Liberal Demokrat çömez
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Liberal Demokratların lideri ve başbakan yardımcısı Nick Clegg’in iki hafta başbakan olma hayali suya düştü. 1920’den bu yana ilk

Liberal Demokratların lideri ve başbakan yardımcısı Nick Clegg’in iki hafta başbakan olma hayali suya düştü. 1920’den bu yana ilk kez bir Liberal Demokrat liderin durağan ağustos günlerinde başta olma ihtimali büyük ortak Cameron tarafından yok edildi. Cameron tatildeyken de evinden ülkeyi yönetmeye devam edeceğini açıklayınca Clegg’in sembolik başbakanlık hayali uçup gitti. Geriye olağan soru cevap oturumlarını yürütmek kaldı. Yine de bu iki hafta içinde ilginç şeyler bekleyebiliriz. Clegg ağzından bir şeyler kaçırabilir.
Neyse hafta başındaki soru cevap oturumunda Clegg internet üzerinden soruları yanıtladı, önerileri aldı. Bu arada soru-cevap oturumu için kamuya ait bir platformun değil de Microsoft Network’ün seçilmesi de sorgulanmalı tabii ki.
Kamuoyunun bugünlerde en çok merak ettiği konuların başında hükümet harcamalarında kesintiler ve kemer sıkma politikaları, Afganistan ve Irak’tan askerlerin geri çekilmesi ve göç meselesi geliyor.
Kamu hizmetlerinden büyük kesintiler planlanıyor. Kültür, eğitim, ulaştırma ve spor gibi alanlarda yüzde 10 ila yüzde 40 arası bütçe kesintisi öngörülürken genel olarak minimum yüzde 25 kesinti hedeflendi. Sağlık harcamaları seçim bildirgesinde verilen söz doğrultusudan kesinti dışı bırakıldı ancak Ulusal Sağlık Servisi’nden ciddi tasarruf tedbirleri alması ve harcamaları kısarak bütçeyi yaklaşık yüzde 20 oranında azaltması istendi. Kamuoyundaki en büyük korku da genel olarak bu sağlık ve eğitim harcamaları kaleminden kaynaklanıyor. Açıkçası kimsenin ne olacağını tam olarak bilme şansı da yok.
Hastaneler zaten çok uzun süredir eksik kadro ile çalışıyor ve şişirilmiş yönetici maaşları en büyük problem. Pek çok hastanede doktorlar ortalama haftalık 50-60 saat arası çalışıyor ve aşırı stres altındalar. Özellikle Londra ve diğer büyük şehirlerdeki hastanelerde pek çok doktor ve yardımcı sağlık personeli yemek ve dinlenme molası bile vermeksizin iş gününü tamamlamak zorunda kalıyorlar.
Sağlık kuruluşlarının öngörülen 20 milyar sterlinlik kemer sıkmayı gerçekleştirmesi durumunda zaten ciddi oranda eksik kadro ile çalışan hastanelerin bir kısmı kapanma riskiyle karşı karşıya kalacak.
Afganistan ve Irak’tan çekilme konusunda yine net bir şey söyleyemedi ama 2015’te artık Afganistan’daki rolü savaşmak olmayacakmış. Herhalde gizli servis aracılığıyla askeri darbeler falan planlamaktan bahsediyor.
Son soru, yine pek bir modere edilmiş görünmekle birlikte, kabul edilebilir göçmen sayısı ve göçmen sayısının fazlalığı üzerine oldu. Kriz dönemlerinde beklendiği üzere özellikle işsizlik baskısı arttığı için insanların bu konuda kaygıları artmakta. Clegg bu soruya öyle bir yanıt verdi ki ‘bilmiyorum yahu’ dese daha iyi duracaktı. Bunun yerine “ben hep adil bir sistemden yana oldum” diye bir şey yuvarladı. Ama bu işi çok öne çıkarmadan geçiştirmesi de aslında iyi. En azından ırkçılar ve yabancı düşmanları için fazlaca gündem yaratmamış oldu.
Clegg sorulardan birine 'daha çevreci ve özgür bir ulus olacağız’ diyerek yanıt verdi. Eminim İskoç, İrlandalı ve Gallerli hemşerilerimiz bu sözü iredeleyecektir. Bu adadaki uluslardan hangisinden bahsettiğini bilmek herkesin hakkı tabiatıyla.
Ahh tabii ki her zaman bir kurtarıcı vardır sorgulayıcılar arasında. Clegg koalisyon bültenini ezberden okurken izleyenlerden biri imdada yetişti: En sevdiğiniz bisküvi nedir? Harika bir soru değil mi? Eminim vergilerin artışından ve sosyal yardımların kesilmesinden ağır biçimde yara almış kitleler bu bisküvi meselesini çok merak ediyorlardır. Kaldı ki Clegg onu bile doğru dürüst yanıtlayamadı. Dili sürçtü ama artık rahatladık. Biliyoruz ki Clegg, Rich Tea marka seviyor ve çayına batırarak yemeyi tercih ediyor. Eh bu da bizim vergi farklarını ödememize yeter.
Clegg çok heyecanlı başladığı soru cevap oturumundan fazla zorlanmadan ayrıldı. Ama zaten bu kadar kontrollü bir soru cevap tiyatrosundan da başka bir şey beklenmezdi sanırım. Umarım kendisini eleştiriye daha açık platformlarda da kaplanların önüne atar da biraz etine tadına bakarız layıkıyla. Yoksa ‘devletimiz büyüktür, her yerdedir’ ezberi yetmiyor. Bize daha çok tuluat lazım.
İyi pazarlar ve bol şanslar.