Marx; Facebook ve Cambridge Analytica hakkında ne söylerdi?

Cambridge Analytica skandalı sadece sahte haber, sahte ilgi, sahte hesaplar, sahte kişilik testleri ve sosyal medyada sahte reklam konulu bir hikâye değildir. Sağ dijital ideolojinin, dijital kapitalizmin ve dijital neoliberalizmin kesiştiği bir hikâyedir

CHRISTIAN FUCHS

Twitter, kendisinin “ insanların şu an hakkında konuştuğu şeylerle” alakalı olduğunu söylüyor. Facebook, misyonunu; “insanlara toplumu inşa etme ve dünyayı bir araya getirme gücü vermek ve arkadaşlarıyla, aileleriyle iletişimde kalmalarını sağlamak, dünyada neler olup bittiğini keşfettirmek ve kendileri için önemli olan şeyleri paylaşabilmelerini ve ifade edebilmelerini sağlamak” olarak tanımıyor.

Dolayısıyla, sosyal medya şirketlerinin kendilerini tarif etmelerine göre “sosyal” medya, ifade, paylaşım, iletişim ve toplumla ilgilidir. Bu anlayış burjuva sosyal teorisinin sosyal nosyonuyla aynı doğrultuda: Fransız sosyolog Émile Durkheim için ‘’sosyal’’, birey üzerinde “harici bir kısıtlama” uygulayan sosyal olgular anlamına gelir. Sonuç olarak, her ifade sosyal olarak görülür, çünkü başkalarının düşüncelerine ve davranışlarına girer. Bu yüzden Durkheimcı bir anlayışta, Facebook ve Twitter’daki her post ya da mesaj, hiç kimse cevap vermese bile, sosyaldir çünkü başkalarının düşüncelerini ve davranışlarına girme potansiyeline sahiptir. Alman sosyolog Max Weber için, eylem(action) “başkalarının davranışlarını hesaba katar ve dolayısıyla kendi yönüne odaklanırsa” sosyaldir. Yani, Weber için, Facebook ve Twitter, kullanıcıları başkalarının tweet’lerine, Facebook yayınlarına vb. yanıt verdikleri ve yorum yaptıkları sürece sosyal olur. Durkheim ve Weber’in sosyal anlayışları bu medya kuruluşlarının kendi teknolojilerinin sosyalin özü olduğuna dair dünya görüşlerine tam anlamıyla uyar: Facebook CEO’su Mark Zuckerberg, 2011’deki bir röportajda Facebook’un “gerçek” bir sosyallik olduğunu “çünkü daha fazla insana bağlı kalma olanağını” desteklediğini söyledi. Sheryl Sandberg’i aynı röportajda Facebook’un “insanların kullandığı sosyal teknoloji” olduğunu ve Facebook’un “her şeyin herkes için daha sosyal olması”nı istediğini iddia etti.

Anti-sosyal sosyal medya

Başka bir vesileyle ticari sosyal medyanın kurumsal stratejilerinin ilişkilenme/ bağlantı kurma / paylaşım ideolojisini geliştirdiğini iddia etmiştim. Bir şeyin ideoloji olması, daha karanlık bir gerçekliği işaret eder: Bir ideolojiyi geliştiren biri, gerçekliğe uymayan ve güç yapılarını gizlemek için gerçeklikten uzaklaşan bir iddiayı ortaya koyar. ‘Sosyal’ medya şirketleri, anti-sosyalliği geliştirmek için sosyal olduklarını iddia ediyorlar.

Cambridge Analytica skandalı, “sosyal medya” nın anti-sosyal karakterini kanıtlamıştır: 2013 yılında, Cambridge Üniversitesi’nden nörobilimci Aleksandr Kogan, Facebook’ta bir kişilik sınavı yürütmek için Facebook’un geliştirici platformunu kullanmaya başladı.90 milyonun üzerindeki kullanıcının kişisel bilgilerini toplayarak başkan yardımcısı sağcı ideolog Steve Bannon- şuan da Donald Trump’ın Beyaz Saray baş stratejisti- olan Cambridge Analytica’ya sattı. Cambridge Analytica, seçim kampanyalarında bu verileri siyasi reklamları kişiselleştirmek için kullandı. Bu uygulama, demokrasiyi manipüle etme girişimi olarak kabul edildi. Sonuç olarak, yorumcular Facebook’un anti-sosyal karakterinden bahsetmeye başladılar. Örneğin, Financial Times aniden “anti-sosyal ağ” dan söz etti.

