Liverpool FC; kimliğini arayan takım...
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Fırtınada yürürken başını hep dik tut / Ve karanlıktan sakın korkma / Çünkü sonunda altın rengi bir gökyüzü / Ve mutluluğun gümüşten şarkısını bulacaksın...

Haftalık mizah dergisi LeMan’ın son sayısındaki kapak karikatürü sanırım güzel özetliyor ülkenin durumunu. Derginin kapağında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Biz bu yola kefenimizle çıktık” sözleri, yanı başında yerde kanlar içinde yatan Ankara katliamı kurbanlarının, “Siz nasılsa kullanmıyorsunuz, bu kefenlerden biraz ödünç alalım biz” cevabı. Görmesini bilenlere bir karikatür anlatıyor bazen ülkenin hazin durumunu, hızla uçuruma doğru yuvarlanışımızı, onca kirlenmişliği, acılar karşısında bile bölünmüşlüğü. Herkesin kendi ölüsüne ağladığı, birinin acısının diğerinin bayramı olduğu beter bir coğrafya... “Her olayda istifa mı olur?” diye sitem ediyor Cumhurbaşkanı, Ankara katliamından sonra. Sanki Soma’da, Reyhanlı’da, Suruç’ta, yaşanan onca kazadan, katliamdan sonra istifa eden bir devlet yöneticisi varmış gibi! Sözün kıymeti kalmasa da yaşanan tüm kötülüklere rağmen devam ediyor oysa hayat; dünyanın farklı coğrafyalarında farklı gündemler, farklı fotoğraflar…
Günümüzden 123 yıl önce, 1892’de kurulmuş Liverpool FC. Ada futbolunun gelmiş geçmiş en başarılı takımı. Köklü tarihinde sadece 22 teknik direktörle çalışmış. Görevde en uzun kalan Tom Watson, 1896’dan 1915’e kadar 19 sezon çalıştırmış takımı. O teknik direktörler içinde en başarılı olanı Bob Paisley, 1974’ten 1983’e kadar 9 sezonda takımın başında sahaya çıkmış. O sürede 6 sezonda lig şampiyonluğu, 3 Avrupa Kupası ve Süper Kupa’yı kazanmış kırmızılı takım.

Ama o teknik direktörlerden biri var ki Liverpool’u yazarken adını zikretmeden olmaz. Takvim yaprakları 2 Eylül 1913’ü gösterirken İskoçya’nın Glenbuck kasabasında, yoksul bir maden işçisinin oğlu olarak dünyaya gelmiş William Bill Shankly. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Patrick Thistle’da top koşturmuş, savaş nedeniyle kesintiye uğrayan futbolculuk kariyerini 33 yaşında noktalamış. 1949’da Carlisle United ile başlayan antrenörlük kariyerine, 1951’de Grimbsy, 1953’te Workington, 1956’de Huddersfield takımlarında sürmüş. Aralık 1959’da Liverpool’un başına teknik direktör olarak getirilmiş. Liverpool FC, o gelmeden önce, futbolun görünmez köşelerinde ikinci ligde tutunma mücadelesi yapan vasat bir takımmış ama onun gelişiyle yükselişe geçmiş ve 1965-1966 sezonunda ilk şampiyonluğunu yaşamış. Günümüzün rotasyon modasının aksine, o sezon takımda yalnızca 14 oyuncu forma giymiş olması kayda değer. Temmuz 1974’te sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldığında geride kazanılmış 3 lig şampiyonluğu, 2 Federasyon ve UEFA Kupası bırakmış. 28 Eylül 1981’de 68 yaşında vefat ettiğinde, arkasından tüm şehir ağlamış. Ölümünden onca zaman sonra bile Liverpool tribünlerinde açılan “Shankly Lives Forever” flaması, o futbol ustasına duyulan saygıyı anlatır.

Shankly’nin ölümünden sonra da esip kükremeye devam etmişler. Şimdinin futbol sevdalılarının Barça efsanesi ile büyüdüğü zamanlardan çok önce, 80’li senelerde LiverpooL FC Avrupa futbolunun nam salmış efsanesiymiş, bir nevi o zamanların Barça’sı. 80’li seneler takımın en başarılı olduğu zamanlar. 1980-1990 arasında 7 sezonda kaldırmışlar şampiyonluk kupasını. Premier Lig’in kurulduğu 1992-1993 sezonuna kadar kazandıkları 18 şampiyonluk kupası o güzel zamanların nişanesi. Ama ne olduysa Premier Lig’in perdelerini açmasıyla olmuş. Düşüşe geçmiş takım, o ünlü müzik grubuyla dünyaya adını duyurmuş şehri gibi geçmişi arar olmuş. Bir zamanların önemli bir liman kentiyken tersanelerin kapanması ve liman işçiliğinin tarihe karışmasıyla yoksulluk ve işsizlik girdabına sürüklenen bahtsız şehrinin yazgısını paylaşmış. 1991’den günümüze kadar dokuz teknik direktörle kesişmiş yolları ama hiçbiri Shankly’nin ruhunu geri getirememiş. Ummak ve beklemekle geçmiş sezonlar. 2006’da Rafa Benitez’le kazandıkları Şampiyonlar Ligi Kupası bile çare olmamış şampiyonluk hasretine.

Ama onca senedir süren şampiyonluk özlemine, her sezon ummak, beklemek ve hüsranla geçen zamanlara rağmen sevdalarından ve değerinden kaybetmemişler. Zaten taraftar dediğin sevinmek için sevmez ki! Hele de o güzel futbol şarkısına tribünlerden eşlik edip asla yalnız yürümemişsen. Nisan 2010’da “Forbes” dergisi 822 milyon Dolar değeriyle dünya futbolunun en değerli 6. kulübü olarak göstermiş kulübü.

Ve 2015-2016 sezonunun henüz başlarında 3 sezon önce göreve getirdiği teknik direktör Brendan Rodgers’la yollarını ayırdı Liverpool FC. Transfer döneminde 80 milyon Sterlin harcamasına rağmen oynadığı 8 maçta topladığı 12 puanla 10. sırada. Geçen sezon evinde oynadığı 28 maçın sadece 14’ünü kazanabilmiş. Bu sezon kendi evinde kaybettiği West Ham maçından sonra taraftar forumlarının birinde şu satırları yazmış üzgün bir Liverpool taraftarı: “Sahaya çıktıklarında bizim takıma benziyorlardı, kırmızılı formalarının arkasında adları yazıyordu, onlara dair her şey ilk görüşte bizim takımı andırıyordu. Ama oynadıkları futbolun bizim alıştığımız, beklediğimiz takımla hiç ilgisi yoktu!”

Rodgers’ın son maçında, şehirdaşı Everton’un Goodison Stadı’nda oynadıkları maçta kadrosunda Liverpool doğumlu tek futbolcunun bile olmayışı o kaybedilmiş ruhu anlatıyordu görmesini bilenlere. Muhtemel Gerrard’ı aradı gözler nafile bir umutla. Bu yazının yazıldığı saatlerde yeni teknik direktörün Jurgen Klopp olduğunu açıklıyordu Liverpool yönetimi. Yakın geçmişte Dortmund mucizesini gerçekleştirmiş, Bundesliga’da iki sezon şampiyonluk yaşamış futbol adamının hedefi takımın yıldızını yeniden parlatmak, Shankly ruhunu geri getirmek. Yerinde olsam o futbol şehrinin çocuklarına, o takımın formasını giymiş Liverpool sevdalılarına, Steven Gerrard’a, Robbie Fowler’a, Jamie Carragher’a yanı başımda yer verirdim.