“Match Of the Day”in düşündürdükleri…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN
Başlangıcı 1964 senesinin Ağustos ayına uzanan, yayınlandığı günden beri izleyenlere keyif veren, bugünlerde 50. yılını kutlayan enfes bir futbol programı vardır İngiliz televizyonlarında

“Bana bir masal anlat baba, içinde tüm sevdiklerim, içinde İstanbul olsun!”

Başlangıcı 1964 senesinin Ağustos ayına uzanan, yayınlandığı günden beri izleyenlere keyif veren, bugünlerde 50. yılını kutlayan enfes bir futbol programı vardır İngiliz televizyonlarında. Cumartesi akşamları saat 22.30’da BBC’de başlayan, o gün Premier Lig’de oynanmış tüm maçları özet halinde izleyicilerine sunan programın en büyük özelliği, ayrım gözetmeden tüm takımların maçlarına yer vermesidir. İngiltere’nin kuzeybatısında yer alan Manchester şehrinin ‘Salford Key’ bölgesinde yer alan ‘MediaCityUK’den yayınlanan programı, günümüzde bir zamanların efsane futbolcusu Garry Lineker sunmakta; Ada futbolunda geçmiş yıllarda nam salmış, Premier Lig gol rekorunu halen elinde bulunduran Alan Shearer, Liverpool’un unutulmaz kaptanı Alan Hansen ve unutulmaz savunma oyuncusu Mark Lawrenson maçları yorumlamaktadır.

Her maçın önemli anlarını on dakika gibi bir sürede gösteren programı kaçıranlar, ertesi gün sabahın erken saatlerinde yeniden izleme fırsatı bulur. Her takıma eşit yaklaşan, büyük küçük ayrımı yapmayan programın açılış müziği, 1970 senesinde Barry Stoller tarafından yazılmış, zamanla yalnız o programı değil, futbolu hatırlatmasıyla marka haline gelmiş. Geçmiş senelerde Kenneth Wolstenholme, David Coleman, Barry Davies, John Motson, Jimmy Hill, Des Lynam gibi futbolla özdeşleşmiş ustaların sunduğu program 70’li senelerin başından itibaren milyonlarca izleyiciye ulaşmış, günümüzde futbolseverin vazgeçilmezi durumunda. Zaman zaman geçmişte yeşil sahalarda adlarını duyurmuş eski yıldızları ağırlayan programın konukları izleyenlere keyifli dakikalar yaşatır. Kimi zaman küme düşmüş takımın minik taraftarlarının gözyaşları düşer ekranlara, kimi zaman deplasman tribünlerinin neşeli halleri. Yeri gelmişken, o programların birinde, bir West Ham maçında görmüştüm. Evinde oynayan Doğu Londra takımı son haftalarda kötü gidiyordu. O maçta da golü kalesinde görünce, ev sahibi tribünlerde açılmıştı o pankart: “O kadar sevinmeyin, siz özel değilsiniz. Bizi herkes yeniyor!” Futbol yaratıcı tribünlerle daha güzel vesselam.
• • •
Maç özetlerini yayınlama hakkını 2009 senesinde 171 Milyon Sterlin ödeyerek 2013’e kadar elinde bulunduran BBC, 2012 senesinde üç seneliğine 179,7 milyon Sterlin ödeyerek uzattı. BBC’nin spordan sorumlu direktörü Barbara Slater’a göre efsane futbol programı 50. doğum gününü doğup büyüdüğü yerde kutlamalı…
O programın bitiminde başlayan, Manish Bhasin’in sunuculuğunu yaptığı ‘The Football League Show’ o gün Premier Lig’in alt liglerinde oynanan maçların gollerini ve önemli anlarını izleyicilerle paylaşır. 8 Ağustos 2009 tarihinde yayın hayatına başlayan program yaklaşık 75 dakika sürer…
• • •
Ve futbolun doğup büyüdüğü topraklarda “Match Of the Day”in yayınlandığı saatlerde, uzaklarda her daim üç takımın tartışıldığı ‘futbolsuz’ futbol programları düşer ekranlara. Başkalaştırılmış futbolun başkalaştırılmış programlarıyla teselli bulur futbolsever. Gece yarılarına kadar bir mahalle kahvesi atmosferinde, topu ve yeşil sahayı görmeden futbolun kişiler üzerinden konuşulduğu, kandırılmış futbol nesillerinin sadece üç takımın masallarıyla büyütüldüğü, ezelden bozuk düzenin aynası beter futbol programları bizim futbolumuzu anlatır. Ülke futbolunda aslolan İstanbul masalıdır zira. Her koşulda güçlünün yanında yer alan, zaman içinde kendi kahramanlarını yaratmış futbol medyası, ülke futbolunun kronikleşmiş, tedavisi mümkün olmayan hastalığıdır oysa.

