Londra’dan kaçış
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ

2017’nin ilginç haberlerinden ikisi Londra ve İstanbul’dan kaçış oldu. İstanbul’dan kaçışın ne kadarı siyasi iktidarın baskıcı politikalarından, ne kadarı yanlış yapılaşma politikalarından kaynaklı henüz ayırd etmek zor. Ama İstanbul ilk defa net göç veren konumuna geldi.

Aynı şekilde Londra’dan da Temmuz 2017’de Ulusal İstatistik Ofisi, Haziran 2016 itibariyle Londra’nın son beş yıldaki en yüksek göç verme sayılarına ulaştığını açıkladı. Guardian gazetesinin iki hafta önceki analizine göre, üç küçük kasaba dışında İngiltere’nin her yerine Londra’dan birileri geçen yıl göç etmiş.

Eleştirel coğrafyacılardan Danny Dorling, Londra’daki fiyat artışı ve Londra’dan nüfusun kaçışının yakın şehirlerde kentsel temizliğe (gentrification) ve emlak fiyatlarının artışına yol açıyor ve bu göçlerden sonra bazı küçük yerlerde yeniden toplum havasının, kültürünün oluşması ancak iki üç kuşak buralarda yaşadıktan sonra ortaya çıkabilir diyor. Aynı zamanda İngiltere’de en büyük olumsuz etkinin, çok konuşulanın aksine, yurtdışından gelen göçmenlerden değil elinde büyük miktarda parası olan iç göçmenlerden kaynaklandığına işaret ediyor.

Olumsuz etki sermaye olarak ve yaşam masrafları olarak yüksekte seyreden büyük şehirlerden kaçan nüfus bazı küçük yerlere önemli sayıda göç ettiğinde orada yaşayan yerli halkın, orada yaşamaya devam etmesini imkansız kılıyor. Bu bir yandan mülk edinmek isteyen yerlilerin imkanlarını ortadan kaldırarak olurken, diğer yandan da talep karşısında artan oranda yerlinin mülklerini yeni gelenlere satışı ile gerçekleşiyor.

Bunun en bariz örnekleri İngiltere’de Londra kaynaklı, Türkiye’de ise İstanbul kaynaklı olarak görülüyor.

Londra bir taraftan dünyanın dört bir yanından ve İngiltere’nin dört bir yanından yoğun bir göç alırken o derecede de yoğun bir iç göç yaşamış durumda. İngiltere’nin diğer bölgelerinden toplam 198 bin 330 kişi başkente göç ederken 291 bin 620 kişi de terketmiş. En çok 20-34 yaş grubundan insan Londra’ya gelirken, 15-39 yaş grubu da en çok terkedenler olmuş. Gelenin gidenden fazla olduğu tek grup ise 20-29 yaşındakiler.

Burada çarpıcı olan bir görünüm de 0-4 yaş grubunun Londra’yı en yoğun biçimde terketmiş olması. Bunun yüksek yaşam maliyetleri, kalabalık, ulaşılmaz düzeye varmış ev ve kira fiyatları ile doğrudan bir ilgisi olmalı. Belli ki çocuk sahibi olan genç Londralılar akabinde başkenti terkediyorlar.

Londra muhteşem bir şehir ve o derecede de alışkanlık yapabilecek bir yer. Olanakları ve fırsatları da o derecede zengin. Dolayısıyla şehri terkedenler mümkün ölçüde yakınında kalmaya da çalışıyorlar. Bu yüzden Londra’nın çevresinde yer alan ve trenle veya otoyollarla ulaşılması kolay olan biraz daha uzak mesafedeki yerlere ciddi bir yönelim var. Sonuç olarak Domino etkisi buralarda da görülüyor. Örneğin güneyde deniz kıyısında, Londra’ya ulaşımın görece kolay olduğu şehirler olan Brighton, Portsmouth ve Southampton’da başkente benzer bir göç deneyimi yaşıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre İstanbul’da ilk kez net göç verir duruma gelmişti. 2015 - 2016 arasında 369 bin 582 kişi başka illerden İstanbul’a göç ederken, 440 bin 889 kişi ise şehri terketmişti. Londra’ya benzer biçimde, İstanbul’a komşu şehirler olan Tekirdağ, Kocaeli, Bursa ve Bolu ise ciddi oranda net göç alan iller konumunda. Özellikle Tekirdağ nüfusunun 8 yılda neredeyse üçte bir oranında artmış olması eskiden doğrudan İstanbul’u hedef alan nüfusun çevre illere doğru yayıldığını da gösteriyor.

İstanbulluların ve İstanbul’u terkedenlerin gittiği yerlerde genel olarak emlak fiyatlarının sıçradığını Alaçatı ve benzeri örneklerde görmek mümkün. Ancak buralarda fiyatlara ne olduğu ve toplumsal dönüşümün (ve temizliğin) ne durumda olduğunu ise sanırım özellikle araştırmak ve takip etmek gerekir.

İyi haftalar ve bol şanslar.