alpertasbeyoglu

May’in tarihi yenilgisi

Başbakan Theresa May Aralık ayında ertelenen ve uzun süredir beklenen Brexit oylamasından ağır bir yenilgi ile ayrıldı. 634 milletvekilinin 432’sinin oyuyla reddedilen AB’den çıkış anlaşması tasarısı İngiltere parlamentosunda yüzyılın en büyük yenilgisi olarak tarihe geçti. Kimse bu düzeyde bir hezimet beklemiyordu. May’in oylamayı kaybedeceği kesindi ancak farkın 80 ila 120 arasında ‘makul’ bir düzeyde kalacağı tahmin ediliyordu. Farkın 230 olması hem Brexit’i, hem hükümeti ve hem de parlamentoyu çıkmaz sokağın dibine itmesine karşın istifa baskılarına daha önce boyun eğmeyen May bu kez de istifa etmeyeceğini net olarak ifade etti.

Salı gecesi yapılan oylama sonrası tekrar toplanan parlamentoda May kuyruğu dik tutmaya çalıştı. Jeremy Corby hükümetin büyük bir başarısızlığa uğradığını ve yetersizliğini ispat ettiğini belirttikten sonra ya taktik gereği ya da oylama sonucunun gazıyla Çarşamba günü yapılmak üzere hükümete karşı güven oylaması istedi.

Ardarda gelen bu sonuç ve manevranın ardından heyecan bir anda yükseldi ancak kısa sürede alevler biraz yatıştı. Şimdi ne olacak sorusu muhtemelen bir kaç gün daha en önemli soru olmaya devam edecek.

Corbyn güçlü çıktı

Hatırlanacağı üzere Theresa May daha bir kaç hafta önce kendi partisinin muhalifleri tarafından güven oylamasına tabi tutulmuş ve o oylamayı kazanmıştı. İşçi Partisi lideri Corbyn’in güven oyu çağrısı karşısında da May güçlü çıktı.

Muhafazakar Parti içindeki muhaliflerin önemli bir kısmı Brexit taraftarı ve bunların bir ortak noktası ise Corbyn’e kayıtsız şartsız karşı olmaları. Dışişleri eski bakanı ve Brexitçilerin liderlerinden Boris Johnson tasarı oylamasının hemen ardından yaptığı açıklamada Corbyn hükümetini asla istemediğini belirterek güven oylamasında May lehinde oy kullanma sinyalini zaten vermişti.

İkinci referandum kapıda

May’in azınlık hükümetini dışardan destekleyen Kuzey İrlanda’nın muhafazakar partisi, Demokratik Birlik Partisi de Johnson gibi, oylamadan hemen sonra hükümetin değişmesini istemediklerini belirttiler. Brexitçi Muhafazakarlar bir anlaşma olsa iyi olur demekle birlikte anlşama olmadan da çıkılabilir diye düşünüyor. Ancak Parlamentonun en geniş olarak uzlaştığı nokta bu anlaşma olmadan çıkma olasılığı.

Güven oylaması konusunda gittikçe deneyim kazanan Theresa May’in seçenekleri daraldı. May AB ile yeniden müzakere edebilir ki bu seçenek AB tarafından Salı akşamı itibariyle reddedildi; alternatif olarak yeni bir anlaşma önerisi geliştirebilir; ikinci bir referanduma gidebilir; 31 Mart’ta sonuçlanması beklenen AB’den çıkış sürecini ertelemeyi deneyebilir.

Fotoğraf: İHA

İşçi Partisi anahtar noktada

Kıvraklık konusunda da May’in eline su dökecek az siyasetçi bulunur. Hatırlayacak olursak, May referandum sırasında AB üyeliğinden çıkmaya karşıydı. İhale ona kalınca Brexitçi oldu. Dolayısıyla şimdi daha sert bir manevra ile İşçi Partisi’ni memnun etme yoluna gidebilir.

Kim ne derse desin İşçi Partisi bu pat durumunu çözebilecek anahtar parti. İşçi Partisi öncelikli olarak Gümrük Birliği odaklı bir çözümden yana. Gümrük Birliği ise May’in şimdiye dek ‘ölümü çiğnemeden’ geçemez dediği bir öneri. Ayrıca İşçi Partisi’nin de içindeki kalabalık AB’den çıkmaya karşı olan muhalefeti unutmamak gerek. İşçi Partisi’nde önemli sayıda milletvekili de ikinci referandum yapılmasından yana.

İşçi Partisi Gümrük Birliği derken bunu müzakerelere bağlıyor ve kesin karşı olduğu bir konu ‘serbest nüfus dolaşımı’ yani AB’den göç. Zurnanın zırt dediği yer de burası. Çünkü AB’nin serbest dolaşım olmadan bir Gümrük Birliği anlaşması yapması zor. Diğer mesele ise İşçi Partisi’nin şart olarak koştuğu AB ile olası bir anlaşmanın “şu an var olan çıkarları ve koşulları” koruması gerektiği. Tahmin edersiniz ki şu anki çıkarları ve koşulları koruma şartını karşılayan tek formül AB’den çıkmamak.

Kuzey İrlanda sınır meselesi

Daha önce BirGün’deki köşe yazılarımda belirtiğim gibi Brexit meselesinin en önemli görünen meselesi Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır meselesi. Herkesin anlaştığı kural iki ülke arasında sınır olmayacağı. Birleşik Krallık açısından Kuzey İrlanda ve İngiltere arasında da bir sınır olamaz. Yani herhangi bir anlşama için tüm partilerin ve tarafların kırmızı çizgisi bu sınırlar meselesi. Ancak insanların, paranın ve malların serbest dolaşımını kabul etmeyerek AB’den çıkınca da AB ile Britanya arasında bir sınır olması gerekiyor.

Bu sınırlarla oynamama koşulunu sağlayabilecek sadece iki seçenek var: Gümrük Birliği anlaşması ya da AB’den çıkmamak.

Benim kanaatim ve muhtemelen son aylarda kamuoyunda da giderek güçlenen algı bu iki olasılık üzerine yeni bir referandum yapılması. Erken genel seçim zayıf bir olasılık ve şu anki uzlaşmazlık durumunu çözebilecek gibi görünmüyor.

Bu parlamento düğümü çözebilir mi?

İktidarın bu oylama ve güven oyu ile iyice zayıfladığı ortada. Bu durumda bir üçüncü olasılık parlamentonun partiler üstü bir komite oluşturarak, daha uzun bir süreç içerisinde seri oylamalarla parlamento çoğunluğunun üzerinde uzlaşacağı bir AB’den çıkış anlaşması oluşturma yoluna gitmesi. Hukuki olarak bu mümkün ancak bu şimdilik zayıf bir olasılık.

Kamuoyu yoklamalarını dikkate alırsak ikinci bir referandumda AB üyeliğinin devamından yana olanların yüzde 60 dolaylarına çıkmış olduğunu görüyoruz. May’in aniden ikinci referandum önerisiyle karşımıza çıkması çok zayıf bir olasılık. Başbakanı kurtaracak tek yol İşçi Partisi’nin bir kısmını da mutlu edecek bir Gümrük Birliği önerisi ile gelmek ya da bayrağı parlamentoya devretmek. Aksi takdirde Brexit bu parlamentonun çözebileceği bir mesele olmaktan çıkmış olacak.

BİZİ TAKİP EDİN

359,909BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,766TakipçiTakip Et
7,819AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL