Mesele IŞİD değil, hâlâ anlamıyor musunuz?
KADİR CANGIZBAY KADİR CANGIZBAY

Mesele, ‘reis’ten ‘halife-sultan’ çıkartmak; ‘başkan’ adı altında.

Erdoğan, erken seçim istiyor, en azından AKP tek başına hükümet kurabilsin diye. Bunun için ise, HDP’nin baraj altında kalması şart.

Baraj, alçakça, gayri-adil, anti-demokratik, bölücü, silaha baş vurdurtucu, dolayısıyla canice, edepsizce, hırsızca; sonuçta, faşist darbenin ürünü. Baraja sarılanlar, barajı savunanlar, koşullarını daha da ağırlaştıranlar (partilere hazine yardımına teşmil ederek), tam tamına darbeci dölü: Nesepleri fevkelade sahih; ama siyaseten gayri-meşru; ebeleri ise resmen MESS’e kayıtlı, ancak fiilen merdiven altı simsarı Turgut Özal: AKP, korsan kapitalizminin siyasal iktidarıdır.

Erdoğan ve şürekâsı barajlı bir seçim üzerinden oyunlarını kurmaktadırlar. Oysa, baraj mutlaka ve de tümden kaldırılmalıdır; buna karşı çıkanlar da alçağın en alçağı, küstahın en küstahı, zorbanın en zorbasıdırlar: Ulan, sen kim oluyorsun da benim eşit seçme-seçilme hakkımı elimden alıyorsun, ikiyüzlü ödlek !..

Mevcut koşullarda, barajın kaldırılmayacağı, ama HDP’nin de barajın altında kalmayacağı açıktır. Öyleyse HDP’yi itibarsızlaştırmak, AK Parti diye anılması bile gayri-meşru (‘kısa isim’ diye bir şey olmayıp, ismin kısaltması vardır ve de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yegâne meşru kısaltması, içerdiği sözcüklerin baş harfleri temelinde A.K.P./AKP’dir) partiyi en az 376 milletvekiline sahip kılmak gerekmektedir. Bunun için her şeyi yapmışlardır 7 Haziran öncesinde: HDP stant, büro, bina, basın açıklaması, toplantı, gösteri, yürüyüş ve mitinglerine 170’e yakın saldırı olmuş; minibüs şoförleri canlı canlı yakılmak istenirken, otobüs şoförleri 30 kurşun ve işkenceyle öldürülmüş, Adana ve Mersin’den sonra Diyarbakır’da da bombalı saldırıyla kendilerine katliam uygulanmak istenmiş ve bu süreçte tek bir saldırgan tutuklanmamıştır; ki, taban ayağa kalkıp sokağa dökülsün ve de Erdoğan canileri kahraman, gözü çıkartılıp canı alınan insanları ‘terörist’ ilan edebilsin.

HDP liderliği ama esas olarak da kitlesi bu canice oyuna gelmemiştir. Son Suruç Katliamı, işte bu oyunun devamıdır. Ceylanpınar ve Diyarbakır’daki polis cinayetlerini ele alırken de, PKK’li kisvesi altında Serap kızı kimlerin yaktığını, bunların başındakinin de “göndeririz Suriye’ye iki adam, attırtırız onlara dört füze” diyen pek şerefli ve pek zeki bir Erdoğan elemanı olduğunu hatırlamak gerekir.

Önceki gün Kilis’te öldürülen astsubayın eski meslektaşının ‘savaşa gerekçe bulma’ teorisi doğrultusunda öldürülüp öldürülmediğini tam olarak bilmiyoruz; ama, Davutoğlu’nun öfkeli çocuklar olarak akladığı caniler tarafından kaçırılıp sonra serbest bırakılan Özgür astsubayın, ‘ordunun itibarına zarar vermek’ten suçlu görülerek ihraç edildiğini biliyoruz, Roboski’de çoğu çocuk kendi insanlarını kitle hâlinde başarılı bir biçimde bombalayıp paramparça etmesi, kendi evlatları da pek kahraman zamanın başbakanı tarafından da takdir edilip tebrike layık görülen pek kahraman TSK tarafından.

Karşımızdakiler, Reyhanlı’da 53 ‘Sünni vatandaş’larının öldürülmesi üzerine, birkaç gün sonra Amerika’da Obama’yla görüşmeye gidecek Erdoğan’ın ‘eli güçlendi’ diye ellerini ovuşturan hainlerdir; işte bu yüzden de kendimize ve sevdiklerimize mukayyet olup, bu canilere karşı güvenlik önlemlerini kendimiz alalım.

Bunlar haindir; ama, kendilerinden ‘vatan haini’ bile olmaz; zira, bunlar kafalarında vatan kavramı, kalplerinde de vatan sevgisi bulunmayıp, gözlerinin hep başkalarının vatanında ve/veya etek boylarında olmasını fetih/cihat gibi kelimeler arkasında kutsallaştırma peşindeki yağmacı/talancı/tecavüzcü ve de kuduruk hayvan-altı yaratıklardan başka bir şey değillerdir.

Hâlâ anlamayan varsa tekrarlayalım: Erdoğan, erken seçime, ancak PKK’nin şahsında HDP’nin itibarsızlaştırıldığı, aktif unsurları içeri atılırken tabanının da ürkütüldüğü bir olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ortamında gitmek istemekte ve bu yolda bu güne kadarki tiyatrolar yetmezse, kendi çocuklarına suikast düzenletmeyi bile düşünebilecek bir gözü karalık içinde bulunmaktadır diye düşünüyoruz.