May ‘Baskın Seçim’de ava giderken avlandı
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Brexit’i savunan May, Brexit karşıtı İrlanda Demokratik Birlik Partisi (DUP) ile koalisyon pazarlığı yapıyor. Seçimin galibi ise kuşkusuz İşçi Parti lideri Corbyn oldu.Hem oylarını arttırdı hem de partisindeki karşıtlarına oranla üstünlük sağladı

Birkaç hafta öncesine kadar anketlerde hem de kolay kapanamayacağı iddia edilen bir farkla İşçi Partisi’nin önünde gösterilen Muhafazakar Parti’nin “erken seçim” fırsatçılığı ters tepti. Muhafazakar Partili Başbakan Teresa May, İşçi Partisi lideri Jermy Corbyn’nin toplumda “popüler” olmadığına kendini inandırması sonucu elini daha da güçlendireceğini düşündüğü baskın seçim sonucu mecliste tek başına hükümet kuracak rakama ulaşamadı.

Genel seçimlere daha üç yıl varken May’in erken seçim kararı almasının nedeni 29 Mart’ta resmi olarak başlattığı Brexit sürecini “daha iyi” yürütebilmek amacıyla parlamentonun kesin desteğini almak. Bu mecliste muhalefetin milletvekili sayısını azaltmak, kendi partisi içindeki kontrolünü güçlendirmek demek (çünkü seçimle gelmemişti başbakanlığa). Amaç buydu ama Teresa May, oynadığı “müthiş kumarı” seçimden birinci parti olarak çıksa da hezimetle bitirdi. İşçi Partisi’nin milletvekili sayısını azaltayım derken kendisi sandalye kaybetti.

AB karşıtı May AB yanlısı DUP ile

May, Brexit konusunda “şahin” pozisyonda. AB ile ne kadar bağ varsa kopmasından yana. Parlamentoda, AB ülkeleri içinde yaşayan Britanya vatandaşlarının haklarını koruma, pazar ortaklığının devamını getirecek alternatifler yaratma peşinde olan İşçi Partisi ile Liberal Demokratlar gibi “ılımlı Brexitçi”lerin, Muhafazakar Parti içindeki Brexit karşıtı milletvekilleriyle ittifak yapma tehlikesini hep duydu Teresa May. Erken seçimden güçlü çıkması durumunda “Brexit stratejisi”ni daha rahat yaşama geçirebilecekti.

Şimdi ise çok garip bir durumla karşı karşıya. İktidarını korumak için koalisyon pazarlıkları yapmaya hazırlandığı İrlanda’daki Demokratik Birlik Partisi (DBP) İrlanda’nın AB’de kalmasından yana olduğunu açıklamış, seçmenlerini de 2016 referandumunda bu yönde oy kullanmaya çağırmış bir parti. Seçimlerden 10 milletvekili ile çıkan DBP koalisyon pazarlığında AB’yle ilişkili olarak neler önerecek, merak konusu.

Katılım yüksekti

Seçime katılım oranının yüzde 70’e yaklaşması, sandığa gitmekte isteksiz olan Britanya seçmeninin Brexit sonuçlarından sonra bu tutumunu değiştirdiğini göstergesi olarak okunmalı. Katılımın yüksekliği, Brexit kampanyasının başlatıcısı, yabancı düşmanı, sağcı UKIP’nin (Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi) parlamento dışı kalmasına yol açtı. Parlamentoya tek bir temsilci biler yollayamayan partinin lideri Paul Nuttal bu nedenle istifasını verdi.

Derin bölünmüşlük

İngiltere, herkes kabul ediyor ki, 2014’de İskoçya’nın Bağımsızlığı ile geçen yıl yapılan AB’den çıkış referandumuyla ciddi olarak hem de derinden bir bölünme yaşadı. Özellikle AB’den çıkma kararıyla sonuçlanan referandum sonrası bu bölünme etkisini daha fazla gösterdi. 8 Haziran seçimlerinde Muhafazakar Parti’nin sandalye kaybetmesi, seçmenin Brexit’e karşıtlığının da ifadesi. İki referandum, üzerine bir de erken genel seçim seçmeni bir hayli yorduğu gibi bunun ekonomiye yükü de seçmenin tercihinde rol oynadı.

Neden kaybetti?

1-Teresa May, anketlerde önde gösterilmesine rağmen başarısız bir görüntü çizdi. Evde bakıma muhtaç yaşlılara para yardımını kısıtlaması yüzünden evini satmak durumunda kalan çok sayıda vatandaş arasında Muhafazakar seçmenler de var.

2-Manchester ile Londra’da çok sayıda can kaybına yol açan saldırılar yüzünden de çok eleştirildi May. İçişleri Bakanlığı döneminde polisin bütçesini kesmesi bu eleştirilerin başında geliyor.

3-Basit gibi gelebilir ama hiç de öyle değil, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’nin davetine rağmen televizyonda “liderler tartışması”na katılmaması da seçmen üzerinde etkili oldu.

4-Erken seçimi kendisi istemesine rağmen Teresa May’in seçim manifestosunda somut hiçbir öneri getirmemesi de bir başka etken. Seçmen “belirsizlik” içeren son derece “berbat” manifestoya güvenmedi.

Seçimin asıl galibi Jermy Corbyn. Çünkü partisinin oylarını cidden çok arttırdı, bununla da kalmayıp partisi içinde kendisini devirmeye hazır “üçüncü yolcu” sağcı unsurların kendisine yönelik “liderlikte yetersiz” argümanını çürüttü.