Mehmet Ali Aydınlar’a açık mektup
ERAY ÖZER ERAY ÖZER
Sayın Başkan, Çok sevdiğim bir sinemacı hayatı filme benzetir.
Sayın Başkan,

Çok sevdiğim bir sinemacı hayatı filme benzetir. Çok klişe değil mi? Değil. Bu sinemacı ¨Evet, hayat bir film gibidir. Karelerin toplamından oluşur¨ der ama herkesten farklı olarak şu yorumu ekler: ¨Tıpkı bir film gibi hayatta da kareler birbirinden bağımsız karelerdir. Aslında hiçbir kare bir sonrakini belirlemez. Siz sadece kareleri peşpeşe oynattığınızda ortada bir öykü olduğu yanılgısına kapılırsınız. Bir tür ilüzyondur oysa bu.¨

Ne kadar doğru değil mi sayın başkan? Örneğin sizin hayatınızdan çok değil bundan üç ay önce bir kare alsak, bin tane falcıya göstersek bugünün karesini tahmin edemezdi değil mi? Fenerbahçe başkanı olmayı açık açık isteyen ve bu yolda iyi bir basamak olarak gördüğü federasyon başkanlığını kabul eden Mehmet Ali Aydınlar’dan ¨Bütün bunların yaşanacağını bilsem kesinlikle başkan olmak istemezdim¨ diyen ve Fenerbahçe başkanlığı kapısı muhtemelen ilelebet yüzüne kapanan Mehmet Ali Aydınlar’a.

Olsun. Futbol hayatın en anlamlı  uğraşısı değil sayın başkan. Hiçbir insanın yaşamaması gereken bu dünyanın en büyük acısını yaşamış ve ayakta kalabilmiş sizin gibi birisi, kendisini şu son günlerde yaşadığımız türden üzüntüler karşısında çok güçlü hissediyor olmalı. Bunlar da elbet geçer ve futbol yeniden neşe içerisinde oynanmaya devam eder.

Geçer elbet sayın başkan ama şu sıkıntılı günleri biraz basiret göstererek, biraz hamasetin dışına çıkarak başka türlü atlatabilirdik. Siz federasyon olarak bir karar almayı başarabilseydiniz biz bu ülkenin futbolseverleri olarak daha huzurlu sabahlara uyanıyor olacaktık.

Yanlış anlamayın! Fenerbahçe’yi zamanında küme düşürüp, Avrupa’ya yollamaktan vazgeçmenizin doğru olduğunu filan ima etmeye çalışmıyorum. Doğrunun ne olduğunu o belgeleri gören sizler bilirsiniz pek tabii ki...

Ben karar almaktan bahsediyorum. Kulağının üstüne yatmamaktan bahsediyorum. Bazen savaşmamak savaşmaktan çok daha cesur bir karardır. Yaklaşık 30 yıldır içinde olduğu savaşın adını koyamayan, savaş demekten korktuğu bu savaşta her gün bir güzel çocuğun cenazesini gömen bu memleketin çocukları olarak savaşmamanın da nasıl cesur bir karar olduğunu en iyi biz biliriz, öyle değil mi sayın başkan?

Ama siz karar alamadınız. Hiçbir karar alamadınız. Sizden gerek özgüven gerekse iktidar anlamında daha güçlü birilerinin bir kararı size dikte etmesine maruz kaldınız. Orada bile sesinizi çıkaramadınız. Madem 15 Ağustos’ta 70 milyonun gözünün içine baka baka ¨Şu süreçte hiçbir karar almak doğru değildir¨ dediniz, aynısını UEFA’ya da söyleyecektiniz. Gerekirse Türkiye’nin tarihindeki en büyük cezayla karşılaşmasını göze alarak. Bir kurumun saygınlığı alınacak en büyük cezadan, yaşanabilecek en büyük maddi kayıptan daha önemlidir sayın başkan.

Bakın ne oldu, Fenerbahçe’yi küme düşürme kudretini kendinde bulamayan federasyonunuz şimdi kümede tutma kudretine de sahip olamıyor. 10 yaşından bu yana bir topun peşinde koşan çocuklar, başkanı olduğunuz kuruma hiçbir güven duymadıklarını kameralar önünde açık açık ifade ediyor. O çocuklar kurumunuzun temsil ettiği milli formayı giymek istemiyor. Nedeni basit: O çocuklar ne yazık ki artık size ve kurumunuza saygı duymuyor.

Benzer bir hatayı tekrar etmeye devam ediyorsunuz sayın başkan. Zaten bu yazının yazılma sebebi de bu! Beşiktaş’ın Avrupa’da yoluna nasıl devam edebildiğini siz de açıklayamıyorsunuz. ¨Kupayı iade ettikleri için UEFA hoşgörü gösterdi¨ türünden açıklamalar hiç inandırıcı değil.

Beşiktaş’ın teknik direktörü  ve bir üst düzey yöneticisi hapiste Mehmet Ali Bey. Bakın teknik direktör diyorum. Bir takıma ruhunu veren, en yakın kişi diyorum.

Bir yönetici şike yapmaya çalışırken başarılı olamayabilir, ama bir teknik direktör bunu isterse kimse engelleyemez.

Beşiktaş’la, benim takımımla ilgili bir karar almanızı bekliyorum. Sizden net talebim budur. Ya çıkın ¨Beşiktaş eldeki deliller ışığında hiçbir şekilde şikeyle suçlanamaz¨ deyin. Ya da bu deliller doğrultusunda şike kanaatinin sizde oluştuğunu ve takımımı Avrupa’ya gönderemeyeceğinizi söyleyin. Gerekirse küme düşürün.

Ama lütfen bir karar alın!

Çünkü, sayın başkan, ben ileride bir çocuğum olursa ona Beşiktaş’ın tarihini anlatmak istiyorum. Ve anlatırken şikeyle suçlandığımız, üstelik ne bedelini ödediğimiz ne de aklandığımız kirli bir yaprak olmasın istiyorum.

Avrupa’ya bir yıl gitmemeye, bir sezon Bank Asya’da oynamaya da razıyım. Yeter ki gelecekteki çocuğum karşısında kem küm etmeyeyim.

Sizden bir karar bekliyorum sayın başkan! Bu güzel oyunun hatrına bir karar!