Libya trajedisi; radikal İslamcı milis bumerangı
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Emperyalist müdahaleciliğin, demokrasi ihracının ve de siyasal İslamcılığın bir ülkenin başına ne tür çoraplar ördüğünün en güzel kanıtı Libya. Kaddafi’nin linç edilerek öldürüldüğü 2011’den bu yana istikrarsızlığa sürüklenen ülke adeta bir kaos kazanı. Birisi Tobruk’ta ötekisi Trablus’ta olmak üzere iki parlamento ve iki hükümetin bulunduğu ülke adeta bir milis devleti. Bu fiili bölünmüşlüğün dışında cihatçı örgütlerin, El Kaide uzantısı grupların cirit attığı, merkezi otoritenin kaybolduğu Somalileşen bir ülke söz konusu.

***

Tobruk’taki ABD yanlısı hükümet ile Başkent Trablus’ta İslamcı grupların kurduğu yönetim arasındaki bilek güreşi nedeniyle ülke çıkmazda. Uluslararası toplumun tanıdığı Tobruk’taki ‘seçilmiş’ hükümetin başında ABD ile birlikte, Mısır, BAE, Suudi Arabistan gibi ülkelerin desteklediği Abdullah El Sani var. Laik, liberal ve milliyetçi kanadın desteklediği Sani hükümeti Bingazi’de olması gerekirken güvenlik nedeniyle Tobruk’ta zoraki sürgünde.

***

Trablus’ta ise İslamcıların hükümeti var. Temsilciler Meclisi’ne ve Tobruk yönetimine karşı çıkan İslamcı kanat yetkiyi devretmesi gereken Milli Genel Kongre’yi de arkasına alarak ağustosta Ömer el Hasi liderliğinde ‘kurtuluş hükümeti’ni kurdu. Trablus merkezli “kurtuluş hükümeti” uluslararası kamuoyu tarafından tanınmış değil. Tobruk yönetimi de Milli Genel Kongre ve onun desteğindeki hükümeti yasadışı ilan etmiş durumda.

***

Taraflar kendilerini tek meşru otorite olarak kabul etmekte ve uluslararası arenada muhatap olarak kabul edilmek istemekte. Her iki yönetimin de kendi ordusu ve milis gücü var. Tobruk Parlamentosu ve Milli Genel Kongre karşıtlığı şeklinde belirginleşen kutuplaşmada “Libya Şafağı Güçleri” ve “Bingazi Devrimcileri Şurâ Meclisi” ile “Onur Operasyonu Güçleri” ve “Zintan Birlikleri” karşıtlığı şeklinde askeri bir kamplaşma söz konusu.

***

Mayıs ayında emekli General Halife Hafter’in Zintan merkezli milis gruplarla başlattığı “haysiyet” operasyonuna anında karşılık veren Trablus ve Misrata’daki İslamcı gruplar birleşerek Libya’nın Şafağı (Fecr-i Libya) adında karşı bir operasyona girişti. Milli Genel Kongre’nin desteklediği Libya’nın Şafağı Koalisyonu ile Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’ni arkasına alan Hafter’e bağlı “Haysiyet Koalisyonu” arasındaki çatışmalar devam ediyor. Son olarak Fecr-i Libya güçleri ile Hafter’e bağlı birlikler birkaç gün önce ülkenin doğusundaki Sirte’nin yakınlarında yer alan petrol tesisleri için karşı karşıya geldi.

***

ABD, Fransa, İngiltere, Türkiye gibi ülkelerce desteklenip silahlandırılan Libya’daki milis gruplar kontrolden çıktı. Milisler, bumarang gibi kendilerini destekleyen güçlere döndü ve tüm bölgeye istikrarsızlık yayıyorlar. Birçok bölge IŞİD’e biat eden bu milislerin elinde. Ülkedeki siyasi kriz derinleşirken Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ile El Kaide’ye fırsat doğuyor. IŞİD’in ülkenin doğusunda askeri eğitim kampları inşa ettiği burada militan devşirdiği iddia ediliyor. Tobruk yönetimi uluslararası güçlerin cihatçı milis ve militanlara müdahale etmesini talep ediyor. Mısır ve BAE uçaklarının geçen aylarda Libya’da İslamcı milislere hava operasyonu düzenlemesinin arkasında bu davet vardı.

***

Libya’da olup bitenler büyük güçlerin ve sözde eski dostların acımasızlığını gösteren kurt kapanının ve de uluslararası hukukun ne kadar ayaklar altına alınabileceğinin göstergesi. Bu haliyle şimdiden tarihe de geçti. 2011 tarihinde kanlı bir iç savaşın ardından yıkılan ve Kaddafi’nin şahsında kişiselleşen Libya Arap Sosyalist Halk Cemahiriyesi’nin yerini alan “Libya” devleti derin güvenlik sorunlarının girdabında. Bu kaosta, ABD liderliğindeki Batılı Koalisyon Güçleri ile birlikte onların AKP hükümeti gibi taşeronlarının büyük katkısı var. Elbirliğiyle devlet olma vasfını kaybetmiş, halkların birbirini boğazladığı, idari yapısı çökmüş, milis güçlerin kontrolünde çok parçalı bir ülke yarattılar. Eserleriyle övünebilirler.