Ligin adı Seba, ruhu Abdürrahim
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Her şey Ankara’nın merdivenlerinde başladı. Hani tüm yabancı futbolcuların Türk vatandaşlığına geçmek isteği tarihte…

Saraydan kız kaçırmakla ilgili söylenecek çok şey vardır da; bu saraya futbolcu kaçırmakla ilgili ne söylenir, bilinmez.

Sonra bir baktık ki Orman’cı falan da; eline aldıkları formalarla Ankara’nın yollarını tutarak Devlet ‘büyüklerimize’ forma verme ve şükran sunma yarışına gittiler.

Hatta Acun da Arda’yı yanına alarak o furyadan nasiplenenlerden.

Bu arada Orman’cının kendi taraftar grubu Gezi’deki çamları devirmekten, yargılanırken sesi - soluğu çıkmadı, tavır ve davranışlar “Bizimle bir alakaları yok” edası içindeydi ki bu edayı hiç bozmadı.

Şike süreciyle başlayan deformasyon, hâlâ katlamalı bir şekilde artarak devam eden futbolda; hiçbir şey yokmuş gibi sevinebilmek inanılmaz cesaret işi…

Gırtlağına kadar siyasetin emrine girmiş olan futbolda ne beklenebilir ki;

Şampiyonluğa nasıl bir anlam yüklenebilinir ki; “Şike”,” şiddet” ve “rant” üzerine kurgulanmış kültüre ulaşmak için hiçbir bilgiye, emeğe ve donanıma ihtiyaç yoktur. Biraz cesaret ve başarılı ilişkiler her şeyi yoluna koyar.

UEFA’da tescillenmiş cezalar ve Platini’nin kucağına teslim edilmiş futboldan, nasıl bir beklenti olabilir.

Platini olduğu sürece, kedisinin faresi olmayı sürdüreceğiz.

Ama şunlar olmuyor değil:

Kendi şirketlerinde ne hikmetse anormal başarılı olan işadamları, nasıl oluyor da kulüpleri, geleceklerini yok eden borç sarmalı içine sokmayı başarabiliyorlar? Bir de; bu işadamları başkan oldukları dönemlerde kendi alanlarında inanılmaz büyüyorlar, “bak Allah’ın işine?”.

Hani şu sahada oynanan futbola da inanmak çok zor olsa gerek, çünkü dünyada oynanan oyun ile bizimkilerin oynadığı arasındaki fark; bizim yapılamayan yerli savaş uçağımızla, uzay mekiği arasındaki fark kadar.

Ya saha?
O sayısal dizilişlerdeki sayıların yerlere düşmesi, o kademeli alan savunmaları, o hücum zenginlikleri nerden başlasak? Hayır, olan o NTV Spor’daki arkadaşlara oluyor, bir türlü taktiksel anlatımları sahaya yansıtamıyorlar ki o kadar da çalışıyorlar!

Biliç’e söylemeden edemeyeceğim:

Sevgili Biliç, bu topraklarda evlatları yiyerek yaşam sürdürülür, sen ancak bunu yeni anlamış olmalısın. Bu kadar başarısız bir yönetim seni yiyerek yaşamını sürdürmek zorundadır. Kusura bakma…

Ve Aziz Yıldırım?

Sistem, sporu ve ahaliyi Fenerbahçe üzerinden dizayn etmeye çalışıyor, Aziz Yıldırım da kulübü sisteme kurban vermek için büyük çaba harcıyor, bu nasıl bir çelişkidir bir türlü anlaşılamıyor?
Artık ara eleman kullanmaya son vermek zorunda!

Şampiyonluk;

“Ve sonunda, şükürler olsun ki şampiyonumuz belli oldu.”

“Her şey bunun içindi, her şeyi bunun üzerine kurmuştuk.”

“Ulusça başardık.”

Süleyman Seba’nın ismiyle kendinizi kurtarmaya çalışsanız da, yemezler…

Bitmiş olan bir oyunu, “ruh” çağırarak yeniden başlatamazsınız.

Ama Gezi Ruhu hariç…