Leicester City: Sezonun en güzel hikâyesi
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Londra’nın kuzeyinde, East Midlands bölgesinde Soar nehrinin kıyısına kurulmuş, 337 bin nüfuslu, sakinlerinin yüzde 40’ını göçmenlerin oluşturduğu, geçmişte tekstil ve ayakkabı üretimi ile tanınmış, günümüzde iki büyük üniversiteye sahip tarihi şehir Leicester, şimdilerde biraz sessiz, kendi halinde. Göçmen nüfusun büyük çoğunluğunu Müslümanların oluşturması kayda değer. Ada futbolunun iki efsanesi Gary Lineker ve Peter Shilton bu şehirde dünyaya gelmişler.

İşte o tarihi şehrin günümüzden 131 sene önce 1884 senesinde kurulmuş takımı Leicester City, nam-ı diğer “Foxes” (Tilkiler). İlk kuruldukları zamanlarda “Leicester Fosse” olarak bilinirlermiş, Fosse sokağının çocukları. 1919 senesinde günümüzdeki adlarını almışlar. Köklü tarihlerinde öyle büyük başarıları yok. Futbolun farklı kurallarla oynandığı zamanlarda, 1928–1929 sezonunda ligi 2. sırada bitirmişler. 1949 senesinde ilk kez Federasyon Kupası finalinde yer almışlar ama o maçı komşu şehrin sevilmeyen takımı Wolverhampton Wanderers’a kaybetmişler. Dört kez yer aldıkları Federasyon Kupası finalinde sahadan hep yenik ayrılmışlar. 1957 senesinden 1969’a kadar ülke futbolunun en üst liginde mücadele etmişler ki bu kulüp tarihinin rekoru. Sonrası düşmeler ve çıkmalarla geçen asansör takımların izlerini taşıyan zamanlar. 2002 senesinde 37 milyon Sterline mal olmuş stadın yükü ağır gelince kayyuma devredilmişler, kulübün o dönemki borcu 30 milyon Sterlin. Ama kulüp tarihinin efsanesi Lineker yetişmiş dar zamanlarında imdatlarına, onun başında bulunduğu konsorsiyum borçlarını ödeyerek kulübü satın almış…

Yeri gelmişken, selam çakalım 30 Kasım 1960’da dünyaya gelmiş güler yüzlü futbol adamına. 1978 senesinden 1994’e kadar süren kariyerinde hiç kart görmemiş, üç takımda gol krallığı yaşamış büyük golcü. Biyografisinde, okul zamanlarında çalışkan öğrenci olmadığını, hatta öğretmenlerinden birinin raporuna küçük Lineker’ın tüm enerjisini futbola harcadığını, ancak yaşantısını futboldan kazanmasının mümkün olmayacağını yazmış. Yanılgının böylesi! Neticede 1986 Dünya Kupası’nın gol kralı, 1984–1992 arasında İngiltere Milli Takımı ile 80 maçta 42 gol kaydetmiş 10 numaradan bahsediyoruz. Üstelik vefalı mı vefalı. Ne diyelim, futbol tanrıları her kulübe böylesine hayırlı futbolcular ihsan eylesin…

O el değiştirmeden sonra bahtı açılmış kulübün, en azından bir süreliğine. 2002-2003 sezonunun sonunda Championship’i 2. sırada bitirerek Premier Lig’e yükselmişler. Ama uzun sürmemiş mutlulukları, ertesi sezon düşmüşler. 2007-2008 sezonunun son maçı, kulüp tarihinin en önemli maçlarından. Championship’te tutunabilmek için Stoke City deplasmanına çıkan maviler, o maçı beraberlikle bitirince tarihinde ilk kez 3. Lig’e düşmüş. Ertesi sezon bir üst lig Championship’e, 2013–2014 sezonunda Premier Lig’e yükseldiler.



• • •

Tam da Sevgililer Gününde Emirates Stadı’nda Arsenal’in konuğu Leicester City, sezonun en güzel hikâyesi. Bilirsiniz işte, her futbolseverin gönlünde romantik bir hikâye yatar, gönül ister ki bu sezonun kahramanı da onlar olsun. İnanması güç ama sezon başında Leicester City’nin şampiyonluğuna bire beş bin veriyordu bahis siteleri, romantik bir taraftarı 5 Sterlin yatırmış o bahse. Sevgililer gününde, sevgilinin yanında soluğu almış 60 bin sevdalının önünde Arsenal hızlı başlıyor maça. İlk dakikalarda o gülümseten, ironik tezahürat yankılanıyor lider takımın tribünlerinden, “Staying up, we are staying up” (Kümede kaldık!). Son antrenmanda sakatlanan Gabriel’in yerine savunmanın ağır halkası Mertesacker sahada. Oyunu kendi sahasında kabul edip kaptığı toplarda iki üç pas yaparak rakip kaleye gidiyor ‘Tilkiler’. Bu sezon Premier Lig’in Sunderland ve West Brom’dan sonra topla en az oynayan takımı… Yüksek tempoda oynanan ilk yarıda iyi kapanıp boş alan bırakmıyorlar. 6 milyon Sterline transfer edilmiş 14 numaralı Kante savunmanın önünde geçilmez kale misali. Devrenin bitimine az kala kazandıkları penaltıyı Vardy gole çevirince öne geçiyorlar. Ev sahibi tribünler hakem Atkinson’un yönetiminden mutsuz ama pozisyon penaltı. 2013 senesinden beri ilk yarıda geriye düştüğü hiçbir maçı kazanamayan Arsenal hayli sıkıntılı…

54’de Simpson ikinci sarıdan oyun dışında kalınca, Mahrez’in yerine Wasilewski’yi alıyor oyuna Ranieri. Bir eksik Leicester City kırmızı karttan sonra daha da sıklaştırıyor safları. İlerde Vardy gelmeyecek sevgiliyi bekleyen adam kadar yalnız! 68’de Giroud’un mükemmel kafa pasını oyuna sonradan giren Walcott gole çeviriyor. 1-1… Son 20 dakika tek kaleye dönüyor maç, kaçırdıkça kaçırıyor ev sahibi. Tam bitti derken Mesut çıkıyor sahneye, müthiş ortasını Welbeck gole çeviriyor, yıkılıyor Emirates. Tevekkeli değil maç sonrası basın toplantısında, “Topun başında Mesut varsa her zaman umut vardır” diyor Wenger…