Milli irade seçimi değil, koalisyonu zorluyor
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

“Milli irade” nedir? Anayasa hukuku ve siyaset bilimi öğretisinde çok tartışmalı olan bu kavram, seçim ve sonuçları açısından şöyle somutlaştırılabilir: Teker teker oy hakkını kullanan seçmenlerin oylarının toplam olarak görünümü ve siyasal gruplara dağılımı.

Milli irade yerine, daha çok “genel irade, genel oy, seçmen iradesi” gibi kavramlar kullanılmakta hukuk ve siyaset biliminde. Ama bizde özellikle TBMM’de sayısal çoğunluk sahibi politikacılar, “milli irade” deyimini tercih eder. AK Parti, bunun en uç örneği olup, bir tür “milli irade fetişizmi” yaptı. Bu nedenle, 7 Haziran’da ortaya çıkan sonucun gereğini yapma, AKP için anayasal yükümlülük yanı sıra, bir ahlâki ödev ve kendi kendine tutarlılık testi.

Kısaca, “milli iradeye saygı”, sandıktan çıkan sonucun gereğinin yapılmasıdır.

CB iradesi mi, millet iradesi mi?
Cumhurbaşkanı (CB), seçim kampanyası sırasında, kendisinin ve hukuken eski partisinin bütün yaptıklarını anlattı; geleceğe yönelik iddialı projelerini açıkladı. (Hatta, bu konuda, eski partisi ve Başbakan ile paralel bir kampanya yürüttü). Ama seçimden % 11’lik bir kayıpla çıktı.

Bunun anlamı şu: “AK Parti, Türkiye’yi artık tek başına yönetemezsin!” İşte, millȋ irade bu, gerçeklik zemininde.

Ne var ki, CB, 7 Haziran’dan bu yana, her vesile ile yapmış olduğu konuşmada, muhalefet partilerini uyarma gereği duydu. Oysa, onların görüş açıklama ve tavır belirleme dışında herhangi karar alma ve/ya bunları uygulama olanağı yoktu.

CB, Başbakanı görevlendirme konusunda tam üç hafta gecikti.

Görevlendirdiği kişi, hemen yurtdışı seyahate çıktı... Partilerarası ciddi koalisyon görüşmeleri bayram sonrasına kaldı. Haliyle, 45 günlük sürenin dolmasına yaklaşık bir ay kalmış olacak...
Sayın Erdoğan, “seçim sopası”nı her vesile ile kullanıyor... Muhtemelen Hükûmet kurulamaz ise, 45 günlük süre de dolmuş olacak (daha doğrusu “doldurulmuş”) ve “Haydi oyun bitti” diyecek...

Oysa, “dur” diyen ve –kendi deyimiyle- haddini bildiren, yine kendi seçmeni.

‘Milletin tahammülü azalıyor’
CB, geçen Pazartesi yine “iftar konuşması”nda, “milletin tahammülü azalıyor” dedi. Hangi konuda tahammül azalıyor? Eğer hükûmeti kurma konusunda ise, seçimlerin üzerinden 36 gün geçtiği dikkate alınırsa, tercihlerini seçim sandıklarında ortaya koymuş olan seçmenler, kime kızıyor olabilir? Başbakanı sadece 4 gün önce belirlendiğine göre, bu bir özeleştiri olarak da alınabilir. Ya da şöyle yorumlanabilir: Olası seçim ortamını yaratmak için Başbakan atama işlemini bilinçli olarak geciktirdi.

Seçimi değil, koalisyonu zorluyor
Hükümeti kurma süresi olarak öngörülen 45 günlük sürenin amacı, partileri seçime değil, koalisyona zorlamak. Yani, seçim olanağı bir amaç değil, bir araç.

Hatırlatalım: Yasama seçimlerinin Cumhurbaşkanı’nca yenilenmesini öngören 1961 Anayasası md.108, hem süreyi fazla uzun (18 ay) tutuyordu; hem de seçimlerin yenilenmesi için, Başbakan+Cumhurbaşkanı+Meclis Başkanları yetkili idi.

1982 düzenlemesi, 1961’in işlevsiz kalan ve uygulama olanağı bulunmayan md. 108’e bir tepki olarak yazılmış ve kısaltılan süre, hükümetin kurulamaması nedeniyle ortaya çıkacak siyasal istikrarsızlığın önüne geçme amacını öne çıkarmakta.

Kısacası, TBMM Başkanlık Divanı’nın oluşmasından itibaren 45 gün içerisinde Hükümetin kurulamaması durumunda seçimleri yenileme seçeneğinin öncelikli amacı, yeniden seçimler yoluyla siyasal istikrarsızlığı uzatmak ve derinleştirmek değil, seçmen irade doğrultusunda bir an önce yönetimin oluşmasıdır.

Bu nedenle, medyada, sıkça “erken seçim”i dillendirenler, Anayasa ve demokrasi gereği olması gerekeni değil, -belki de- bir kişinin yapmak istediğini meşru kılmaya çalışıyor veya buna araç oluyor, bilerek veya bilmeyerek...

Türkiye bayramı için…
Başta Cerattepe ve Yeşil Yayla gelmek üzere, ülke genelinde çevre ve doğa için direnenler, flora ve fauna dahil “Türkiye bayramı” için mücadele veriyor. Homo sapiens, ancak yaşamın bileşenleri içerisinde var olabilir. Ne var ki, flora ve faunayı yok eden de, “trafik canavarı”nı yaratan da, homo sapiens’in kendisi. “Türkiye bayramı” bilinci yolunda kıyımsız ve katliamsız nice bayramlara…