verip müzisyen arkadaşlarıma anlatıyorum. Aranjman kısmını bu şekilde tamamlıyoruz. Genelde ne isteyip istemediğimi biliyor oluyorum. Her şey başından itibaren yazılarak değil, kafamdakileri paylaşarak oluşuyor. Çok heyecanlı ve yoğun duygular içinde oluyorum tabii! Ama sanırım en mutlu olduğum an paylaşma anında oluyor.

lara-di-lara-karanligin-icinde-bile-umut-var-280078-1.

» Sanırım bu hissi en son Şirin Soysal’ın Bir Şeyler Var albümünde yaşamıştım. Albümün bütününde yine çok akıllıca bulduğum gerçeklik algısı da olan fantastik bir hikâye var. Bu değerlendirme için ne dersiniz?
Aslında albüm benim için oldukça toprağa basan bir albüm. Fantastik şeyler anlatmaktansa kendimce etrafımda ve içimde olan biteni analtmaya çalıştım. Çok temel noktalara dayanarak ilerledim. Kalp, akıl, doğum, ölüm, insan ve doğa. Ama elbet anlatım biçimimde süslemeler var. Yaşadıklarımı, gördüklerimi, olmayan ama olmasını istediğim veya olan ama olmamasını istediklerimle harmanlıyorum. Dinleyenlerden genelde “his” üzerine yorumlar geliyor ki bu beni çok mutlu ediyor! Parçaları dinlerken ne hissedildiği, dinleyen kişide nasıl bir etki yarattığını öğrendikçe, parçaların kaydedilmiş ve bir albümün içinde bir halde yer almasına rağmen evrildiğini ve başka haller aldığını düşünüyorum.

» Nelerden besleniyorsunuz?
Temelde hep doğa var anlaşıldığı üzere. Her şey doğada başlayıp, doğada bitiyor. Bu beni çok etkileyen bir durum. Bir bitkinin büyümesinden, hava değişimine, hava kirliliğinden okyanuslara... Doğa, hep daha çok iç içe yaşamamız gerektiğini düşündüğüm bir şey. Doğanın herhangi bir unsuru olarak bizler, doğadan uzaklaştığımız zaman kendimizden de uzaklaşmış oluyoruz. O yüzden parçalarımın temelinde hep doğa var. Ama ikinci temel faktör de insan. Birbirimize nasıl davrandığımız, neler yaptığımız, neler yapmadığımız gibi konular parçalarımın temelindeki yerini alıyor.

lara-di-lara-karanligin-icinde-bile-umut-var-280079-1.

» Bir tarz olarak nereye oturtmak gerek müziğinizi?
Bunu tanımlamakta ben de güçlük çekiyorum. Pop desen, pop değil. Rock hiç değil belki ama bazı şarkılarda tınılarını hissedebiliyoruz. Bu belki de benim dinlediğim müzik türlerinin çokluğundan ileri geliyor. Benden de böyle bir şey çıkıyor.

» Müzikal anlamda tüm tarzların iç içe geçtiği bir dönemdeyiz sanırım. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bunu seviyorum. Bu keşif demek aslında. Zaman içinde birtakım şeylerin evrilmesi, iç içe geçme ihtimalinin olması hoşuma gidiyor. İlla bir sınır çizmemize gerek yok.

» Çok yönlü de bir değişim söz konusu. Eskiden koca koca salonlarda, stadyumlarda konserler verilirken artık evlerin salonlarında konser verilir oldu. Bu değişimin içinde olan birisi olarak siz bu süreci nasıl izlediniz?
Bu iyi bir şey. Çok fazla müzikle uğraşan insan var. Platformlar ise müzisyenlere göre yetersiz. Çok büyük bir müzisyen değilsen belli yerlerde konser veremiyordunuz. Ama en azından bu tip bir dönüşümle daha fazla insana ulaşabiliyorsunuz. O vesileyle biraz biraz çalmaya başlıyorsunuz. Bu dönüşümü paylaşım anlamında olumlu buluyorum. İnternetin güzelliklerinden biri.

lara-di-lara-karanligin-icinde-bile-umut-var-280081-1.

