Manchester United; ömür biter, transfer bitmez!
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

ZİYA ADNAN

Ankara futbolunu yakından takip edenler anımsayacaktır, 1996-2008 seneleri arasında Ankara’nın sarı lacivertinin başkanlığını yapmış kır saçlı adamın hafızalara kazınmış vecizelerinden biriydi, “Ankaragücü’nde transfer bitmez!” derdi transfer konusu açıldığı zamanlarda. Tıpkı o eski şarkıdaki gibi, kimler geldi kimler geçti onun döneminde. Kimi zaman Mısır’ın El Hudut takımından, kimi zaman adı sanı duyulmamışlardan! Zaman içinde transfer bitmedi ama takım bitti, futbolun görünmez köşelerine, 3. kümeye kadar düştü Ankaragücü, ne gideni sayabildi sevdalıları ne geleni. Şimdilerde bıraktıkları yere dönmek için mücadele ediyorlar, o beter zamanlardan ders çıkarmışlar mıdır bilinmez ama şans melekleri her daim yanlarında olsun, gönlümüzde yerleri her daim bakidir…

Ankaragücü’nü başka bir yazıya bırakıp, Premier Lig’de transferin bitmediği başka bir takımı ve harcamayı seven hocasını yazalım bu yazıda. İnanması güç ama 2002 senesinde Porto’da başlayan hocalık kariyerinde Chelsea, Inter Milan, Real Madrid ve şimdilerde çalıştırdığı Manchester United’da 95 topçunun transferi için 1 milyar Sterlinden fazla harcamış takımları. Yakın geçmişte Pogba’yı 89 milyon, Lukaku’yu 75 milyon, Matic’I 40 milyon Sterline saflarına katarken 2016’nın yazından beri çalıştırdığı “Kırmızı Şeytanlar”da 300 milyon Sterlinin üzerinde harcadı Jose Mourinho, kimilerine göre dâhi, kimilerine göre yıldız avcısı. Premier Lig’de ilk dört mücadelesi veren Tottenham karşısında Wembley Stadında oynadıkları maç vesilesiyle transferin bitmediği takıma naçizane bir bakış…

Geçtiğimiz iki sezonda United’a karşı evinde oynadığı iki maçı da kazandı Tottenham, Wembley Stadı uğurlu gelir mi bilinmez ama rakibine karşı arka arkaya üç kez en son 1965-1966 senelerinde kazanmışlar. Manchester United 4-2-3-1 dizilişinde, orta sahada ligin iki sert oyuncusu Matic ve Pogba, hücumda Sanchez, Lingard, Martial, önlerinde Lukaku. Henüz 11. saniyede golü buluyor Tottenham, başlama vuruşundan oynanan uzun topu kafayla indiriyor Vertonghen, Son’un vuramadığı topu Eriksen kaçırmıyor, Tottenham kariyerinde 50. golü. Lig tarihinin en erken gollerinden ama daha erkeni de var. Başka bir Tottenhamlı, Ledley King 2000 senesinde Bradford City’e karşı oynanan maçta 10. saniyede ağlara göndermiş topu, o günden beri de o rekoru kıran olmamış. Orta sahada kaptığı toplarla çabuk çıkıyor ev sahibi, ligin en dinamik, en çok koşan, acar topçulardan oluşan takımı karşısında bocalıyor Mourinho’nun öğrencileri. Pochettino, Ada futbolunda Southampton’da başlayan Teknik direktörlük kariyerinde çalıştırdığı takımlara presi, top kapmayı ve direk kaleye oynamayı aşılıyor. 28’de bileğinin hakkıyla farkı ikiye çıkarıyor takımı, sezonun parlayanlarından Trippier’in yerden ceza sahasına kestiği topu kendi kalesini gönderiyor Jones. Çabuk çıktığı her atakta pozisyon buluyor Tottenham. United savunmasının ortasında Smalling ve Jones; Son, Eriksen ve Kane gibi ligin çabuk pas yapan, adam geçebilen üçlüsü karşısında ağır kalıyor. İki takımın da topa eşit derecede sahip olduğu, Tottenham’ın rakip kaleyi yedi kez yokladığı devre ev sahibinin iki farklı üstünlüğüyle kapanıyor. Mourinho’nun ilk devrenin bitişi düdüğünden 7 dakika önce soyunma odasının yolunu tutması da gecenin anılarından…

İkinci devreye farkı azaltmak için başlıyor takımı, ama Tottenham sahanın her bölümünde daha üstün. Bu vesileyle Mourinho’nun yeni transferi Alexis Sanchez’i de atlamadan geçmeyelim, Geçenlerde Guardiola’nın söyleşisinde okumuştum, Şilili hücumcuyu kadrosunda görmek istediğini, ancak oyuncuları arasındaki parasal dengeyi koruma adına bu transferden vazgeçtiklerini dile getiriyordu. Katılmamak elde değil! 62’de Pogba ve Lingard’ı oyundan alıyor Mourinho, yerine Fellaini ve Mata sahada. Pogba’nın oyundan çıkarken yüz ifadesi maçın gidişatını anlatıyor. Alli, Eriksen, Kane, Son silindir misali ezip geçiyor United savunmasını. Sonra yeşil sahalarda az görülen değişiklik gerçekleşiyor, Az önce sahaya sürdüğü Fellaini’yi 70’de oyundan alırken kim bilir ne düşünüyor Portekizli hoca…

Velhasıl Tottenham zorlanmadan kazanıyor, belki de farkı kaçırıyor. O maça şahitlik eden 81.979 taraftar Premier Lig tarihinin seyirci rekorunu kırarken, Mauricio Pochettino’nun izlemesi keyif veren takımı çocukluk yıllarımızın klişesini hatırlatıyor: “Sadece almakla olmaz, takım olmayı bileceksin!”

Yine de hakkını verelim, sadece üç dakika süren maç sonu basın toplantısında çok güçlü bir takıma yenildiklerini, 15 puan fark atmış Manchester City’i yakalamalarının mümkün olmadığını, hedeflerinin ligi ilk dört içinde bitirmek olduğunu dile getiriyor Mourinho, her zamanki kibrinin yerinde mutsuzluk izleri. Halleri Cemal Süreya’nın dizelerini hatırlatıyor, eksikliğe mi alışmışız, mutsuzluğa mı yoksa!

Pochettino’ya gelince, ligin muhtemel en iyi teknik direktörü; içten, yorumlarında dürüst, her daim mütevazı, futbol felsefesi izleyene keyif veren türden. İzleme fırsatı bulamamışlar için, topçuluk zamanlarında da sıkı savunmacıymış. O yılları bilen Arjantinli gazeteci Martin Manzur’a göre, adam markajını ondan iyi kimse yapamazmış. Onun başında olduğu takımların yakaladığı başarıyı görünce, taliplilerinin başını Real Madrid’in çekmesine şaşırmamak gerek. Ne diyelim, ne de olsa Marcelo Bielsa’nın öğrencisi…