Latin Amerika solu sağa kayıyor
06.07.2015 11:24 DÜNYA

IMMANUEL WALLERSTEIN

Yaklaşık son 15 yılda Latin Amerika’nın siyasi yöneliminde ciddi bir değişiklik oldu. Çok sayıda ülkede sol partiler iktidara geldi ve bu partiler, yoksul kesimlere destek vermek için kaynakların yeniden dağıtılmasına ağırlık verdiler. Ayrıca bütün Latin Amerika ülkelerini ve Karayipleri kapsayan fakat ABD ve Kanada’yı dışlayan bölgesel yapılar oluşturmak ve bu yapıları güçlendirmek istediler. İlkin bu partiler, sağ siyasete odaklanan ve ABD’yle yakın ilişkileri olan geleneksel partilerin sunduğundan farklı beklentileri olan birçok grup ve hareketi aynı çatı altında toplamayı başardı. Dünya Sosyal Forumu’nun “Başka bir dünya mümkün” sloganıyla bunu kanıtlamaya çalıştılar.

İKİ 'SOL' ANLAYIŞ VAR
İlk baştaki kolektif heyecanlar birçok cepheden kan kaybetmeye başladı. Orta sınıfa ait bileşenler, sol hükümetlerin sadece artan yolsuzluklarından değil; aynı zamanda bu hükümetlerin muhafeleti acımasızca tehdit etmelerinden de giderek rahatsız olmaya başladı. Başta sol “değişimin” destekçisi olan bazı kişilerin sağa doğru bu kayışları ise bunun genellikle, her yerde yaşandığını düşündüğünüzde gayet normaldi.

Bu ülkelerin karşı karşıya kaldıkları daha önemli bir sorun var. En başından beri aslında bir değil iki Latin Amerika solu vardı. Biri Güney ülkelerindeki düşük hayat standartlarını yükseltmek için devletin ekonomiyi “modernize etme” gücünü kullanarak Kuzey’deki ülkeleri “yakalamak” amacında olan kişiler ve hareketlerin oluşturduğu sol.

İkincisi ise, birincisinden bir hayli farklı olarak, bu “modernizasyonun” mevcut durumu iyileştirmek yerine zengin ve en yoksul tabaka arasındaki iç farklılıkları daha fazla derinleştirerek kötüleştireceğinden korkan alt sınıfları kapsıyor.

YERLİ ANLAYIŞ
Latin Amerika’da, bu ikinci grup, bir yandan Latin Amerika’daki kızılderili nüfusu yani çeşitli Avrupalı güçler Batı Yarımküre’ye askerlerini ve yerleşimcilerini göndermeden önce de orada yaşayan insanları, diğer yandan Afrika kökenlileri, yani Avrupalılar tarafından Afrika’dan köle olarak getirilenleri kapsıyor.

Bu gruplar, buen vivir (İnka dillerinde “iyi yaşamak” anlamına gelen deyimin İspanyolca tercümesi) felsefesi üzerine kurulu bir uygarlık değişimine odaklanan söylemler geliştirmeye başladılar. Ayrıca yerel nüfusların kontrolü altındaki geleneksel yaşamın da devamını savundular.

FARKLILIĞIN YANSIMASI
Bu iki görüş (modernleşmeci sol ve buen vivir taraftarları) kısa bir süre içinde ciddi şekilde fikir ayrılıkları yaşamaya başladılar. Solun kazandığı ilk seçimlerde sol güçler alt sınıf hareketlerin desteğini alsa da aynı durum bir sonraki seçimlerde geçerli olmayacaktı. Hatta tam tersi geçerli! Çünkü zaman içinde iki grubun birbirlerine karşı olan tavırlar daha da hiddetlenip sertleşti.

İki grup için de (sol partiler ve alt sınıflar) bu fikir ayrılıklarının kesin sonucu sağa kaymaktı. Alt sınıfların temsilcileri kendilerini fiili olarak sağcı güçlerle ittifak ederken buldular. Temel talepleri sol partileri ve özellikle bu partilerin liderlerini alaşağı etmek olmaya başladı. Bu durum, sol partilere göre buen vivir ile daha fazla ilgili olmayan sağ hükümetlerin iktidara gelmesiyle sonuçlanacak.

Bu sırada sol partiler, olumsuz ekolojik etkilerini görmezden gelerek kalkınmacı politikalara teşvik etti. Pratikte tarım programları, mega-şirket yapıları uğruna iç tüketiminin temelini oluşturan küçük çaplı tarım üreticilerini bertaraf etmeye başladı. Bu yüzden programları önceki sağ hükümetlerin programlarına birçok açıdan benzer hale geldi.

İNTİHARI ENGELLEYELİM
Sözün kısası Latin Amerika solunun gelişimi, özellikle son birkaç yıldır bu ikili yapının birbirlerine karşı yürüttükleri sert mücadeleler sonucunda yıpranıyor. İki grup arasında anlamlı bir diyalog kurulmasını destekleyen kişi ve gruplar ise bu iki sol tarafından da hoş karşılanmıyor. İki taraf da “Ya bizimlesin ya da bize karşısın” der gibi davranıyor, haliyle orta yol da görünmüyor. Artık çok geçmiş gibi gözükse de iki tarafın da yeni bir durum değerlendirmesine gitmesi ve Latin Amerika solunun intiharının engellemesi için hâlâ vaktimiz var.

Sendika.org’ta yer alan yazı Cemre Zekiroğlu tarafından çevrilmiştir.