Marketini arayan Padişah!
TURAN ESER TURAN ESER
RTE siyasal İslamcılık üzerinden inşa edilen “Yeni Türkiye” tablosunu kendi “hedef kitlesini” ikna edici şekilde pazarlıyor

RTE siyasal İslamcılık üzerinden inşa edilen “Yeni Türkiye” tablosunu kendi “hedef kitlesini” ikna edici şekilde pazarlıyor. RTE CB vizyon belgesinde “Yeni Türkiye dünya markası olan bir Türkiye olacak” diye buyurmuş. İktidar, para ve daha fazla güç isteyenlerin uydurduğu “vizyon belgesi”; halkın sorunlarını çözecek devrimci, demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir manifesto değildir.

AKP’nin “Yeni Türkiye” edebiyatının özelliği siyaseti değersizleştirmek, sınıfsızlaştırmak, içiriksizleştirmek ve pragmatizm bataklığına sokmak olmuştur. Bu tip siyaset, yalan ve istismardan oluşan ikna argümanlarına sığınır. Parti üyelik ve taraftarlık statüsünde bir tür sigorta poliçe üyeliğine benzemektedir.

Halkın değerler ve ilkeler üzerinden nasıl bir ülkede yaşamak istediğine dair siyasal dünya görüşüne ve bir toplumsal dava hikayesine sahip olması küçümseniyor. Siyaset toplumsal ve sınıfsal davalar için değil, hükmetme ve kazanç faaliyeti olarak sunuluyor. Siyaset bireylerin kendi bireysel ekonomik menfaatlerini düşüneceği ve bireysel kariyer planlamasını yapacağı bir alan olarak örgütleniyor.

Böylece insanı hayvandan ayıran insani düşünme özelliğine meydan okuyan siyasi bayağılık kültürü çirkince yaygınlaşıyor. Kravatlı siyasal ordular, etraflarından kırıntı menfaatlerine muhtaç çoğunluk yaratmaya çalışıyorlar. 

Siyaset itibarsızIaştığı ve ekonomik araca dönüştüğü için, sağlık sistemi ve hastaneler insanın sağlık hakkını öncelemesi gereken işlevsellikten, sağlık hizmetlerinin “paran kadar sağlık” ilkesiyle piyasaya peşkeş çekiliyor.

Eğitim sistemi ve okullar demokratik, katılımcı, özgür, laik ve parasız eğitim yerine yüksek kar hırsına bürümüş işletmelere ve dinsel asimilasyon camilerine dönüşüyor!

“Tarafsız” ve “özgür” basının yerini yüzde doksan ile “yandaş medya tekeli” “yandaş gazeteci” alıyor.

Siyaset itibarsızlaştıkça ve çürüdükçe içinden, sınıfsal ve toplumsal farklılıkların yok sayıldığı “İslam kardeşliği” örtüsünün altından diktatörün ideolojik ve teolojik tebaa olarak gördüğü, hangi değerlere ve ilkelere oy verdiğini bilmeyen, menfaatçi “yığınlar” ortaya çıkıyor.

Tüm bu siyasal “marketing” hokkabazlıkları ve şarlatanlıkları sürerken, giderek artan yoksulluk, işsizlik, devlet terörü, otoriterlik, mezhepçilik, etnik ve dinsel ırkçılık, muhafazakarlık ve bin bir türlü sömürü sisteminin modern köleler yaratarak kurumsallaştığı ve hedefin aslında seçilmiş padişahlık rejimi yaratma gerçeğinin üstünü “Yeni Türkiye” yalanı ile örtülüyor!

Siyasete yüklenen anlam ve değer hiç bir tarihte bu kadar çirkinleşmedi ve gerçekliğini yitirmedi!

VİZYON KARNESİ
RTE yapılmamış ve yaşanmamış olanları, “vizyon belgesini” sunarken “olmuş” yalanlarıyla pazarlıyor. “Biz demokrasi istedik. Hem de herkes için demokrasi istedik” derken sürekli “engellendik” yalanına sığınıyor! Diğer taraftan da büyük yalan patlıyor; “Türkiye hiç olmadığı kadar özgür” olmuş!

Peki, özgürlük, demokrasi, laiklik, eşit yurttaşlık talep edenlere karşı devlet terörünü organize eden kim? 12 yıl içinde binlerce insan siyasi görüşlerinden dolayı tutuklanmadı mı?

Roboski’de 34 genci sanırım Portekiz devleti öldürmedi! Ya Gezi’nin çocukları? Onlar “Türkiye hiç olmadığı kadar özgür olduğu” için mi öldürüldü! Peki kimin tarafından? Onları da “destan yazan” Alman polisleri mi öldürdü? Emri Angela Merkel mi verdi?

İŞİD cinayet şebekesini “aileden” olduğu için  “unsur” gören RTE, Berkin Elvan’ı terörist ilan ederken, siyaseti ve vicdanı ne kadar insanidir?

Türkiye’de “Kürt sorunun çözümü” için “silah bırakın” diyen AKP neden IŞİD’in Rojava’nın Kobani kantonuna yönelik saldırısı karşısında neden sus pus olur?

RTE “çözeceğiz” dediği  Kürt sorununda müzakere için “çerçeve yasa” olarak bilinen kanunu neden “Terörün Sona Erdirilmesi” olarak tanımlar?

12 yıldır Alevilerin tüm taleplerine sağır olan, tek bir talebi dahi karşılamayan AKP, hangi aptalı ikna etmek için “Alevinin özgürlüğünü savunduk” gibi bir yalana sığınabilir? Alevi nefreti ve ayrımcılığı eken AKP hükümeti, hangi tarlada “Alevi özgürlüğü” biçer?  İnsanın yüzü kızarmaz mı?

Gerçek şu; AKP iktidarı halkın gerçek sorun ve acılarını üzerinde bir baskı olarak görmez. Aksini siyaseti halkın sorunlarını ve acılarını artırmak için kullanırlar. Egemenliklerini ve mutluluklarını halkların demokratik haklarını gasp ederek, onların mutsuzluğu üzerinden kendilerini mutlu etmek için diktatörlüğüne özenirler.

CB seçimlerindeki hedefleri de nettir: Kerhen padişahlık!

Bize düşen görev ise RTE’yi bu rüyadan uyandırmak!