Londra’daki Ortaçağ mezarında deri çizmeler bulundu
05.12.2018 19:11 DÜNYA

Londra’da Thames Nehri yakınında bulunan bir Ortaçağ mezarında, hâlâ iskeletin ayaklarında duran dizüstü çizmeler keşfedildi.

Adam yüzüstü yatıyordu ve başı bir yana doğru dönüktü. Sanki düşmüş veya itilmiş olabilecek şekilde bir kolu başının üstüne kıvrılmıştı.

Londra’daki Thames sahillerinin yakınında bulunan iskelet, şaşırtıcı pozisyonunun yanı sıra, başka bir özel sebepten dolayı dikkate değerdi. Giysileri uzun zaman önce çürümüş olmasına rağmen, adamın ayakları üzerinde çok iyi korunmuş diz üstü deri botlar vardı. Arkeologlar, adamın kim olduğunu ve nasıl öldüğünü merak ediyor.

Arkeofili'nin Guardian'dan aktardığı habere göre, Orta Çağ’da yaşamış adamın gizemi, başkentin Viktorya kanalizasyon şebekesini yenilemek için inşa edilen “süper kanalizasyon” denen Thames Tideway tüneli üzerinde çalışan arkeologlar tarafından Bermondsey’de ortaya çıkarıldı.

Kıyıda cesetler bulmak olağandışı bir şey değil, ancak mumlu keten ipliği ile dikilmiş deriden yapılmış olan erkek ayakkabısının tarzı ve korunma durumu olağanüstü.

Arkeolog Beth Richardson, “Deri malzeme, Londra’da, özellikle de su dolu veya nehir kıyısına yakın olan bir çukurda ise çok iyi korunabilir.” diyor.

Herhangi bir metal işçiliği veya diğer tarihlendirme kanıtlarının yokluğunda, botların stili, iskeletin 1400’lü yılların sonlarına veya 1500’lerin başına tarihlendiğine işaret ediyor.

londra-daki-ortacag-mezarinda-deri-cizmeler-bulundu-538823-1.

Richardson, “Ama bu botlar hakkında sıradışı olan şey, böyle yüksek çizmeler hiç bulmamış olmamız. Her zaman ayakkabı veya ayak bileği uzunluğunda botlar bulabilmiştik. Yüksek çizmeler, orta çağlarda ve aslında Tudor zamanlarında ve 17. yüzyılda da pek yaygın değildi. Resimlere, yazılara veya portrelere bakarsanız, çok az insan bot giyer.” diyor.

Bu botların dizlere kadar ulaşıyor olması, bunların büyük olasılıkla balıkçı çizmesi olduğunu ve bu insanın nehir kıyısında ya da çevresinde çalışan bir işçi, altın için çamur arayan biri ya da balıkçı olarak çalıştığını gösteriyor. Zamanın denizcilerinin, Tudor savaş gemisi Mary Rose’un batığında bulunan çok sayıdaki çizmenin kanıtladığı gibi uzun botlar giydikleri biliniyordu.

Ve günümüzün günlük çizmeleri gibi onlar da süslü püslü değildi. Richardson, “Bunlar çok basit çizmelerdi. Moda ile alakası yok, tokaları ya da benzeri bir şeyleri yok ve sadece pratik, günlük çizmeler.” diyor.

Mezarda bulunan deriyi korumak için koruma çalışmaları devam ediyor ve şu an için çizmeleri sergilemek için acil bir plan bulunmamakta.

Botların içinde bulunan bitki maddesi henüz analiz edilmedi, ancak arkeologlar, adamın ayakları üşüdüğünde sıcak tutmak için eklenmiş bir yosun tabakası olduğundan şüpheleniyor.

Bununla birlikte, ayakkabı kaynaklı olmasa bile, adamın kimliğine dair ipuçları var. Omurga ve sol kalça eklemi boyunca geniş çaplı dejeneratif eklem hastalığının kanıtı, adamın fiziksel bir yaşam sürdüğünü ve her gün acı çekmiş olması gerektiğini gösteriyor. Araştırmacılar, adamın 35 yaşından küçük olma ihtimalini tamamen elemese de, çok daha yaşlı olduğu düşünülüyor.

Ek olarak, adamın dişlerinde kendine özgü oluklar var. Bu oluklar, dişlerin ısırma yüzeyine bir miktar malzemenin çekildiği veya uzun bir süre dişlerde bir nesne tutulduğuna dair olası bir işaret. Olasılıklardan biri, balıkçı gibi dişleri arasında ip çekiyor olması.

Adamın nasıl öldüğü ise bilinemiyor, ancak arkeologlara göre cinayet olduğuna dair bir kanıt yok.

Richardson, “Adam nehirde çalışıyor olabilir ve gelgit onun için çok şey yapmış olabilir, düşmüş olabilir, yorgun olabilir. Çok fazla içmiş olabilir. Gerçekten bilmiyoruz.”