» Şarkı sözlerinde karşımıza ilk çıkan şeylerden birisi de sorular. Fazlasıyla soru soruyorsunuz. “Nedir benim değerim/ Nedir değer dediğin?” sorusu buna bir örnek. Sizde bu soruların bir karşılığı var mı?
Çok soru soran ve düşünen biriyim. Onun yansıması olsa gerek. Sorgulamak gerekliliğinden dolayı da çıktı kimisi. Bu bahsettiğiniz şarkıyı Afrika’dayken yazmıştım. Bir yokluktu gördüğüm. Ama sokağa çıktığınzda insanların güler yüzlerine denk gelebiliyordunuz. Çok ufak ve temel şeyler için büyük yollar kat ediyorlardı. Ama soru sorma meselesi sadece Afrika için ya da yokluklarımızı sorgulamamız noktasında geçerli değil. Birbirimizi veya bir şeyleri yeteri kadar sorguluyor muyuz? Bir durumun neden olduğuna dair fikir yürütüyor muyuz? Yeteri kadar konuşuyor ya da tartışıyor muyuz? Son zamanlarda tüketim toplumunun etkisi hepimiz üzerinde çok fazla. İçtiğimiz şeyin tadına varamadan sadece içmeye kosantre oluyoruz. Tüm bu soruları sorarken ben de bir cevap arayışı içerisindeyim. Bulmaya çalışıyorum, kendimce cevapları bulduğum da oluyor. Ama daha çok herkesin kendi için sorgulamasını tercih ederim. Bunun sonucunda da tartışabilirsek, ne güzel olur. Fikrimi anlatabileceğimiz birininin fikrini dinlesek, gitmek istediğimiz yerlere daha sağlıklı bir şekilde gidebiliriz.

» Bir başka şarkı da tıpkı dediğiniz gibi şöyle diyor: “Sen olmazsan, ben de olmazdım.”
Bir arada yaşama kültürünü gerçekleştiriyoruz. Ama asıl soru bunu ne denli yapabildiğimiz. Bunu düşündüğüm bir parçaydı o. Hepimiz iç içeyiz ve bir şekilde kesişiyoruz. Gerek fiziksel gerek düşünsel olarak ortak noktalarımız var. Belki bir müzikle, sanatla ya da okuduğumuz bir haberle bir araya geliyoruz. Ama bunun ne kadar farkındayız? İnsan teknolojinin de gelişmesiyle gün geçtikçe bireyselleşiyor. Yapmak istediğimiz her şeyi cep telefonlarımızla hallediyoruz ve başka birinin yardımına ihtiyaç duymuyoruz. İnsanın doğası gereği sanal olmayan bir insanla iletişim kurmaya ihtiyacımız var. “Sen yoksan, ben de yokum. Tamam ama sen var olduğun için ben de varım” diye düşünmemiz bu ihtiyaçlardan birisi. Birbirimize biraz daha fazla dokunmamız gerekir.

lara-di-lara-karanligin-icinde-bile-umut-var-280080-1.

» Albüm, kartonetiyle ya da müziğiyle ‘karanlık’ denilebilecek bir çalışma. Ama sözler öyle değil.

Zıtlıklar. Hep öyle yaşıyoruz aslında. Sadece iyi şeyler yok, ışık yok. Gece de var. Ya da korkunç şeyler de oluyor bütün dünyada. Türkiye’de yaşamamın etkisi var albümde. Ve o zıtlığı kullanmak hoşuma gidiyor. Tınısal olarak daha karanlık bir şey duyuyoruz ama anlattığım “o karanlığın içinde bile umut var” olabiliyor.

» Bir de Melih Cevdet Anday var. Sanırım çok şey demek sizin için.
Hem çok sevdiğim bir yazar ve şair. Hem de duygusal bir bağım var. Eşim de çok sever Melih Cevdet’i. Bana bir kitabını hediye etmişti. Melih Cevdet yolculuğum ve derinliğim de biraz bu sebeple açılmıştı. Öyle tatlı bir anlamı da var benim için. Ama Melih Cevdet’in hayata bakış açısı, dili ve anlattıklarıyla kendime çok yakın hissediyorum. Bu albümde de sıklıkla onu hissettim. ‘Çok Güzel Şey’ şiiri benim için, “ben de hayata böyle bakıyorum!” denebilecek bir şiiriydi. O yüzden onu bestelemek istedim. Albümün adını da onun bir şiirinin ismini, ‘Hazineler İçindedir’ olarak koydum.


Hazineler İçindesin albümünün ilk klibi 'Sıradan Dediğin' şarkısına çekildi

» Albümle beraber bizi bekleyen sürprizler olacak mı?
Klipler gelecek, konserler devam etmekte. 12 Mayıs’ta Kanyon’da, 15 Mayıs’ta Antakya Açıkhava’da (Ceylan Ertem öncesi Akustik), 16 Mayıs’ta ise Mersin Kültür Merkezi’nde (Ceylan Ertem öncesi Akustik) birer konserimiz olacak.