alpertasbeyoglu

Martin Schulz AB Komiseri oluyor

Genelde Türkiye’de AB ile ilgili gelişmeler hep oldukça geriden takip edilir. Örneğin 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren Türkiye’nin üyesi olmak istediği AB’nin artık “Türkiye’nin adaylığının onaylandığı Helsinki AB’si” olmadığını sanırım çok az kişi farketmiştir.

Avrupa Parlamentosu’nun gücünün çok arttığı, AB Komisyonu’nun ve  de özellikle Başkanı’nın bizzat AP tarafından yani demokratik seçimle seçilmişler tarafından seçileceğini ve de bu nedenle farklı bir sorumluluk taşıyacağı ve AB Dönem Başkanlığı’nın artık çok daha ciddiye alınmak zorunda olunacağı bir konuma getirildiğini ve de daha nice başka AB’nin dünya genelinde önemini arttırıcı değişikliği Türkiye’de maalesef çok az kişi bilmekte.

2002 yılında Martin Schulz AP’de Alman Sosyal Demokrat Grup Başkanı konumunda iken Ankara’ya gelmiştik. Deniz Baykal ile bir randevumuz vardı. Bu randevuya sonradan CHP ile ilişkisi kalmayan dostlarımız Kemal Derviş ve Zeynep Damla Gürel’de katılmışlardı. Deniz Baykal, konuğu Martin Schulz’a hiç bir çeviri yapılmasına fırsat vermeden yarım saat konuşup durmuştu. Konuşması sırasında ben zaten “acaba Martin Schulz’a mı yoksa Kemal Derviş ve bizlere mi konuşuyor?” diye de şüphe ettiğimi ititraf etmeliyim. Yarım saatlik konuşması bittiğinde Martin Schulz’a Baykal’ın dediklerini çevirmek istediğimde de Martin Schulz bence en doğru tavrı göstermişti. “Yarım saat benim bir kelime bile anamadığımı bilerek konuşan kişinin ne dediğini bilmeye ihtiyaç görmüyorum. Kalkalım.” derken Schulz sanırım o anda eski SPD Başkanı Rudolf Scharping’i hatırlamıştı.

Anlatıldığına göre zamanın SPD Başkanı Rudolf Scharping bir kez Deniz Baykal ile buluştuğunda toplam bir saatlik görüşme süresi içinde Baykal tam ellibeş dakika konuşmuştu. Ev sahipliğini “en fazla konuşmak” olarak algılayan Deniz Baykal, Martin Schulz bu yıl Avrupa Parlamentosu Sosyal Demokrat Meclis Grubu Başkanı olarak Türkiye’ye geldiğinde ise “Ankara dışında” olması nedeniyle Schulz ile buluşma ihtiyacı görmemişti.

CHP’nin Kuzey Kore geleneğini hatırlatırcasına “sürekli” başkanının bu şekilde garip bir diyalog ilişkisine sahip olduğu Martin Schulz, önümüzdeki yıl görev süresi sona erecek olan Günter Verheugen’in yerine AB Komiseri olacak. SPD Başkanı Kurt Beck kamuoyunu bu konuda bilgilendirdi. SPD gerekirse CDU ve Şansölye Merkel ile kavga etmek pahasına Martin Schulz’un AB Komiseri olması için gereken her türlü adımı atacağını duyurdu.

Sadece CHP ve Baykal konusunda değil Türkiye ve Kıbrıs konusunda gerçekten çok deneyimli bir Alman sosyaldemokrat politikacı olan Martin Schulz’un AB Komiseri olması sanırım Türkiye Solu için de bir şans. Martin Schulz özelinde doğru bir muhataba sahip olacak daha demokratik bir Türkiye isteyenler.

Bu nedenle şimdiden Martin Schulz ile daha sıcak ilişkiler kurmak ve onunla yarına yönelik hazırlık yapmak yanlış olmaz Türkiye Solu için.

BİZİ TAKİP EDİN

359,938BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,886TakipçiTakip Et
7,854AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL