Mera yoksa ot, ot yoksa ucuz et yok
29.07.2018 09:27 EKONOMİ
Bugün Türkiye’de hâlâ kırmızı et fiyatlarındaki önlenemeyen artışı ve yüksek girdi maliyetleri altında can çekişen hayvancılık politikalarını tartışıyorsak bu sorunların ucu meralara dayanmaktadır

Dr. NECDET ORAL
Ziraat Mühendisi

Hayvansal üretimin sorunlarının bir kısmı ülkemiz tarımının genel sorunlarından kaynaklanmaktadır. Sorunlar daha çok yetiştirme ve sağlıkla ilgili olmakla birlikte, önemli bir kısmı besleme ve yemlemeyle ilgilidir. Hayvanların beslenmesi ile ilgili sorunlara bakıldığında; öncelikle kaliteli kaba yem açığı sorunu öne çıkmaktadır. Kaba yem açığının başlıca nedenleri; çayır-mera alanlarının miktar ve kalitesindeki yetersizlik, yem bitkileri üretiminin yaygınlaşmaması, kurutma ve depolamadaki yanlışlıklar olarak sayılabilir.

Ülkemizin içinde bulunduğu kırmızı et krizinin temelinde meraların yok edilmesi yatmaktadır. Türkiye’de 1928’de çayır-mera alanı 46 milyon hektar olup, işlenen arazilerin 7 katıydı. Çayır mera varlığımız günümüzde 15 milyon hektarın altına düşmüş ve ekolojik denge bozulmuştur. Dünyada 3,4 milyar hektar mera alanı olduğu tahmin edilmektedir. Bunun yüzde 12’si Çin’de, yüzde 11’i Avustralya’da, yüzde 7’si ABD’de, yüzde 6’sı Brezilya’dadır. Türkiye dünya mera alanı sıralamasında 42. sırada yer almaktadır.

Meralar uzun yıllar boyunca hayvancılık için ucuz ve sürdürülebilir bir yem kaynağı olarak düşünülmüş; Türkiye’nin geniş çayır-meralara sahip olduğu varsayılmıştır. Bu değerlendirme, bulunulan coğrafyanın iklimsel koşullarına bağlı olarak kırılgan bir yapıda olan meraların niteliklerinde bozulmaya yol açmış, hayvancılık için son derece önemli olan kaba yemlerin yeterli ölçüde teminini güçleştirmiştir.

Mera alanları düşüyor...

Ülkemiz meralarında başlangıçta hayvan sayısı görece olarak az olduğundan aşırı otlatma sorun değildi. 1950’lerden sonra tarımda mekanizasyonun artmasıyla meralar yoğun bir şekilde sürülerek bitkisel üretim alanına dönüştürülmüş; bunun sonucunda 1950-1975 döneminde mera alanları yüzde 40 oranında düşmüştür. Buna karşılık aynı dönemde hayvan sayısı yaklaşık yüzde 70 artmıştır. Başka bir deyişle daha az alanda daha çok sayıda hayvan otlatılmıştır. Meralar o dönemden sonra aşırı ve kontrolsüz otlatma ve kuraklık nedeniyle daha fazla tahrip olmuştur.

mera-yoksa-ot-ot-yoksa-ucuz-et-yok-492965-1.

Meralar küçükbaş hayvanlar için uygun

Mera alanlarının azalması; bu alanların bitkisel üretime açılmasının yanı sıra, kontrolsüz ve bilinçsiz otlatmanın sonucudur. Mera alanlarının bölgelere göre ancak yüzde 15-50’sinde bitki örtüsünün yeterli olduğu tahmin edilmektedir. Bu durumda Türkiye’nin mera alanlarını değerlendirme açısından küçükbaş hayvancılıktan başka seçeneği kalmamaktadır.

Meraların bölgesel dağılımı

Türkiye’deki çayır-mera alanlarının yüzde 39’u Doğu Anadolu, yüzde 34’ü İç Anadolu ve yüzde 10’u Karadeniz Bölgelerinde yer almakta olup; bu üç bölgenin pay yüzde 83’e ulaşmaktadır.

Meralarda dekara kuru ot verimi 80 kg

Meraların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve hayvan sayısındaki artış, daha küçük alanda daha fazla hayvan stoklanmasına yol açmıştır. Aşırı otlatma ve otlatma süresinin uzaması, meralardaki yüksek kaliteli bitki türlerinin sayısında azalmalara yol açmış; sonuçta ortak mera alanlarının otlatma kapasitesi dramatik bir şekilde azalmıştır.

Uzun yıllardır süren erken, aşırı otlatma ve gerekli bakım işlemlerinin uygulanmaması sonucunda meraların vejetasyonu yüzde 92 oranında yok edilmiş, yıllık kuru ot verimleri 45-100 kg/dekara kadar düşmüştür.

mera-yoksa-ot-ot-yoksa-ucuz-et-yok-492966-1.

Hayvancılıkta dışa bağımlılığı artırıyor

Hayvansal üretimin en önemli girdilerinin başında yem gelmektedir. Girdi maliyetlerinde yemin payı üretim biçimine göre değişmektedir. Örneğin süt sığırcılığında yüzde 60; sığır besisinde yüzde 40 dolayındadır.

Hayvancılığın geliştiği ülkelerde mera alanları hem çok iyi korunmakta hem de çok verimli kullanılmaktadır. Yalnız hayvanların beslenmesi ve yem bitkisi üretimi için değil, doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir tarımsal üretim için meralara önem verilmektedir.

Hayvan yeminin İrlanda’da yüzde 97’si, İngiltere’de yüzde 83’ü, Fransa’da yüzde 71’i, Hollanda’da ise yüzde 54’ü meralardan karşılanmaktadır.

Türkiye’ye önemli düzeyde sığır, koyun ve sığır eti satan ülkelerin mera varlıklarının nüfusları ile karşılaştırıldığında oransal olarak geniş çayır mera alanlarına sahip oldukları görülmektedir.

Türkiye’ye Canlı Hayvan ve Kırmızı Et İhraç Eden Başlıca Ülkelerde Mera Alanları

Bugün Türkiye’de hâlâ kırmızı et fiyatlarındaki önlenemeyen artışı ve yüksek girdi maliyetleri altında can çekişen hayvancılık politikalarını tartışıyorsak bu sorunların ucu meralara dayanmaktadır.

Türkiye bir yandan meralarını sanayiye, turizme, toplu konuta tahsis ederken öte yandan milyarlarca dolarlık yem hammaddesi ithal etmektedir. Örneğin 2016 yılında 8,8 milyon tonluk, 3 milyar dolar değerinde yem hammaddesi ithalatı gerçekleştirilmiştir.

Meralar yağmalanacak... Ülkemizde özellikle son yıllarda, mera denildiğinde yağmalanacak, rant elde edilecek alanlar akla gelmekte olup; meralar devletin malı olduğu için, “devlet malı deniz, yemeyen domuz” misali, herkesin hedefindeki alanlardır. Hem kamu kurumları, yerel yönetimler hem de özel sektör yeni bir yatırım yapacağı zaman gözü mera alanlarındadır.

Yasal düzenlemelerle meralar ranta açıldı

Tarım ve hayvancılık önemsenmeyince ve mera alanlarına bakış açısı rant eksenli olunca, yapılan yasal düzenlemeler de buna uygun olmaktadır.

1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu’nun “Tahsis Amacının Değiştirilmesi” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre “Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz”. Bu nedenle üzerinde en fazla değişiklik yapılan da 14. madde olmuştur.

Kanun metninin ilk halinde tahsis amacı değişikliği; maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan, turizm yatırımları için zaruri olan, kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan, imar planlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması, milli park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan yerler ile sınırlı idi.

8 Haziran 2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5178 sayılı Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3. maddesi ile Mera Kanunu’nun 14. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme ile köyün ortak ihtiyaçlarında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan, ülke güvenliği ve olağanüstü hâl durumlarında ihtiyaç duyulan, doğal afet bölgelerinde yerleşim yeri için ihtiyaç duyulan yerler için de meraların tahsis amacının değiştirilebileceği belirtilmiştir.

Söz konusu sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 20 yıllık ot geliri karşılığında meraların tahsis amacının değiştirilebileceği belirtilmiştir.

2008 tarihli ve 5751 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile Mera Kanunu’nun 14. maddesine, elektrik faaliyetleri için ihtiyaç duyulan yerler ile jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan mera arazilerinin de tahsis amacının değiştirilebileceği istisnaları eklenmiştir.

2008 tarihli ve 5784 sayılı Kanun ile tahsis değişikliği istisnası genişletilmeye devam edilmiş ve petrol iletim faaliyetleri ile elektrik ve doğalgaz piyasası faaliyetleri için gerekli bulunan yerler de meraların tahsis amacı değişiklikleri içine dahil edilmiştir.

Hükümetlerin çok sıklıkla başvurduğu KHK’lar ile de meraların amaç dışı kullanılması yönünde yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bunun en somut örneklerinden biri, 17 Ağustos 2011 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan KHK’dır. Bu KHK ile İmar Kanunu’nun 27. maddesi değiştirilerek “Köy yerleşik alan sınırı içerisinde 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz” hükmü getirilmiştir. Böylelikle köy sınırları içerisindeki alanlara konut ve turistik tesislerin kurulmasına izin verilmiş oldu.

Aynı KHK ile İmar Kanunu’na bir “Ek Madde” eklendi: “Mera, yaylak ve kışlakların geleneksel kullanım amacıyla geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen kısımlarından kamu hizmetleri için gerekli olanların dışındakiler, talep sahiplerine bedeli karşılığında 29 yıla kadar tahsis edilebilecektir. Mera, yaylak ve kışlakların turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımları, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde kullanılmak ve değerlendirilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilebilecektir.” Meraları tamamen amacı dışında kullanıma açan bu düzenleme ile mera alanları imara açılmış oldu.

Yirmi yıllık ot bedelini öde, merayı imara aç

Mera Kanunu’nda yapılan değişikliklere paralel olarak Mera Yönetmeliği, özellikle de Yönetmeliğin Tahsis Amacının Değiştirilmesini düzenleyen 8. maddesi çok sıklıkla değiştirildi.

Sonuç

»Sürdürülebilir bir yaşam için doğal varlıkların ve ekosistemlerin korunması gerekmektedir. Mevcut doğal varlıklarımızın sürdürülebilir olması, bu alanların ıslah edilmesi ve korunmasıyla mümkündür.

»Hayvancılıkta dışa bağımlılıktan kurtulmak isteniyorsa öncelikle Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesi gözden geçirilerek tahsis amacı değişikliğini kolaylaştıran düzenlemeler yürürlükten kaldırılmalı, tahsis amacı değişikliği daha zor hale getirilmelidir.

»Mera ve otlaklardan daha etkin bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak mera ıslahı, otlatma planlanması, kapasite belirlemesi gibi uygulamaların yürütülmesi ve yaygınlaştırılması gibi konularda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

»Meralar ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına asla izin verilmemeli; bu alanlar hiçbir gerekçe ile yapılaşmaya açılmamalıdır.