Gelir geçer yazlar… Zaman dediğin nedir ki! Güze doğru başlar futbol sezonu, haliyle televizyon kanallarında aynı format beter futbol programları. Oyalanır taraftar pahalı transferlerle, toz duman derbilerle, şampiyonluklarla, kupalarla, formalara takılan yıldızlarla. Avrupa’nın en büyük altıncı ligine sahip olduğumuza inandırırlar; tıpkı madencinin fıtratında kaza ve ölüm olduğuna inandırdıkları gibi. Geçenlerde, tam da ülke futbolunun dibe vurduğu, kulüplerimizin şike nedeniyle Avrupa Kupalarına alınmadıkları zamanlarda TFF Başkanı çalışmalarının meyvesini topladıklarını söylememiş miydi?
Oysa konuşulmayanlar, görünmeyenler, futbolun sessiz bir kıyısında kalıp olup bitene uzaktan bakanlar, ‘kadrajın dışında’ kalmışlar belirler ülke futbolun kaderini. Çünkü daha çoklar onlar. Tribünlerde sayıca az olsalar bile, daha çoklar. Maç günleri tribünleri dolmayan bir coğrafyanın futbolunun ilerlemesi asla mümkün değildir oysa. Ülkenin hemen her yerinde, maç günleri kıraathaneler dolarken boş kalan tribünler anlatır bizim yazık hikâyemizi. Ve ülke futbolunda rekabeti yaratması gerekenler tartışılmadıkça mesafe açılır, açıldıkça da yalnızlaşır diğerleri. Yalnızlaşmakla da kalmaz, zavallılaşır, figüranlaşır. Hep birlikte izlemedik mi şike davası süresince el pençe divan huzurda duruşlarını…

Alın işte, kaçınız biliyorsunuz 32 sene aradan sonra küme düşmüş, şimdilerde 2. Lig’de, mahalle aralarında futbola tutunmaya çalışan başkentin sarı lacivertli takımının neden bu durumlara geldiğini? Ah Ankaragücü! Ama kimin umurunda? Kaç futbol programında küme düşenlerin, bir zamanlar ülke futbolunun en üstünde mücadele ederken zamana ve paraya yenik düşmüşlerin hikâyesi anlatılır? Ve Kocaelispor, Sakaryaspor, Göztepe, Altay, Vefa, Adana Demirspor, Adanaspor, Şekerspor, Hacettepe, Diyarbakırspor... Kaçınızın umurunda onların hikâyesi? Ülkenin üçüncü büyük şehri İzmir’in, ülkenin en üst liginde tek takımın bile olmayışı kimin umrunda! Ben söyleyeyim, sizin futbol programı sandığınız şeyler yalan bir masal aslında. Yaratılan adaletsiz düzen ülke futbolunun laneti. Her şey gazetelerini daha çok satmak, yayıncı kuruluşun saadetine saadet katmak adına…

Passolig garabetini de hatırlayalım yeri gelmişken, ligin başlamasına az kala 220 bin satabilmişler. G.Saray 41, Beşiktaş 40 bin satarken Anadolu takımların satışları ülke futbolunun aynası. Geçtiğimiz sezon küme düşmüş Antalyaspor’un sattığı kombine 14... Samsunspor Başkanı Emin Kar’ın Samsunsporum.net sitesinde yaptığı açıklamaya göre 60 adet kombine satabilmiş kırmızı beyazlılar. 200 milyon dolarlık yatırım yapılan Passolig için sadece tanıtıma 30 milyon dolar harcandığını hatırlatalım. Dağ fare doğurdu tanımı uygun düşer bu duruma…
• • •
Çok eskide kalmış zamanlarda, Tansu Polatkan’ın sunduğu TRT’de yayınlanan ‘Spor Stüdyosu’ adında bir program vardı. Ligin en üst sırasında yer alan takımdan başlayarak maç görüntülerinin yayınlandığı programda futbol konuşulur, tartışılırdı. Şimdi o program bile yok artık televizyon kanallarında. Daha çok futbol programı var belki ama varsa yoksa bana bir masal anlat baba, içinde tüm sevdiklerim, içinde yedi tepeli şehir olsun. O yüzden ülke futbolunu değiştirmek, yeniden yapılandırmak isteyenlere naçizane önerim önce spor medyasından başlamalarıdır. Ve kim bilir ‘Match Of The Day’i izlemek bile iyi bir başlangıç olabilir.