Ana akım kamusal alanın anti-sosyal medyanın aniden ortaya çıkması sorunu, aynı yorumcuların, uzmanların ve medyanın yıllardır kurumsal sosyal medyayı her şeyi dönüştürecek ve her şeyi daha iyi hale getirecek en büyük şey olarak kutlamasıdır. Anti-sosyalitenin, dijital kapitalizme içkin ve içsel olduğu düşüncesini göz ardı etmişlerdir.

2018 sadece Cambridge Analytica / Facebook-skandalının olduğu yıl değil, aynı zamanda Karl Marx’ın iki yüzüncü yıldönümünü kutladığımız bir yıl oldu. Kurumsal sosyal medya ve dijital kapitalizmin sosyal ve anti-sosyal karakterini açığa çıkarmak için en güçlü araç Karl Marx’dır.

1844 tarihli Ekonomik ve Felsefi El Yazmaları, Marx’ın erken felsefi bir eseridir. Burada, yabancılaşma nosyonuyla kapitalizmin eleştirisini anti-sosyal sistem olarak en güçlü biçimde formüle eder.

Marx için, insanlar sosyal varlıklardır çünkü toplumsal hayatı ve toplumu birlikte üretirler. Yani Marx için, toplumsal üretim, insanların sosyal karakterini oluşturur:

“Sadece, bana verilen aktivitemin materyali bir sosyal ürün değil (düşünürün aktif olduğu bir dil olduğu gibi): aynı zamanda varlığım da bir sosyal etkinliktir ve bu yüzden kendimi oluşturduğum şeydir, kendimi toplumla ve bir sosyal varlık olarak benlik bilincimle oluştururum Birey, toplumsal bir varlıktır. Yaşamın tezahürleri –yani başkalarıyla birlikte yürütülen yaşamın toplumsal tezahürlerinin doğrudan biçiminde görünmese bile- bu nedenle toplumsal yaşamın bir ifadesi ve onaylanmasıdır. İnsanın münferit ve tür-yaşamı farklı değildir, ama bununla birlikte, bireyin var olma tarzı, türün yaşamının daha özel ya da daha genel bir şeklidir ya da türün yaşamı daha özel ya da daha genel bir bireysel yaşamdır ve bu durum kaçınılmazdır.”

Marx, Hegel’i, tahakkümün ve sınıf yapılarının, çağdaş toplumdaki insanların varlığı ve toplumsal özü arasında bir uçuruma yol açtığını savunmak amacıyla materyalist biçimde yorumlar. Kapitalizm, insanların özünün ve varoluşunun özdeşleşememesini ortaya çıkarır. Kapitalizm, insanları sosyal doğalarından uzaklaştırır. Yabancılaşma kapitalizmin asosyal ve anti sosyal karakterini oluşturur. Marx, iş bölümü, sınıf yapıları ve meta değişiminin, toplumun “toplumsal olmayan, özel çıkarlar” egemenliğine girmesine yol açtığını savunuyor. Sonuç olarak, dört çeşit yabancılaşma vardır: 1) İnsanlar doğadan yabancılaşmışlardır; 2) İnsanlar bedenlerinden ve akıllarından, öznelliğinden uzaklaşırlar; 3) İnsan, “emeğinin ürünü, yaşam faaliyetinden” ve aynı zamanda diğer insanlardan ve toplumdan yabancılaşır. Yabancılaşmış yapılarda ve toplumlarda insanlar; şeyleri, yapıları, kaynakları, ürettikleri sosyal ilişkileri ve sosyal ilişkilerle ürettiklerini kontrol etmezler.

