Mahalleden çıkan umutlarımız
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Umut duygusal anlamda iyi şeyler olacağını tahmin etme dürtüsüdür. Umut sayesinde insan geleceğine dair güven hissine sahip olur.

Kesin varsayımlar üzerinden gitmekten ziyade, yaşadığı toprak parçası üzerinde iyimser olarak oluşabilecek güzel beklentilerin inancıdır.

Hepimiz çocukken masal kahramanları edasıyla güzelliklere sahip olacağımızı ve özellikle ailemizi en iyi şekilde yaşatacağımıza dair hayaller üzerine umudumuzu oluştururduk.

Sonra büyümeye başladık…

Büyüdükçe arkadaşlarımıza sahip çıkmaya başladık, hayallerimiz ile umudumuz üzerine onları da yerleştirmeye başladık. Onlarla paylaşacaklarımız hepimizi daha güvende yaşamımızı sağlama beklentisi, içimizde sevgi yumağı oluşturuyordu.

Büyüdükçe ülkemizi hayallerimizin ve umutlarımızın üzerine oturtmaya başladık. Ailemiz, arkadaşlarımız ve sevdiklerimle beraber…

Cumhuriyeti, demokrasiyi ve inanç özgürlüğünü tanıdık.

Sevgimizi koyduk, haysiyetimizi koyduk, onurumuzu koyduk, insanlık erdemlerimizi koyduk… Ne sahtekârca, ne bencilce, ne art düşünerek, ne de korkarak hareket ettik…

Çünkü mahalle bizimdi ve paylaşamayacağımız hiçbir şey yoktu.

Ahlaki öğretiler ve vicdanımız bizim en büyük irademizdir. Kapıları sonuna kadar açık mahallede büyümemiz, bizim umutlarımızın kolektif olmasını sağladı. Karnımız acıktığında her ev bizimdi. Eğinli Teyzenin kapısı, Trabzonlu Yıldız Teyzenin kapısı nasıl vardıysa, her mahallelerinde aynı sevecenliğinde teyzeleri vardı. Laz Bakkal ve Kürt Bakkalın varlığı mahallemizin iradesiydi…

Ne kimliklerimiz ipotek altındaydı, ne de inançlarımız ipotek altındaydı. Kişilerin yaşam tarzı bir saygı çerçevesinde ve birlikte yaşamak iradesiyle ve bunu hiçbir şekilde kaybetmemek üzerine kurgulanmış sağlam bir kültürün tavır alma şeklini yaşardık.

Bunun en önemli kimliği mahalle takımlarıydı. Her mahallenin bir takımı vardı. Mahallenin en görünür yerine maç tabelası asılırdı. Saati, yeri, rakip takımın adını yazacak sütunları olurdu. Tüm mahalleli oraya bakarak maça gelirdi.

Mahalleye uygun arma ve forma rengi seçerdik. Herkes formasını evine götürür, yıkatır ve maça tertemiz getirirdi, çünkü o bir mahalle kimliğiydi. Maç yaparken mahallenin galibiyet umudunu taşırdık, kendi gelecek umutlarımızı da üzerine koyarak.

Kalecisinden sol açığına kadar herkesin farklılıkları vardı. Bunları ayrışma ya da yok etme nedeni değil, ortak yaşamı kuvvetlendiren değerler olarak görüyorduk. Çünkü “iyi olan kazansın” derdik.

Farklılıkları ayrışma ve reddetme unsuru olarak görseydik, şiddet ve çatışmayı içimize çekerek kendi varlığımızı yok ederdik.

Ve hatta farklılıklarımızı yaşanması gereken tek seçenek olarak karşı tarafa zorlasaydık, o zaman tüm mahallelinin kapıları sonuna kadar kapanırdı ki su içmeye bile kapı bulamazdık.

O mahalleden yayıldık ülkeye, hatta Dünya’ya.

“Dünyayı güzellik kurtaracak” öğretisiyle çıktık yola.

Ama hiçbir şey kaybetmeden çıktık yola. Aksine üstüne koyarak yola devam ettik.

Artık hayallerimizde tüm dünya vardır. Renk ayrımı olmadan, dil ayrımı olmadan, inanç ayrımı olmadan yola devam ettik.

Mahallelerimizden çıkışımızla, eksilerek değil, çoğalarak umut üretemeye başladık. Hep kendimizi aşmaya çalıştık. Geleceğe ve güzelliklere ulaşmanın tek seçeneğini kendimizi eğitmek olduğunu bilerek devam ettik. Bir kenar mahalleden Dünya’ya açılmanın tek çıkış yolu; eğitim vasıtasıyla kendimizi donatmaktı.

Düşüncelerimizi paylaştıkça çoğaldık. Yeni düşünceler, yeni umutları tetikledi. Ve kendimizden ziyade, hep birlikte olmak üzere beraber yaşama arzusunu kuvvetlendirdik.

Herkesin eşit koşullarda yaşaması için, herkesin, kendini ifade edecek ortamlarda yaşam arzusunu kaybetmemesi gerektiği üzerine bir iradeyi benimsedik.

Düşünmenin; umudun ve hayallerin en önemli çıkış noktası olması ve özgürlüğün kaybedilmemesi üzerine mücadele gerektiğini kabul ettik.

Şiddete ve ölümlere karşı durmak, kolektif bir yaşam arzusunun ahlaki sorumluluğudur. Bir bebekten katil yaratmayı değil, bir bebekten sevgi yumağıyla insan yaratmayı umut edindik.

Hangi mahalleden çıkarsak çıkalım, o güzel birlikteliği her zaman yaşama umudunu kaybetmedik. Bedeller ödendi ve ödenmeye devam ediyor. Hep beraber yaşamanın diyetiydi bu.

Bugün yaşadıklarımız belki de yarın için “Hayır”lara vesile olacaktır.