Marx’ın yabancılaşma kavramı, sadece, insanı, ekonomide birlikte ürettikleri ve sermaye tarafından özel mülk edinilmiş şeylerin sahipliğinden ekonomik olarak uzaklaştıran, üretim araçlarının özel mülkiyetinin ve ücretli emeğin bir eleştirisi değildir. Aynı zamanda, insanları hayatlarını yöneten koşulları belirlemekten ve kontrol etmekten uzaklaştıran, politik sistemlerin ve kurumların bir eleştirisidir. Yabancılaşma eleştirisi, ekonomik ve politik tahakkümün bir eleştirisi ve politik demokrasi ve ekonomik demokrasi talebidir.

Cambridge Analytica skandalı sadece sahte haber, sahte ilgi, sahte hesaplar, sahte kişilik testleri ve sosyal medyada sahte reklam konulu bir hikâye değildir. Sağ dijital ideolojinin, dijital kapitalizmin ve dijital neoliberalizmin kesiştiği bir hikâyedir. Aşırı sağcı ideologlar ve hareketler, dijital medyayı propaganda yapmak ve politik düşmanları yenmek için gerekli her şekilde kullanmak dâhil olmak üzere, hedeflerine ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacaklar. Sahte haberlerin siyasal kültürü, yeni milliyetçiliğin ve sağcı otoriterliğin egemen olduğu, son derece kutuplaşmış bir politik dünyada dost-düşman düzeninin bir ifadesidir.

Facebook, dijital kapitalizmin özüdür: Hedeflenen reklamları satabilmek için kişisel verileri bir meta olarak ele alır. 2017 yılında, Facebook’un karı 15,9 milyar dolar oldu. Hedeflenen reklamcılık, reklamı yapılan şeyin içeriği için kör olan algoritmalar tarafından yönlendiriliyor. Facebook için, reklamın çikolatalı kurabiyelerden mi yoksa faşizmden mi bahsettiği önemli değil – yalnızca kâr amacı için hedeflenmiş reklamlar satmayı önemsiyor. Bu nedenle Facebook’un çok problemli veri uygulamalarına tolerans göstermesi sürpriz değil. Mantığı, daha fazla online aktivite, veri ve meta verilerinin üretildikçe, daha fazla potansiyel karın ortaya çıkmasıdır.

Ama sonuç olarak, kârlılık ve kapitalizmin ekonomik özgürlüğü, siyasal özgürlük (demokrasi) ve toplumsal özgürlükle (adalet, eşitlik) çelişmektedir. Kapitalizm, yarattıkları metalara sahip olmayan işçiler tarafından genelleştirilmiş meta üretimine dayanır. Emtialar, kapitalistler için kâr getiren sermayedir. Kullanıcıların ölçüsüz dijital emeği, Facebook’un metalaştırdığı ve kara dönüşecek büyük veriyi üretir. Reklam tabanlı sosyal medya platformlarının kullanıcıları, 21. yüzyılın dijital proletaryası olan dijital işçilerdir. Kapitalist işletmelerin kârı için iyi olanın toplum için iyi olması gerektiği anlayışındaki hatalı ideolojiden dolayı, neoliberal politikalar ve politikacılar gizlilik koruması ve dijital şirketleri düzenlenmesini savsaklıyorlar. İş öz-denetimi çalışmıyor. Demokrasiye, kolayca tehdit yöneltebileceği belli oldu.

Cambridge Analytica skandalı, dijital yabancılaşma buzdağının sadece görünen yüzüdür: dijital şirketler, kullanıcıları veri ve platformlardan uzaklaştırır. Gizliliğin kontrolü kullanıcılarda değildir. Neoliberalizm, vatandaşları insana yakışır bir yaşam sürmek için gerekli olan ortak mallara erişimden uzaklaştırır. Aşırı sağ demagoglar, toplumu demokrasiden uzaklaştırır.

ABD’deki Facebook üzerine kongre oturumlarında Mark Zuckerberg, bilmeyen CEO olarak hareket etti. İki duruşmada yüzlerce soruya en sık verdiği cevaplar, “Bilmiyorum” ve “şu anda bilemiyorum ancak sizinle birlikte takip edebiliriz” idi.

Zuckerberg büyük bir Donald Rumsfeld taklitçisi gibi davrandı. ABD Savunma Bakanı, ABD’nin Irak savaşını şu sözlerle meşrulaştırdı: “Bilinen bilinmeyenler var. Yani, bilmediğimizi bildiğimiz şeyler var. Ancak bilinmeyen bilinmeyenler de var. Bilmediğimizi bilmediğimiz şeyler var. ”Zuckerberg, Facebook’un veri denetimi ve dijital kapitalizmle ilgili sorulara ağırlıklı olarak bilinen bilinmeyenlerin ve bilinmeyen bilinmeyenlerin mantığıyla yanıt verdi.

Slavoj Žižek, Rumsfeld’in “ana tehlikelerin bilinmeyen bilgiler, -onaylanmayan inançlar, kamuya ait değerlerimizin arka planını oluştursalar bile bilmiyor gibi davrandığımız, varsayımlar ve müstehcen pratikler” olduğunu kasten gözden kaçırdığını savunuyor. Halka açık bir oturumda, Zuckerberg, dijital kapitalizmi destekleyen gizli bilgi ve değerler hakkındaki bilgisini reddetti ve bu nedenle onun ve Facebook’un günlük uygulamalarının arka plan bilgisini oluşturdu. Senato oturumunda Zuckerberg, Facebook’u tekel gibi “hissetmediğini” söyledi. Zuckerberg kesinlikle “hissediyor” ve banka hesaplarındaki artan para miktarını algılıyor, bu yüzden de bilgili. Ama tekel yapıları hissetmediğini söylüyor. Tekelci sermaye birikimi pratiğin toplum üzerindeki daha geniş yansımalarını düşünmeyi yeğlemiyor, bu da sermayenin kendi olumsuz özelliklerine ve toplum üzerindeki etkilerine kör olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, çıkartılacak sonuç, sermayenin kendi olumsuz etkilerini hafifletmek için gönüllü hiçbir şey yapmamasıdır. Bu nedenle, hukuk, devlet ve sivil toplum yoluyla sermaye üzerindeki temel davranış kurallarını zorlamak siyasi bir görevdir.

Sosyal medyayı gerçekten sosyal yapmak

Liberaller artık daha fazla gizlilik düzenlemesi ve veri koruması için çağrıda bulunuyor. Ancak dijital kapitalizmin yapısal sorunlarına basit bir çözüm bulunmuyor. Ne yapılabilir? Hedeflenen politik online reklamcılığı yasaklama, reklamın demokrasiye yönelik tehlikelerini azaltır. Sadece yasağı dikkate almamaya karşı yüksek para cezaları getirilir ve uygulanırsa etkili olabilir. Böyle bir önlem, tek ulusal yargı yetkisinde bir başlangıç noktası olarak sunulabilir.

Diğer bir önlem ise, yüksek nitelikli ve iyi ücretli bir ücretli insan çalışması ile algoritmik aktivitenin yerine geçmektir. Dijital ortakları ve dijital kamu hizmetlerini geliştiren yeni çevrimiçi platformlara ihtiyacımız var. Kamu hizmeti yayıncıları teşvik edilmeli ve kendi sosyal medya platformlarını, oluşturmak ve işletmek için yasal olarak etkinleştirilmelidir, örneğin YouTube, BBC, ARD, France Télévisions, RAI, PBS, vb. dahil olmak üzere bir PSB ağı tarafından işletilen bir kamu hizmetidir. Online reklamcılığın ve diğer dijital kârların vergilendirilmesi, alternatif sosyal medyayı finanse etmek ve dijital şirketlerin kaçındığı sorunu çözmek için bir finans tabanı oluşturacaktır. Bu şekilde, elde edilen parayı kar amacı gütmeyen medya projelerine bağışlayan vatandaşlara yıllık bir kamu alanı kontrolü sağlayan bir katılımcı medya ücreti sağlanabilir. Facebook, Twitter, Google, hissedarların sahip olmadığı ve kontrol etmediği kâr amacı gütmeyen platform kooperatiflerine dönüştürülebilir. Toplum ve demokrasiye sosyal olmayan sosyal medya tarafından yönetilen tehditlerin üstesinden gelmek, dijital ortakları dijital kapitalizme alternatif olarak ilerletmemizi gerektirir.

mronline.org’dan çeviren: Furkan Üstünbaş

BİZİ TAKİP EDİN

358,896BeğenilerBeğen
54,842TakipçiTakip Et
1,079,972TakipçiTakip Et
7,376AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL